Aranan 38 kişi yakalandı

Okuduunuz haber
‘HZLA TÜKETYORUZ’

3. Lig'de Play-off Heyecanı

Anasayfa   /    Gndem    /    ‘Hızla tüketiyoruz’

‘Hızla tüketiyoruz’

*Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz 4. Kalite Sempozyumu’nda yaptığı  konuşmada, insanların hızla tüketime yöneldiğini belirterek, “Bir Amerikalı’nın ortalama bir insandan 24 kat daha fazla tükettiği günümüzde, eğer herkes bir Amerikalı kadar tüketirse 5, bir Avrupalı kadar tüketirse 3, bir Türkiyeli kadar tüketirse 2 tane daha gezegene ihtiyacımız olacak. “ dedi

GNDEM      09 Mayis 2018 - 16:47     1023     0

‘Hızla tüketiyoruz’

*Mersin Valisi Ali İhsan Su ise, Kaliteyi yakalayabilmek için insanları her anlamda kaliteli hale getirmek gerektiğini  belirterek,” Kaliteyi yakaladığımızda ülkemizi, dünyamızı daha iyi hale getirebiliriz. Bunun içinde kaliteyi neyin üzerine oturtmamız gerekiyor. Kar marjlarını yükseltme platformu üzerine değil insana daha iyi hizmet etme, insanımızı daha mutlu etme platformu üzerine kurmamız gerekiyor” diye konuştu .


Abidin Yağmur


Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Dünya Bankası verilerine göre 7.2 milyarlık dünyada 3.7 milyar insanın yoksulluk, 1 milyar insan açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğine dikkat çekerek, “Rekor düzeyde üretebildiğimiz halde milyonlarca insan neden yoksulluk ve açlık sınırı altında yaşıyor. Tarihin en konforlu döneminde yaşayan, şanslı insanlar olarak her şeye sahip olmaya çalışıyor ve hızla tüketiyoruz. Başka bir dünya mümkün. Tüketim çağının ayaklarımıza taktığı prangalardan kurtulmayı gerçekten isteyelim yeter” dedi.

Mersin Büyükşehir Belediyesi, MESKİ ve Türkiye Kalite Derneği (Kalder) tarafından düzenlenen 4. Kalite Sempozyumu, Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapıldı.

4. Kalite Sempozyumu’nun açılışında konuşan Mersin Valisi Ali İhsan Su da, insanlık ilerledikçe, ürettikçe daha iyisini arama, daha iyisini bulma çabasının geliştiğini, günümüze geldiğimizde artık her ürün için tek tek kalite standartları belirlendiğini kaydetti.Vali Su, “Bu çabalar iletişimde de kaliteyi öngören bir süreci başlattı. Çünkü en büyük sıkıntıyı insanlık olarak iletişimde çekiyoruz. İletişimde birçok yeni modellerin de devreye girmesiyle beraber en önemli konu iletişimde kalite oldu. İletişimi çok iyi yapabilirsiniz. Ama bunun beraberinde sorun çözme yeteneğinin de olması gerekiyor. Diyelim ki kamu kurumlarında çalışanlarımızı iletişim konusunda eğittik. Ama o bireyin sorun çözme beceresi yoksa o zaman yine vatandaşa bir faydası olamayacak. Yani geldi çok güzel iletişim kurdu, sorununu çözemedik. O zaman yine kaliteyi yakalayamıyoruz. O zaman iletişimde kaliteyi yakalayabilmek için aynı zamanda sorun çözme becerilerinin de insanımıza verilmesi gerekir.  Kaliteyi yakalayabilmek için insanlarımızı her anlamda kaliteli hale getirmeliyiz. Kaliteyi yakaladığımızda ülkemizi, dünyamızı daha iyi hale getirebiliriz. Bunun içinde kaliteyi neyin üzerine oturtmamız gerekiyor. Kar marjlarını yükseltme platformu üzerine değil insana daha iyi hizmet etme, insanımızı daha mutlu etme platformu üzerine kurmamız gerekiyor” dedi.

 

Anadolu kültüründe standart ve kalite örneği

Sempozyumun açılışında konuşan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, “Sonu kaliteye varılacak bir yolda sorulacak en güncel ve isabetli soru kalite kavramının niçin gerekli olduğu, hangi sorunumuza cevap oluşturduğudur. Mükemmellik Modeli’nin ilk basamağı olan temel konu standartlardır. Kalite yönetim sistemi, müşteri memnuniyet yönetim sistemi, bilgi güvenliği yönetim sistemi, çevre yönetim sistemi, iş sağlığı ve güvenliği yöntemi standartlarını tamamlamadan bir üst basamağa yükselmek mümkün değildir” dedi.

