Ahilik kutlamaları başladı 

Okuduğunuz haber
ÇOCUKLARA OYUN TERAPİSİ

En Sevilen bitkiler burada üretiliyor

Anasayfa   /    Mersin    /    Çocuklara oyun terapisi

Çocuklara oyun terapisi

MEÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü'nde 'Çocuk Oyun Terapi Odası' kuruldu. Önümüzdeki yıl Mayıs ayında faaliyete geçirilmesi planlanan oyun terapi odasında terapiler Arş. Gör. Ozan Kayar ve Arş. Gör. Zümrüt Bellur Mübarek tarafından yapılacak.

MERSİN      19 Eylül 2017 - 16:28     707     0

Çocuklara oyun terapisi

Mersin Üniversitesi(MEÜ)Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü'nde 'Çocuk Oyun Terapi Odası' kuruldu.Mersin Üniversitesi basın merkezinden yapılan açıklama göre, gönüllülerin maddi ve oyuncak yardımıyla ve Psikoloji bölümü hocalarının desteğiyle oluşturulan terapi odasında terapiler Arş. Gör. Ozan Kayar ve Arş. Gör. Zümrüt Bellur Mübarek tarafından yapılacak. Önümüzdeki yıl Mayıs ayında faaliyete geçirilmesi planlanan oyun terapi odasından yola çıkarak; 'oyun nedir, çocuğun oyunla ilişkisi nasıldır, oyun terapisinin amaçları nelerdir' sorularının yanıtlarını merak ettik. Klinik Çocuk Ergen Psikolojisi alanında çalışmalar yapan ve bu alana gönül veren Arş. Gör. Ozan Kayar ile görüştüğümüzde oyunun çocuğun hayatında ne denli önemli bir yer tuttuğunu öğrendik. 'Kuş uçar, balık yüzer, çocuk oynar' sözleriyle çocuk için vazgeçilemeyecek bir unsur olan oyunun biz yetişkinler için de hayatı kolaylaştırdığını söyleyen Arş. Gör. Kayar, gerek anne-babalar gerek eğitimciler gerekse içindeki çocuğu önemseyenler için oldukça dikkate değer şeyler söyledi.

Nedir çocuğun ya da hepimizin hayatında oyun? Ne gibi işlevleri vardır?

Büyüme ve gelişme; bedensel, ruhsal, bilişsel ve toplumsal olmak üzere dört alanda oluyor. Oyun öyle bir şey ki bu alanların hepsine hizmet edebiliyor, hepsini geliştirebiliyor.

Oyunla birlikte enerji boşaltıyoruz, rahatlıyoruz, kendimizi ifade ediyoruz, hayal gücümüzü kullanıyoruz, diğerleriyle ilişki kuruyoruz. Bunların dışında kontrol duygusu sağlıyor bize, bir şeyin sonucunu istediğin gibi değiştirebilme becerisi. Oyundaki en önemli unsurlardan biri; kontrol çocuğun elinde, ip atlamayı seçerse de, itfaiye arabasıyla oynamak isterse de, bebek eviyle oyun kurmayı seçerse de kontrol onda. Bu ona, ‘oyunun sonucunu istediğim gibi değiştirebilirim' duygusu veriyor. Beğenmediyse başka bir son seçebilir, onu da beğenmedi başka bir son oluşturabilir. Çocukların hayatlarında hep kontrolü ellerinden alıyoruz; çişini şu zaman yapacaksın, sakın şunu yapma, böyle davranma, öyle deme, böyle deme... Oyunda ise kontrol tamamen onun elinde; isterse bir cüce olabilir, isterse bir dev olabilir, isterse kötü bir insan olabilir, isterse iyi. Kimse ona ‘ne kadar ayıp, nasıl kötü bir insan olursun’ demiyor. Koşulsuz olarak onun duygularını, düşüncelerini ve seçimlerini kabul var. O zaman oyunda çok makul bir sınırın olmasıyla, alabildiğine bir özgürlüğün yaşanması söz konusu olabiliyor. Buradaki kontrol, geleceği planlama, yapabileceklerinin tümünü yapma anlamında; hepsi çocuğun uhdesinde, kontrolü altında.

Oyunun yaşı var mı?

'Kuş uçar, balık yüzer, çocuk oynar' diyor bir düşünür. Oyun çocuğun hayatının olmazsa olmazı, hepimiz bu eğilimle doğuyoruz aslında. Öte yandan çocukta 3-6 yaş, oyun dönemi olarak kabul edilir. Ama 6 yaşından sonra oyun bitmemeli. Her türlü işimize, gücümüze, eğitim faaliyetimize oyunu dahil edebiliriz. Gelgelelim oyunu hayatımızdan, eğitim sistemimizle birlikte çıkarıyoruz. Oyun okullarda çocukların hayatından çıkarılıyor. İç karartan ve insanı yaralayıcı bir biçimde öğretmenler iyi bir şey yaptıklarını düşünerek, ‘vallahi biz ne resim yapıyoruz, ne müzik, ne beden eğitimi yapıyoruz, onun yerine matematik çözüyoruz’ diyorlar. Çocukların ellerinden oyunlarıyla beraber, en başta belirttiğim 4 temel alandaki gelişme fırsatlarını da alıyorlar.

