‘Şeker Fabrikaları AVM’ye dönüşecek!’

Okuduğunuz haber
HEK°MLER,YıPRANMA  HAKKı  °ST°YOR

Hentbolcular destek bekliyor 

Anasayfa   /    Mersin    /    Hekimler,yıpranma  hakkı  istiyor

Hekimler,yıpranma  hakkı  istiyor

Mersin Tabip Odası Başkanı Ful Uğurhan,14 Mart Tıp bayramı kapsamında yaptığı açıklamada, acil servislerden özel hastanelere, kamu hastanelerinden aile sağlığı merkezlerine kadar bütün sağlık sistemi içinde hekimlerin ağır koşullarda çalıştığını  belirterek, “ Emekli hekim ücretlerinin meslek örgütümüzün belirlediği düzeylere yükseltilmesini istiyoruz. Performansa dayalı ek ödeme yerine emekliliğimize yansıyacak, güvenceli, tek bir işte çalışarak ihtiyacımızı karşılayacak düzeyde, hakkımız olan ücret elde etmek istiyoruz. Şimdiye kadar birçok defalar söz verilmesine rağmen bir türlü yerine getirilmeyen yıpranma payı hakkımızı istiyoruz.” Dedi

MERS°N      13 Mart 2018 - 16:50     820     0

Hekimler,yıpranma  hakkı  istiyor

Abidin Yağmur

Mersin Tabip Odası Başkanı Ful Uğurhan, acil servislerden özel hastanelere, kamu hastanelerinden aile sağlığı merkezlerine kadar bütün sağlık sistemi içinde hekimlerin ağır koşullarda çalıştığını söyledi. Uğurhan, “Biz hekimler, her basamağında bin bir sorunun yaşandığı mevcut sağlık sistemin mağdurları olarak özveri ve fedakârlıkla yaptığımız işimizi, emeğimizin maddi ve manevi karşılığını alacak şekilde daha iyi çalışma koşullarında sürdürmek istiyoruz” dedi. CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da, piyasalaşan sağlık sisteminin halka şifa dağıtamadığını vurguladı.

Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. Ful Uğurhan, 14 Mart Tıp Bayramı kutlamaları öncesinde düzenlediği basın toplantısında hekimlerin sağlık sistemiyle ilgili eleştirilerini ve taleplerini gündeme getirdi.

“Bir 14 Mart Tıp Haftası'na daha başarısız sağlık politikalarının yol açtığı sorunlar ve yerine getirilemeyen vaatlerin yarattığı hayal kırıklıkları ile girdik” diyen Uğurhan,  15 yıldır uygulanmakta olan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın çöktüğünü ileri sürdü.

Bir KHK ile geldi, bir KHK ile gitti

Uğurhan,  “Prime dayalı Genel Sağlık Sigortası sisteminde, prim borçlu sayısı 5 milyon kişiye ulaşmış, 2016 yılı verilerine göre 20.2 milyar SGK açığı, 15 yılda 6 misli artan sağlık harcamaları, tedavi giderlerinin 15.1 milyardan 50.6 milyara çıkması GSS’yi çıkmaza sokmuş, sağlık hizmetlerinde maliyetin düşeceği iddiasını boşa çıkarmıştır. Katkı ve katılım payları yani cepten yapılan ödemeler, temel teminat paketi dışında kalan hizmetlere ücret ödenmesi zorunluluğu vatandaşı mağdur etmiştir. Koruyucu ve birinci basamak tedavi hizmetlerinin bütüncül olarak sunulduğu, çalışanların ekip ruhuyla çalıştığı sağlık ocaklarımız yerine, rekabetçi ve güvencesiz çalışma düzeninin dayatıldığı, bölge tabanlı hizmet yerine kayıtlı nüfus üzerinden hizmetin verildiği aile sağlığı merkezlerinde, koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşılarak, poliklinik hizmeti ağırlıklı bir hizmet sunumuna dönüşmüştür. Sağlıkta verimlilik-kârlılık gibi ticari söylemlerle yola çıkılıp,  bir KHK ile getirilip başka bir KHK ile  çok başlılık, verim düşüklüğü gibi nedenlerle kaldırılan ve ömrü sadece 6 yıl sürebilen Kamu Hastane Birlikleri yapılanmasının sonlandırılarak tekrar başa dönülmüştür” dedi.

‘Acillerde hekimlerin can güvenliği yok’

Türk Tabipler Birliği ve bağlı odalar olarak, sağlıkta dönüşüm programı konusunda senelerdir uyarılarda bulunduklarını dile getiren  Uğurhan,  “Performans sistemi ve döner sermaye bütçe uygulaması kaldırılarak merkezi yönetim bütçesinin esas alınması, GSS’nin kaldırılarak ülkede tüm insanları kapsayacak, kimsenin cepten ödeme yapmayacağı, finansmanı genel bütçeden karşılanacak bir sosyal güvenlik sistemi uygulanmalıdır” diye konuştu.

