TZOB’dan elma raporu

Okuduğunuz haber
AŞURE GÜNÜNDE BİRLİK MESAJLARI

Kadınlar ‘Müftülük Yasası’nı protesto etti

Anasayfa   /    Mersin    /    Aşure gününde birlik mesajları

Aşure gününde birlik mesajları

Mersin Cemevi’ndeki törene Vali Su, siyasetçiler ve bürokratlar da katıldı.

MERSİN      09 Ekim 2017 - 16:11     1050     0

Aşure gününde birlik mesajları

ABİDİN YAĞMUR

Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi’nin düzenlediği aşure etkinliği Mersin Valisi Ali İhsan Su’yun da katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Mersin Valisi Su’yun aşure etkinliğine katılmasının, devletle Aleviler arasında yeniden bir diyalogun başlaması umutlarını artırdığını söyledi. Vali Su da, “Önemli olan birbirimize olan bağlılığımız, sevgimiz, saygımızdır. Birbirimizi incitmeden, kırmadan bu işleri başarabiliriz, başaracağız inşallah” dedi.

Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi, Muharrem ayının ve 12 İmam Oruçları’nın sona ermesi dolayısıyla aşure etkinliği düzenledi. Cemevi bahçesinde yapılan etkinliğe Mersin Valisi Ali İhsan Su, Mersin milletvekilleri Fikri Sağlar, Aytuğ Atıcı, Serdal Kuyucuoğlu, Hüseyin Çamak, Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkanı Muhittin Pamuk, Mersin Emniyet Müdürü Mehmet Şahne, İl Müftüsü Dursun Ali Coşkun ile çok sayıda yurttaş katıldı.

Gülbeng okunması ve semah dönülmesinin ardından kürsüye gelen Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube Başkanı Pir Hasan Kılavuz,  Muharrem ayı ve aşure geleneği hakkında bilgi verdi.

‘Aşure birleştirici bir unsur’

Kılavuz, “Kimi yerde aşure Nuh’tan kalan bir gelenektir. Bazen çorbadır, bazen tatlıdır. Bin yılların kültüründen süzülen, bu topraklarda mayalanan bir inançtır. Alevi Bektaşi inancının da değişmez geleneğidir. Bu topraklarda birlikte yaşayan halklar bugünü hep kutlamışlar. Birleştirici yegane günlerden biridir aşure” dedi.

Mitolojik olarak Adem Peygamber’den günümüze kadar gelen bu geleneğin icazetler ve mucizelerle dolu olduğuna değinen Kılavuz,  “Bütün peygamberlerin Muharrem ayında kurtuluşa kavuştuklarını din alimleri kuvvetli hadisleriyle bugünlere kadar getirmişlerdir. Nuh Peygamber’in tufandan kurtuluşu, Musa Peygamber’in Firavun’un şerrinden kurtuluşu, İbrahim Peygamber’in Nemrut’un şerrinden kurtuluşu, Yusuf Peygamber’in kuyudan kurtuluşu, Eyüp Peygamber’in yaralarının sağılması, bütün bu hikmetlerin Muharrem ayında olduğuna dair deliller günümüze kadar gelmiştir. Alevilerde, muharrem deyince akla Kerbela gelir. Kerbela deyince akla Hz. Hüseyin gelir. Ona duyulan sevgi ve muhabbet, onun şehadetine duyulan derin üzüntü Alevilerin kadim dervişlerinin ve ulularının mersiyelerine yansımıştır” diye konuştu.

‘Anadolu Alevileri matem orucu tutar’

Kerbela olayının,  Hz. Hüseyin’e de, Yezit’e de ebedi vasıflarını veren tek olay olduğunu kaydeden Kılavuz, “O günden sonra Yezit zulmün ve zalimliğin, Hz. Hüseyin ise haklılığın ve mazlumiyetin timsali olarak anılır. Kerbela büyük bir acının adıdır, kapanmayan bir yaradır. Ehlibeyt bendeleri Kerbela deyince yanıp tutuşurlar.  Peygamberlerin tuttuğu şükür orucu, Kerbela olayından sonra, Anadolu Alevileri tarafından 12 günlük matem orucuna çevrildi ve 12 günlük oruç 12 imama izafe edildi” dedi.

