Mersin nüfusunun yüzde 7,8’i Suriyeli

Okuduğunuz haber
3 YILDA NEDEN YOKSULLAŞTIK?

Kışlık sebze ve meyveler tezgahta

Anasayfa   /    Ekonomi    /    3 yılda neden yoksullaştık?

3 yılda neden yoksullaştık?

Ticaret Borsası Başkanı Özdemir, TÜİK verilerine göre bölgede 618 bin kişinin yoksulluk sınırı altında olduğuna dikkat çekti.

EKONOMİ      09 Ekim 2017 - 09:08     156     0

3 yılda neden yoksullaştık?

MUHAMMET TEZEL

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, gelir olarak Türkiye ortalamasının altında bulunan Mersin-Adana bölgesinin, gelir eşitsizliğinin ve yoksulluk oranının da en yüksek seviyede bulunduğu bölge olduğuna dikkat çekerek,  “Yoksulluk istatistiki değil, insani bir olgudur. Bu durumun getirdiği olumsuz sonuçları doğrudan hisseden yüz binlerce insanımız söz konusudur” dedi.  Mersin-Adana bölgesinin 3 yıl önce Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirten Özdemir,  bölgenin 3 yıl içinde neden yoksullaştığının araştırılması gerektiğini söyledi. Özdemir, yoksulluğun olumsuz sonuçlarının azaltılması için yoksul kesimlere eğitim, kültür ve sağlık gibi kamusal hizmetlerde pozitif ayrımcılık uygulanmasını önerdi, işsizliğin ve yoksulluğun azaltılması için mesleki eğitimin, yatırım teşviklerinin önemine dikkat çekti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2016 Yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, Mersin-Adana bölgesi gelirin en az olduğu, yoksullarla zenginler arasındaki uçurumun en derin olduğu bölge durumunda. Mersin ve Adana’nın toplam nüfusu 3 milyon 975 bini buluyor ve bu nüfusun 618 bini yoksulluk sınırının altında. Mersin-Adana bölgesinde en zengin kesim ile en yoksul kesim arasındaki gelir farkı ise 8,1 kata ulaşıyor. Bir diğer ifadeyle bir yanda on binlerce kişi aylık 1400 lira geçinmeye çalışırken diğer yanda bazı kesimlerin aylık geliri 10 bin lirayı buluyor.

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir,  Türkiye İstatistik Kurumu’nun bu verilerini yorumladı ve yoksullukla mücadele için önerilerde bulundu.

‘Eşitsizliğin ve yoksulluğun en fazla olduğu bölge’

TÜİK araştırmasına göre, Türkiye'de yıllık ortalama kişi başı gelirin 2016 yılında 19 bin 139 lira olarak hesaplandığını kaydeden Özdemir, “Mersin-Adana Bölgesi için ise söz konusu gelir 18 bin 5 lira ile Türkiye ortalamasının yüzde 6 aşağısında yer aldı. Bölgemizde yaşayan en zengin kesim ile en yoksul kesim arasında kişi başı gelir açısından bulunan 8,1 kat fark, bölgemizi gelirin eşit dağılımı açısından tüm bölgeler içerisinde son sıraya yerleştirdi. Diğer yandan Mersin-Adana, yüzde 15,9 ile Türkiye'de göreli yoksulluğun en yüksek olduğu yer. Yoksulluk sınırının 6 bin 533 lira olduğu bölgemizde toplam 618 bin yoksul yaşıyor. Özetleyecek olursak, gelir olarak Türkiye ortalamasının altında bulunan Bölgemiz, gelir eşitsizliğinin ve yoksulluk oranının da en yüksek seviyede bulunduğu yer konumunda” dedi.

‘İstatistiki değil, insani bir durum’

 Bu sonuca basit bir istatistik bulgu olarak bakmanın yanlış olacağına işaret eden Özdemir, “Yoksulluk istatistiki değil, insani bir olgudur. Bu durumun getirdiği olumsuz sonuçları doğrudan hisseden yüz binlerce insanımız söz konusudur. Yoksulluk toplumsal dokumuzu zayıflatan, toplumsal barışa tehdit oluşturan son derece önemli bir sorundur. Yoksulluğun yaygın olduğu bir yerde güven ve huzur olmaz. Bunlar olmadan da birlik ve beraberliğimizi sürdürmekte zorlanırız” ifadelerini kullandı.