Uğurhan, sağlık sektöründe yaşanan sıkıntıları şöyle özetledi: “Ülke çapında bugün sayıları 100 ü bulmuş tıp fakültelerinde, tıp öğrencileri nitelikli eğitim alma şansından yoksun olarak mezun olmaktadırlar. Mezun olan öğrencilerden bazıları güvenlik soruşturması bahane edilerek atanamamakta ve mesleklerini icra etmeleri engellenmektedir. Asistan hekimler, ağır çalışma koşulları altında ezilmekte, dayanışma yerine rekabetçi sistemin yarattığı olumsuz koşullar nedeniyle tükenmektedirler. Yaygın, erişimi kolay, güler yüzlü sağlık hizmeti verilecek yerler olacak diye tanıtımları yapılan aile hekimliği birimlerinde çalışan aile hekimleri angarya işlerin altında ezilmektedirler. Toplum Sağlığı Merkezleri'nde çalışan hekimler o gün ne iş yapacağını ve nerede görevlendirileceğini bilmeden işe başlamaktadırlar. Nüfusun tamamından daha fazla başvuru yapılan acil servislerde ve 112’ler de çalışan hekimler can güvenlikleri olmadan çalışmaktadırlar. Her gün beş işçinin yaşamını yitirdiği ülkemizde işçi sağlığı üzerinde çalışan iş yeri hekimleri, birer taşeron işçi olarak, oluşturulan ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde,  uygun olmayan koşullarda düşük ücretlerle çalışmaktadırlar. Sağlık Bakanlığı dışında çalışan kurum hekimlerinin yaşadıkları mağduriyetler göze dahi görünmemekte, adeta yokmuş gibi sayılmaktadırlar. Özel hastanelerde ciro baskısıyla, iş güvencesiz olarak, kamu hastanelerinde performans sisteminin baskısıyla kışkırtılmış sağlık hizmeti talebini karşılamak zorunda kalarak, kamu özel işbirliği olan devasa şehir hastanelerinde buna ek olarak uzamış mesafelerde hastalarına yetişmeye çalışmak zorunda kalmaktalar. Üniversite hastanelerinin eğitim araştırma görevinden çok klinik hizmetleri verilen kurumlara dönüştürülmesi sonucu, performans baskısı altında çalışan öğretim üyeleri eğitim ve araştırma yapmaya fırsat bulamamaktadır.”

‘Sağlık sisteminin mağdurlarıyız’

Hekimleri, ‘her basamağında bin bir sorunun yaşandığı mevcut sağlık sistemin mağdurları’ olarak niteleyen Uğurhan, “Biz hekimler özveri ve fedakârlıkla, gece gündüz demeden yaptığımız işimizi, emeğimizin maddi ve manevi karşılığını alacak şekilde ve hastalarımıza layık oldukları özeni gösterebileceğimiz daha iyi çalışma koşullarının oluştuğu bir ortamda sürdürmek istiyor ve bu 14 Mart'ta da taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz: Halen açlık sınırının biraz üzerinde, yoksulluk alt sınırında olan emekli aylıklarımız yüzünden tam da  artık dinleneceğimiz zamanlarda tekrardan yoğun tempoda çalışmak zorunda kalmak istemiyoruz. Emekli hekim ücretlerinin meslek örgütümüzün belirlediği düzeylere yükseltilmesini istiyoruz. Performansa dayalı ek ödeme yerine emekliliğimize yansıyacak, güvenceli, tek bir işte çalışarak ihtiyacımızı karşılayacak düzeyde, hakkımız olan ücret elde etmek istiyoruz. Şimdiye kadar birçok defalar söz verilmesine rağmen bir türlü yerine getirilmeyen yıpranma payı hakkımızı istiyoruz.”

‘Bu sistem şifa dağıtamıyor’

Mersin Tabip Odası’nda düzenlenen basın toplantısına, CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da katıldı. Geçtiğimiz aylarda Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasını hatırlatan Atıcı, “Bizler hekim olarak doğmadık ama içimizdeki hekimlik aşkı çocukluktan beri vardır. Tıp fakültesinde bizim beynimiz, ruhumuz insanın yaşaması üzerine formatlanmıştır, kurgulanmıştır, birinci sıraya insan sağlığını, halk sağlığını koymak üzere yetiştirilmiş hekimleriz. Bize ne yaparsanız yapın halkın salığını korumaya yemin etmiş insanlarız ve bu yeminimizden asla dönmeyeceğiz. O yüzden bizle uğraşabilirsiniz, içeri atabilirsiniz, emekliliklerimizi vermeyebilirsiniz, yıpranma paylarımızı vermeyebilirsiniz ama hiçbir zaman, hiçbir siyasetçi hekimin geldiği mertebeye gelemeyecektir. Halkın gönlünde hekimlerin yeri siyasetçilerden çok çok yüksektedir. Bunu hazmedemeyen siyasetçiler, iki satırlık kanun teklifi değil mi, kapatırız tabip odasını diyecek kadar ileri gitmiştir. 14 Martlarda biz, kendi sorunlarımızı, kendi sorunlarımızdan önce halkın sorunlarının nasıl çözüleceğini yetkililerle paylaşmayı görev biliriz. Sağlığın piyasalaştırılması konusunda da çok ciddi tepkimizi gösteririz. Sağlık piyasalaştırıldığı zaman halkın sağlığı bozulur. Şehir Hastaneleri yapıldığında binanın dış görünüşü güzel olur ama vatandaşlarımız şifayı o duvarlardan değil, hekimin elinden aldığını bilir. Maalesef bugünkü sağlık sistemi, gerek sağlıkta dönüşüm programıyla, gerek şehir hastaneleriyle geldiğimiz durum şudur: 5 dakikada bir randevu veren sistem. İnanmıyorsanız girin sisteme bakın 5 dakikada randevu veriliyor mu? 5 dakikada merhaba bile diyemezsiniz. 5 dakikada şifa dağıtan bir sistem asla başarılı olamazlar. İnsanlar şehir hastanelerine gidiyor ve iyileşemiyor. Bir kişinin yılda hekime başvurma sayısı 9. Bu AB’nin rakamları çok üzerinde. Bu sağlık sistemi şifa dağıtmıyor. Bizim isteğimiz sağlık hizmetlerinin herkese eşit, herkesin ulaşabileceği ve kaliteli, herhangi bir katkı payı alınmadan verilmesidir” ifadelerini kullandı.

 

 

 

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