Oyun olmazsa ne olur?

Çocuğun hayatı kısır kalır. Yetişkin için de geçerli bu. Her şeyi görev gibi yapmaya başlarız. Eğlenceyi, yaratıcı eylemi hayatımızdan çıkarmış oluruz. O yüzden iyi ki oyun ve oyuncaklar var. Oyunu çocuğun dili olarak kabul ediyoruz. Özellikle çocuğun hayatından oyunu ve oyuncakları çıkarırsak çocuğun dilini, sözcüklerini, bir tür kendini ifade etmebiçimini elinden almış oluruz. Çocuklar yetişkinler gibi kendilerini açık ifade edemezler. Bunun yerine oyunları ve oyuncakları kullanırlar.

Bununla birlikte oyunsuz bırakılan çocukların yaratıcılıkları da biter, özgürlükleri, kendini sınamaları da biter. Oyunun en önemli işlevlerinden biri de kendini sınamadır, ‘nereye kadar yapabiliyorum, nereye kadar yapamıyorum’, bu sınırlarını fark ediyor çocuk, kendini tanıyor. Çok sevdiğim bir laf var, ‘insanlar yaşlandıkları için oyun oynamaz değillermiş, oyun oynamadıkları için yaşlanırlarmış’. O yüzden kendi hayatımızdan oyunu çıkarttığımız zaman, bu sanat olabilir, karşılıklı etkileşimli oyunlar olabilir, hem yaşam doyumumuz azalıyor hem de yetişkinliğin çoğu zaman duygusuz, heyecansız, tekdüze dünyasında kayboluyoruz. Eğitim de, ilişkiler de çok kuru bir şekle bürünüyor. Onun için yaşamımızdan oyunu hiç çıkartmamız gerekiyor.

Oyunda anne-babanın rolü nedir?

Elbette çok mühim rolleri olabilir. Çünkü, çocuk için anne ya da babayla oyun oynamanın tadı bambaşkadır. Ancak, bizim ülkemizde anne babalar açısından bu konuda yanlış uygulamaların olduğunu da söylemeden geçmemeli. Çocukların çok fazla oyuncağı var; bir çocuğun 20 tane arabası, bebeği ya da peluş oyuncağı olur mu? Oyun çocukla oynanması gereken bir şeyken, oyuncak çocuğun önüne atılıp tek başına oynaması bekleniyor. Haliyle çocuk da oynamıyor. Çocuk oynamayınca da anne-babalar bundan çocuğu mesul tutuyorlar. Oysa her akşam belli bir zamanı çocuklarıyla oyun oynamaya ayırsalar bu sayede hem hoş bir ilişki kurma ve sürdürme durumu söz konusu olacak, hem de çocuklarını okuyup, tanıyacaklar. Çoğu ailede durum böyle olmayınca anne babalar hem bu fırsatlardan kendilerini mahrum ediyorlar hem de ebeveynle kurulan ilişkiden çocuklarını mahrum ediyorlar. Oyunsuz ama çok oyuncaklı çocuklar var günümüzde.

Oyun terapisi nedir?

Oyun terapisi, duygu, düşünce ve davranışlarında zorlanmalar yaşayan çocuklara psikolojik yardım hizmetinde bulunmayı amaçlayan ve bunu yaparken de oyun ve oyuncakları kullanan bir psikoterapi yöntemi. Oyun ve oyuncaklar aracılığı ile çocukların ihtiyaçlarını ifade etmelerine yoğunlaşan özel bir süreç. ‘Çocuklar cezalandırılma ya da yargılanma korkusu sebebiyle söyleyemediklerini, duygularını oyuncakları kullanarak ve oyunlarla daha kolay gösterebilirler.’ varsayımına dayanan en yaygın kullanılan çocuk psikoterapisi yöntemlerinden biri.

Oyun terapisinde terapistin rolü nedir, neler yapar?

Her terapiden önce amaçlarımız ve hedeflerimiz vardır, çocuğun ve aile sisteminin yararına ulaşmayı hedeflediğimiz davranışlar vardır. Bu hedeflere ulaşma sürecinde terapist ne anne-baba ne de öğretmen rolünde oyun terapisinde. Sabırlı, çocuğun hızında ilerleyen birisi. Bunun dışında empatik, ilgili, samimi ve dürüst. Terapide çoğunlukla çocuğa uyum sağlanır, sözel ifadelerle çocuk kısıtlanmaz, yargılanmaz. Güvenli ve koşulsuz bir kabulün olduğu bir ortam sağlanır terapist tarafından. Seansı çocuğun yönetmesine izin verir, onun önünü açar. Amacı, konuşmak değil, konuşturmaktır. Çocuğun problemine değil, çocuğa odaklanır. Onun bilgeliğine ve kendi kendini iyileştirme gücüne güvenir. Bu bahsettiğim ilkeler çocuğu merkeze alan oyun terapisi sürecinde benimsenir. Bunun dışında, bazı durumlarda çocuğun aktif olarak yönlendirilmesine de gereksinim duyabilir terapist, öyle zamanlarda daha farklı bir rolü ve yöntemi benimser.