Kocamaz, standart denildiğinde ilk akla gelenin 1502 tarihli Sultan 2. Beyazıt imzasını taşıyan Bursa Belediyesi Kanunu olduğunu, bu kanunun çöreklerden meyvelere, sebzelerden mücevherata kadar her alanda satılan ya da imal edilen ürünlere kalite, boyut, imalat şekli ve ambalaj standardı getirdiğini kaydetti.

Kocamaz, “Bu kadim kanun günümüz için bile hâlâ harika ölçütler içermektedir.  Anadolu’nun Türkleşmesinde kritik rol oynayan, mal ve hizmetlerin etik kurallarını koyan Ahilik teşkilatının temelleri ise 13. Yüzyıla kadar uzanır. Bazı usul ve esasları 1924’e kadar yaşayan Ahilik ve lonca teşkilatlarımız etik değerler, ürün ve hizmet kalitesi bakımından öncü kuruluşlardır” diye konuştu.

 

‘Amerikalılar kadar tüketirsek 5 gezene daha ihtiyacımız var’

20. Yüzyılda dünya nüfusunun 4 kat, üretimin 22 kat, fosil yakıt tüketiminin 14 kat arttığını belirten Kocamaz, “Daha çok üretmek ve kazanmak hırsına dayalı bu hesapsız kitapsız tüketimin sonucunda dünyamızın kendini yenileme kapasitesi hızla azaldı. Ekolojik ayak izimizi devasa boyutlara taşıyarak dünyanın biyo kapasitesini maalesef çaresiz bıraktık. Doğal olarak küresel sorunlarımız başladı. Bir Amerikalı’nın ortalama bir insandan 24 kat daha fazla tükettiği günümüzde, eğer herkes bir Amerikalı kadar tüketirse 5, bir Avrupalı kadar tüketirse 3, bir Türkiyeli kadar tüketirse 2 tane daha gezegene ihtiyacımız olacak” dedi.

 

78 milyar dolar üretim var ama 1 milyar insan aç

IMF verilerine göre dünyanın Gayrisafi Yurtiçi Hasılasının 78 trilyon dolar olduğunu kaydeden Kocamaz, “Dünya nüfusu 7.2 milyar olduğuna göre kişi başına 11 bin dolardan fazla üretim düşmektedir. Bu devasa tabloya karşılık başımızı yere eğdiren bir başka tablo daha var. Dünya Bankası verilerine göre yoksulluk sınırı günlük 2 dolar, açlık sınırı ise günlük 1 dolardır. Dünya Bankası verilerine göre 7.2 milyarlık dünyada 3.7 milyar insan yoksulluk, 1 milyar insan açlık sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir. Nasrettin Hoca’nın, emanet ettiği ciğeri kediye yediren hanımına dediği gibi, bu kediyse ciğer nerede, bu ciğerse kedi nerede. Aslında ciğerin nerede olduğunu hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Rekor düzeyde üretebildiğimiz halde milyonlarca insan neden yoksulluk ve açlık sınırı altında yaşıyor. Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir diye buyuran bir peygamberin ümmeti olarak, sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz diyen Yunus Emre gibi bir aşk insanını, yurtta barış, dünyada barış diyen büyük Atatürk’ü çıkaran bir millet olarak bu sorunun cevabını en iyi bizler biliyoruz. Tarihin en konforlu döneminde yaşayan, şanslı insanlar olarak her şeye sahip olmaya çalışıyor ve hızla tüketiyoruz. Kendimizden başka her şeyi ve herkesi maalesef köle gibi görüyoruz. Herkesten ve her şeyden bizi mutlu etmesini bekliyoruz. Aslında işin doğrusu doğru sevmeyi bilmiyoruz. Oysa sevmek sahip olmak değil, sahiplenmektir. Sorumluluk üstlenmektir. Korumak, kollamak, geliştirmeye çalışmaktır. Mutlu olmakla yetinmeyip mutlu etmeyi de bilmektir. Ben değil biz merkezli düşünebilmektir. Hakkımız ile birlikte sorumluluklarımızı da düşünme, doğru sevmeyi öğrenme zamanı. Başka bir dünya mümkün. Tüketim çağının ayaklarımıza taktığı prangalardan kurtulmayı gerçekten isteyelim yeter” ifadelerini kullandı.