‘Günümüzde her yerde Kerbela yaşanıyor’

Konuşmasında Alevi toplumuna çağrıda bulunan Kılavuz, “Aleviler olarak, hangi ülkede yaşarsak yaşayalım 1338 yıl önce olan bir olay, Kerbela, artık ağlama duvarı olmamalı. Gözyaşı döküp sinemizi dövmemeliyiz. Gözümüzü ve gönlümüzü günümüz dünyasında olan hakikatlara açmamız lazım. Dünün Kerbelası bugün de var. Yaşadığımız dünyada günde 6 bin çocuk susuzluktan ölüyor. Kerbela’yı yaşıyorlar her gün. Dünyada 66 ülkede, 680’den fazla grup arasında savaş var, hep Kerbela’yı yaşıyorlar. Dünyada 900 milyon insan açlığın Kerbelasını yaşıyor. Bunun 642 milyonu Asya ve Pasifik bölgelerinde. 265 milyon insan Afrika’da açlığın Kerbalasını yaşıyor. Latin Amerika’da 53 milyon insan açlığın Kerbelasını yaşıyor. Yakındoğu, Kuzey Afrika’da 42 milyon insan aç ve açlığın Kerbelasını yaşıyor. Gelişmiş ülkelere bakıyoruz, 15 milyon insan aç ve açlığın Kerbelasını yaşıyor. Alevi ve Bektaşiler olarak hangi inançtan olursa olsun, hangi ulustan gelirse gelsin haksızlığa, zulme uğramış insanın acısını, insanlığın ortak acısı olarak görürüz. Nerede zulüm ve yıkım varsa, nerede acı varsa, ister meydanlarda, ister zindanlarda, orası Kerbeladır.  Kerbela olayı Alevi Bektaşi düşüncesinin izdüşümüdür. O günden bugüne aynı zihniyet, aynı zulüm dünyanın her tarafında devam ediyor. Acı, acıyı veren değil, acıyı çeken sorgulanıyor. Baskı yapan değil, baskıya uğrayanlar sorgulanıyor. Günümüzün Kerbela olayları saymakla bitmez. İslam ülkelerine bir bakalım. Afganistan, Irak, Suriye, Mısır, Libya, her gün televizyonlarda izlediğimiz, kılıçtan ve kurşundan kaçarken her gün Kerbelayı yaşayan Mynmar Müslümanları, hep Kerbelayı yaşıyor.  Son 10 yıldır İslam ülkelerinde zulümden, kılıçtan, savaştan kaçanlar, umut ile yola düşen on binlerce insan, Akdeniz’in soğuk sularında sessiz çığlıklarla kaybolarak Kerbela’yı yaşıyorlar” ifadelerini kullandı.

‘Birbirimizi olduğu gibi kabul etmeliyiz’

Kılavuz, “Pirlerimiz bize bu topraklarda hakkı, adaleti, eşitliği, özgürlüğü ve toplumsal birliği miras bıraktılar. Bu miras ışığında, ülkemizde etnik kökenleri ve inançları ne olursa olsun bir arada yaşamak, birbirimizin haklarına saygılı olmak, inancımızın temelini oluşturur. Komşu hakkı kutsaldır. Farklı inanç gruplarıyla komşuyuz. Birbirimizi olduğu gibi kabul etmeliyiz. Kavga, kin, kibir olmamalı. Çocuklarımız birbirlerine düşman olarak büyümemeli. Savaştan uzak, barış içinde yaşamak, tabiatı ve çevreyi korumak çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras olacaktır. Dağlarımızın bağrına o kepçe ve dozerleri sokıp inletmemeliyiz. Ormanları yakmamalıyız. Oradaki canlılar Kerbelaları yaşamamalı” dedi.

