Tarladaki sebzeyi don vurdu 

Okuduğunuz haber
‘TÜRKİYE İHRACATÇI KONUMA GEÇEBİLİR’

Kuyucuoğlu, Köylerde

Anasayfa   /    Ekonomi    /    ‘Türkiye ihracatçı konuma geçebilir’

‘Türkiye ihracatçı konuma geçebilir’

Türkiye’nin Bakliyatta  ihracatçı konuma geçebileceğine dikkat çeken sektör temsilcileri,Tarım Bakanlığı nezdinde havza modeline adım atılmasını bekliyor. Bakliyat sektörü Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Havza Modeli’ne vakit kaybedilmeden geçilmesini bekliyor. Bu sayede Türkiye’deki toplam bakliyat üretiminin 2 milyon tona çıkarılmasının hedeflendiğini belirten MTSO 3 No’lu Meslek Komitesi Başkanı H. Ergün Aral, “Ülkemiz işte o zaman tam anlamıyla ihracatçı konuma geçecektir”  dedi.

EKONOMİ      10 Ekim 2017 - 15:49     111     0

‘Türkiye ihracatçı konuma geçebilir’

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 3 No’lu Hububat, Bakliyat ve Dış Ticaret Meslek Komitesi Başkanı Hasan Ergün Aral, Milli Tarım Projesi olarak belirlenen ancak uygulanması noktasında halen bir adım atılmamış olan Hava Modeli’nin vakit kaybedilmeden başlanmasını beklediklerini söyledi. Havza Modeli ile ülkenin 940 ayrı havzaya ayrıldığını hatırlatan Aral, bu proje ile hangi bölgede hangi ürünün yetiştirilebileceğini ve hangi ürünlerin destekleneceğinin belirlendiğini hatırlattı. Bu projenin hayata geçmesi ile birlikte bakliyat sektöründe toplamda 2 milyon tonluk üretim hedeflendiğini kaydeden Aral, “Yurtiçindeki tüketimimizin yaklaşık 1,2 milyon ton olduğunu göz önünde bulundurursak, 8 bin ton bakliyatı da doğrudan ihraç edebileceğimizi söyleyebilirim. Mevcut durumda ise toplam üretimimiz 1 milyon ton civarında. Yani kendi ihtiyacımızı dahi karşılayamıyoruz. Talepleri Kanada, Amerika, Meksika, Hindistan’dan karşılamak durumunda kalıyoruz” dedi.

Türkiye’nin mevcut durumda tarım ihracatının 14-16 milyar dolarlar aralığında olduğunu hatırlatan Aral, yalnızca bakliyat üretiminin 2 milyon tona çıkarılıp 800 bin tonluk ürünün ihraç edilmesi halinde bakliyat ihracatından 1 milyar dolarlık gelir elde edilebileceğini  söyledi .Böylece Havza Modeli’ne geçilmesi halinde ihracat rakamlarının istenilen seviyelere yükselebileceğini vurgulayan Aral, rakamların en az 25-30 milyar dolar seviyesine yükselmesi gerektiğini söyledi. Yüzölçümü Türkiye’den çok daha küçük olan Hollanda’nın dahi tarım ve hayvancılıktan elde ettiği ihracat gelirinin 70-80 milyar dolar civarında olduğunu anlatan Aral, Türkiye’nin rakamlarının kabul edilebilir bir seviyede olmadığını dile getirdi.

Bakliyat çiftçisinin artık bakliyat ekimini unuttuğunu vurgulayan Aral, Havza Modeli’ne geçilmesi ile birlikte destekleme sisteminin oturacağını, böylece ekimin de artacağına inandığını söyledi. Üretimin yalnızca Güneydoğu Anadolu ile sınırlı kalmayıp İç Anadolu, Doğu Anadolu’ya hatta fasulye üretiminde Çanakkale’ye dahi yayılabileceğini ifade eden Aral, “Unutulmamalı ki bakliyat, ekildiğinde toprağı da besleyen, topraktaki azotu dengeleyen bir bitki. Özellikle nadas bölgelerinde ekimi oldukça ideal. Ancak bu fırsat değerlendirilmiyor” diye konuştu.

Sektör temsilcileri olarak Havza Modeli’nin tam destekçisi olduklarına işaret eden Aral, bu konunun yeniden gündeme getirilmesini istediklerini söyledi.