 

‘Tüketim insanların kim olduğunu belirler hale geldi’

 Dünyada kalite ve üretim anlayışının zaman içinde değiştiğine işaret eden Kocamaz, “Son 50 yılda ne pahasına olursa olsun daha çok kazanmak için daha çok üretmek anlayışından daha insancıl ve daha çevreci bir üretim anlayışına ulaşılması umut vericidir. Ancak üretim alanındaki bu olumlu gelişmeye karşın tüketim anlayışı olumsuz bir seyir izlemiştir. 50 yıldan daha az bir sürede insanlık ihtiyaç odaklı tüketimden konfor odaklı tüketime sürüklenmiştir. Refah ölçütü olarak daha çok tüketmeyi, daha çok tüketebilmek için daha çok üretmeyi, daha çok üretebilmek için daha çok kaynak tüketmemizin sonunda ulaştığımız nokta maalesef tüketim toplumudur. Ulaştığımız bu son noktada birey, ihtiyaçlarını giderdiği oranda değil moda ve trendleri takip ettiği oranda tatmin olmaktadır. Tüketim insanların kim olduklarını ya da kim olmak istediklerini belirlemede önemli bir araç haline gelmiştir. İnsanlar artık başkalarına yetişmek, geçmek ve bir önceki yılı aşmak istemektedir” dedi.

 

9 yapraklı sevgi çiçeği

Sürdürebilir üretim ve tüketim için çıkış noktasının sevgi ve merhamet olduğunu kaydeden Kocamaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Uluslararası kabul gören 9 yapraklı bir verimlilik çiçeği var. O çiçeğin yapraklarında şunlar yazıyor. Sosyal ortaklık, ekonomik büyüme, rekabet ve kalite, yenilikçilik ve teknoloji, istihdam, iş organizasyonu, sağlık ve güvenlik, beceri ve yeterlilikler, çevrenin korunması. Gelin verimlilik çiçeğine sevgi çiçeği ile destek verelim. Sevgi çiçeğimizin dokuz yaprağına şunları yazalım. Sevgi ve saygı, anlamak ve empati, çevre bilinci, insan hakları ve refahı, insan sorumlulukları, korumak ve geliştirmek, şefkat ve hoşgörü, bilinçli tüketim, hayvan refahı. Gelin daha konforlu yaşatmak için daha çok tüketmek, daha çok tüketebilmek için daha çok üretmek kısır döngüsünü kıralım. Dünyamızın geleceğini, gelecek kuşakların hak ve hukukunu koruyacak, sürdürülebilir yaşam döngüsünü mümkün kılacak, sevgi odaklı medeniyeti kurma onurunu hep birlikte yaşayalım.”

 

‘Farklı bir iş yapma modeli bulunmalı’

Kalder Başkanı Buket Eminoğlu Pilavcı da,  “Bu kadar hızlı değişen dünyada değişmek yeterli değil, dönüşmek yeni bir iş yapma biçimine doğru yol almalıyız. Bunun içinde doğru bir modelin rehberliğine ihtiyaç var. Kalite artık tek boyutlu, sadece işin ya da hizmetin kalitesini anlatan bir şey değil. Hayata bütünsel bakmayı gerektiren, işin her yönüyle mükemmelliği arzulayan ve onun peşinde koşan bir anlayışı gerektiriyor. Ülkemizin rekabet gücünü artırmak ve refah sağlamak farklı bir iş yapma biçimine dönüşmekle mümkün. İletişim araçları bu kadar gelişiyorken nasıl iletiştiğimize bakmak gerekiyor. İletişimin etkisi aslında bütünsellikten geçiyor. Ne kadar bütünsek, özde taşıdığımız değerleri ne kadar ifade edebiliyorsak o kadar başarılı iletişim kuruyoruz” dedi.

YORUM EKLEYN

X

Dikkat! Su tekil edecek, yasad, tehditkar, rahatsz edici, hakaret ve kfr ieren, aalayc, kk drc, kaba, pornografik, ahlaka aykr, kiilik haklarna zarar verici ya da benzeri niteliklerde ieriklerden doan her trl mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk ierii gnderen ziyaretilere aittir.

X

Habere hi yorum yaplmam. lk yorumu siz yapn.

GNN MANETLER