3 yılda neler olduğu araştırılmalı

TUİK’in 3 yıl önce yaptığı ilk araştırmada yoksulluk oranında Türkiye ortalamasından daha iyi durumda olan bölgenin, nasıl olup da 3 yıl içinde 26 bölge içinde en kötü duruma düştüğünün çok iyi araştırılmasını öneren Özdemir, “Bu konuda başta üniversitelerimiz olmak üzere, ilgili tüm kurum ve kuruluşlara önemli görevler düşmektedir” dedi.

‘Yoksullara pozitif ayrımcılık tanınabilir’

Özdemir, “Yoksulluğun bölgemiz içindeki coğrafi haritası, ilçe ilçe ve mahalle mahalle, bir an önce çıkarılmalıdır. Ayrıca hangi toplumsal kesimlerde yoğunlaştığı ortaya konmalıdır. Bunun getirdiği olumsuzlukları hayatlarının her alanında hisseden vatandaşlarımıza yönelik olarak iki ayrı önlemler paketi oluşturulması düşünülebilir. Birinci pakette yoksulluğun olumsuz sonuçlarını azaltmayı hedefleyen önlemler yer almalıdır. Gelir yetersizliği nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan dezavantajlı kesimler için gelir yaratıcı projelere öncelik verilmelidir. Eğitim, kültür ve sağlık gibi kamusal hizmetlerin sunumunda bu kesimlere pozitif ayrımcılık yapılabilir. Ayrıca, bu kesimlerin sosyal güvenlik sisteminin sağladığı imkanlardan haberdar olması sağlanmalıdır. Bu imkanlar en iyi şekilde anlatılarak erişimleri kolaylaştırılmalıdır. Bu çerçevede devlet kurumlarımız ve yerel yönetimlerimiz, koordinasyon içinde, kendi üzerlerine düşeni yapmalıdırlar. İkinci pakette ise ilimiz ve bölgemizdeki ekonomik büyümeyi, ülkemiz ortalamasının üzerine çıkaracak önlemlere ağırlık verilmelidir. Yatırım teşvik sistemi yeniden dizayn edilmelidir. Mevcut yatırım teşvik sistemi birçok yatırım türünü kapsamıyor. Bu bağlamda, yatırım teşvik sisteminde sektör ve yatırım türü ayrımı yapılmaksızın, her türlü yatırıma teşvik sağlanması büyük önem taşımaktadır. Yatırımlar açısından IPARD, KOSGEB vb. kurumların teşvik verdiği projelerin kapsamı genişletilmelidir” görüşünü dile getirdi.

‘Temel sorun işsizlik ve mesleksizlik’

İçerisinde bulunduğumuz koşullarda yoksulluğun en önemli nedeninin işsizlik ve mesleksizlik olduğuna işaret eden Özdemir, “Bu sorunun çözümü, yeni iş sahalarının açılarak mesleki eğitime ağırlık verilmesinden geçmektedir.  İşsizlik ve buna bağlı olarak ortaya çıkan yoksulluk sorununun çözümü için, bölgemizdeki yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yatırımların cazip hale getirilmesi öncelikli hedef olmalıdır. Ayrıca, bölgemize dışarıdan yatırımcı çekebilmek için, tanıtım konusuna özel bir önem verilmelidir. Bölgemizin ulaşılabilirliğini artıracak Mersin-Antalya Sahil Yolu, Çukurova Bölgesel Havalimanı, Çeşmeli-Taşucu arasındaki Otoyol bağlantısı, Liman ve Hal Kavşağı yol yapım çalışması gibi projeler bir an önce hayata geçirilmelidir. Mersin’in batı sahil şeridinin tamamen turizm yatırım bölgesi ilan edilerek verilecek turizm teşvikleri bu kapsamda oluşturulmalıdır. Bütün bunlar yapılırsa, bölgemiz ekonomisinin büyüme hızı artacak, istihdam ve gelir yaratma kapasitesi yükselecektir. Yoksulluk konusunda bölgemizdeki kötü gidiş durdurulabilecektir. Ancak bu şekilde yoksulluğumuz ile değil, güzel özelliklerimizle haberlere konu olabiliriz” ifadelerini kullandı.

 

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