Oyun terapisine ne zaman ihtiyaç duyulur?

Çevreleri üzerinde yetişkinlere nazaran kontrolleri daha az olan çocukların problemlerle baş etme becerileri henüz gelişmemiştir. Bazen aile işlevselliğinin bozuk oluşu,

bazen ağır yaşam olayları, bazen akranlarla ilişkili sorunlardan dolayı, bazen de duygusal ya da fiziksel bir engelden ötürü duygularını dışa vurmada zorlanan çocuk, bunu ya kendi içine yönelterek depresyon, kaygı gibi sorunlar yaşar ya da dışarıya saldırgan, yıkıcı tutumlarla belli eder. Her iki durumda da çocuğun hayatında yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Aile bunu fark eder ama bu sorunların nedenine dair kendisine doğru açıklama yapamaz, çocuğunun davranışlarını, düşüncelerini, duygularını okuyamaz, bu da aile ve çocuk arasında bir gerilim yaratır.

Öte yandan Virginia Axline diyor ki; bize gelen çocukların hepsine saygı duymamız gerekiyor. Çünkü bu çocuklar, ümitsiz bir savaşta çırpınıp duruyorlar, kendi kendilerine bir çıkış yolu bulamıyorlar, çünkü ellerinde donanım yok. Bu noktada da çocuk psikoterapisti devreye giriyor diyebiliriz.

Oyun terapisinin amacı nedir?

Oyun terapisi çok geniş bir alanda kullanılıyor aslında. Öncelikli amacı çocuklara duygusal ve davranışsal problemleriyle başa çıkma konusunda yardımcı olmak. Çekingen, depresif, aşırı içe dönük, kaygılı, sosyal yönden becerileri eksik, duygusal sorunları olan çocuklarda işe yarıyor. Boşanma, deprem, kaza gibi travma yaşamış ya da istismar mağduru çocuklarda oyun terapisi müdahalesi ile travmanın yıkıcı izlerinin yetişkin yaşama taşınması önlenebiliyor. Ayrıca otizm, özgül öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi gelişimsel psikopatolojiler, kendine zarar verme, vurma, ısırma gibi saldırgan ve yıkıcı davranışlar, uyku problemleri, okul problemleri, gibi durumlarda da olumlu sonuçlar alınabiliyor.

Bunun dışında bu tarz problemleri olmayan çocukların bile özgüvenlerinin, özsaygılarının, problem çözme ve kendilerini ifade etme becerilerinin gelişmesinde oldukça etkili bir yöntem. Sağlıklı çocuklarda; davranışsal ve düşünsel becerilerin, kişiler arası ilişkilerin, kendini ifade etme becerilerinin geliştirilmesinde işe yaradığını gösteren onlarca çalışma var.

Anne-babanın oyun terapisinde ne gibi bir rolü var?

Çocuklarla psikoterapide ebeveynin rolü inanılmaz önemlidir. Aile bireyleri arasında görünmeyen ipler vardır. Anne, baba ve çocukların, hatta büyük ebeveynlerin birbirlerini karşılıklı olarak ciddi anlamda etkileme potansiyelleri vardır. Bu etkinin gücünün farkında olarak çocukla çalışmak gerekir. Terapiye yalnızca çocukla devam eder, anne babayı ya da sistemin diğer öğelerini dışarıda bırakırsak bu etkiyi görmezden gelmiş oluruz. Bir diğer durum, terapist çocukla oyun seanslarıyla bir yol alır ancak aile sistemine müdahale etmezse, düzenli ebeveyn seanslarıyla süreç desteklenmezse terapistin çocukla bireysel olarak inşa ettiği süreci anne-baba evde bozar. Çünkü, biz o çocuğu haftada bir saat görürken, onunla bir saatlik bir ilişki kurma imkanımız varken, kalan zamanlarda o çocuk anne-babasının etkisindedir. O yüzden çocukla çalışırken annelerin de, babaların da, hatta öğretmenlerin de desteğine ihtiyaç duyarız. Bu yolculuğa hep birlikte çıkarız.

Bu odayı yapmanızdaki amacınız neydi, ne zaman faaliyete geçecek?

Psikoloji Bölümü olarak gerek hocalarımız gerekse biz asistanlar psikoloji biliminin kuramsal ve uygulamalı alanlarda ilerlemesi adına elimizden geleni yapıyoruz. Her birimizin mesleğini ve psikoloji bilimini gönülden sevmesi bunun en önemli sebebi. Bölümümüz oyun terapisi odası da uygulamalı araştırmalar, süpervizyon faaliyetleri ve 3-13 yaş arasındaki çocuklara psikolojik sağaltım gerçekleştirmek amacıyla oluşturuldu. Öğretim elemanlarımızın uygulamalı eğitimleri devam ettiği için, önümüzdeki yıl mayıs ayı gibi danışan almaya başlamayı umut ediyoruz” Haber merkezi

 

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