‘Diyalogun yeniden başlayacağının göstergesi’

Türkiye’de 25 milyondan fazla Alevinin yaşadığına dikkat çeken Kılavuz, “Din ve inanç özgürlüğü temel bir insan hakkıdır. Laik bir devlette, din devletin elinde değil, inanan insanın vicdanında olur. Laiklik, dinli ya da dinsiz olma hakkını eşit görür.  Diyanet İşleri Başkanlığı’nda reform yapılması çalışmaları 19 yıldan beri devam ediyor. Daha önceleri koalisyon hükümetleri yetersizdirler, başaramadılar ama 2002 yılından beri iktidar olan AKP Alevi çalıştayları başlattı. Bir umuttu, sevindik. Oralarda belli kararlar alınır dedik ama maalesef oralarda da bir sonucu varılmadı ve bir adım ileriye gidilmedi. Biz onun için diyoruz laiklik büyük bir erdemdir. Dinler özü itibariyle hoşgörülüdür. Ama devlet sistemleri içine girince dinler bağnazlaşırlar, gaddarlaşırlar. Onun için diyoruz ki laiklik bir erdemdir.  Mersin bir mozaiktir. Küçük Türkiye’dir. Geçtiğimiz aylarda Sayın bakanın ve AKP il yöneticilerinin bizi ziyaret etmesi, Sayın Valimizin burada olması, il ve ilçe emniyet müdürlerimizin, müftülerimizin burada olması diyalogun yeniden başlayacağının göstergesidir”  ifadelerini kullandı.

‘Birbirimizi incitmeden başarabiliriz’

Mersin Cemevi’ndeki aşure etkinliğinde Mersin Valisi Ali İhsan Su da yurttaşlara hitap etti. Muharrem ayının, tarihte önemli olayların yaşandığı bir ay olduğuna değinen Su,  “Muharrem ayında hepimizin içini acıtan Kerbela hadisesi vuku bulmuştur. Peygamber efendimizin torunu, ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısı buyurduğu Hz. Ali efendimizin ve Fatıma validemizin ciğer pareleri Hz. Hüseyin efendimizin de şehit edildiği aydır. Cenab-ı Hak bizleri Hz. Hüseyin efendimizle ve Kerbela şehitleriyle inşallah cennette buluştursun. Onların şefaatlerine mazhar eylesin diliyorum. Muharrem ayı bu anlamda, ibadetlerin yoğunlaştığı bir ay. Cenab-ı Allah’tan tuttuğumuz oruçların, yaptığımız ibadetlerin ve iyiliklerin kabul edilmesini diliyorum” dedi.

Dünyada, yaşamda her şeyin özünün sevgi olduğuna işaret eden Vali Su, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu dünyada her şeye anlam katan özne sevgidir. Sevgi olmadan hiçbir şeyin anlamı yoktur. Çocuğa annesi sevgiyle bakmaktadır. Yaptığımız yardımları sevgiyle yapıyoruz. Kaynaşma, dayanışma temelinde sevgi olduğu için vardır. Eğer hayatımızdan sevgiyi çıkarırsak o zaman hayatımız monotonlaşır, bir makineden ibaret kalır. O vakit her şeyin özü olan sevgiden, saygıdan, hoşgörüden Hz. Allah bizi ayırmasın. Muharrem ayının sevgimize, saygımıza, hoşgörümüze, birliğimize vesile olmasını diliyorum.  İnşallah bu ayın hürmetiyle saflarımız daha da sıklaşacak, daha da birbirimize kenetleneceğiz ve daha güzel Türkiye’mizi ileri götürmek için gayret edeceğiz. Önemli olan birbirimize olan bağlılığımız, sevgimiz, saygımızdır. Birbirimizi incitmeden, kırmadan bu işleri başarabiliriz, başaracağız inşallah.”

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