 “Avrupa’nın en büyük tohum bankasıyız”

Bakliyatta Avrupa’nın en büyük tohum bankasına sahip olduklarını da hatırlatan H. Ergün Aral, ancak bu bankadan da istenildiği ölçüde yararlanılmadığını dile getirdi. Havza Modeli’ne geçilmesi ile birlikte doğacak yeni tohum ihtiyacının bu bankadan karşılanabileceğini ifade eden Aral, şunları söyledi:

“İhtiyaç ölçüsünde tohum temin edebilecek altyapımız bulunmakta. İyi bir koordinasyonla çalışmaya başlanırsa hiçbir eksiğimiz yok. Biran önce çiftçilere gerekli eğitimlerin verilip kırmızı mercimek şu bölgede, yeşil mercimek, nohut bu bölgelerde yetiştirilecek diye harekete geçilmeli. Sertifikalı tohum ekerseniz şu kadar destek vereceğiz, ekmezseniz destekten yararlanamazsınız gibi kurallar belirlenmeli. Dünyada bu yöntem kullanılıyor.”

 “Dünya bakliyat yılı etkinlikleri farkındalığı artırdı”

2016 yılının Dünya Bakliyat Yılı olduğunu ve tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlandığını da hatırlatan H. Ergün Aral, bu etkinliklerin tüketicilerde bir farkındalık yarattığını, bakliyat tüketimi ve sağlıklı beslenme arasındaki ilişkinin öne çıkmasıyla bakliyat tüketiminin dünyada artmaya başladığını söyledi. Ancak artan talebi ürün yetersizliği nedeniyle karşılamakta zorlandıklarını kaydeden Aral, en kısa sürede Türkiye’nin bakliyat üretimini artırması gerektiğini yineledi.

Mevcut durumda Türkiye’de bakliyat rekoltelerinin önceki yıllarla benzerlik gösterdiğini, kırmızı mercimek dışındaki ürünlerde istenilen üretim rakamlarına ulaşılamadığını dile getiren Aral, nohut üretiminde ise özel bir sıkıntı yaşandığını bildirdi. “Nohutta özel bir durum var” diyen Aral şöyle konuştu:

“Türkiye’de üretilen nohudun 2-3 sene önce yüzde 50’si 7-8 mm boyutlarındaydı. Yüzde 25’i 8-9 mm’di ve kalan yüzde 25’i de 10 mm çıkardı. Ancak son iki senedir gerek bilinçsiz tarım gerek kuraklık nedeniyle durum kötüye gidiyor. Artık çıkan ürünün yüzde 75’i 7-8 mm boyunda, yüzde 25’i 8-9 mm. 10 mm ürün ise hiç kalmadı. İri mal olmadığı için de maalesef tüm iri malları ithal eder olduk. 7-8 mm olan ürünü ise paketlemekte dahi zorlanıyoruz çünkü tercih edilmiyor.”

 “Kooperatif sistemi de çözüm olabilir”

Üretim sorununun kooperatifleşme ile çözümlenebileceğine de dikkat çeken H. Ergün Aral, yurtdışındaki örnekleri anlattı. Yurtdışındaki kooperatiflerin hükümetlerin gösterdiği bankalar tarafından desteklendiğini ifade eden Aral, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ülkelerde devlet kooperatif altyapısını kurup geri çekiliyor. Bu yöntem Türkiye’de de uygulanabilir. TMO gibi bir model düşünülebilir. TMO, 1994’te bakliyat alımını kesmeden önce nasıl çiftçinin elindeki fazla ürünü alıp destekliyordu. Şimdi de kooperatifler köylünün ürünü çıktığında, Haziran ayında mercimek, Temmuz’da nohut, Eylül’de fasulyeyi alabilir. Çiftçi satamadığı yerde ürününü kooperatife devretsin. İhtiyacı varsa parasını o sırada alsın, ihtiyacı yoksa ürün değerlendiği dönemde talep etsin. Ancak bu kooperatifin altyapısını önce devlet kurup sonra özel sektöre devretsin. Bizler işletiriz. Lisanslı depoculuk sistemi ile sorun çözülmez. Kooperatifleşmek gerek.”

 “Kurulu tesisler tam kapasite çalışamıyor”

Mevcut durumda üretimin yeterli olmaması nedeniyle Mersin’deki kurulu tesislerin tam kapasite ile çalışamadığına işaret eden Aral, ihracat pazarlarında da sıkıntı yaşandığını, BM alımlarının yeterli gelmediğini, iç piyasada ise rekabet nedeniyle istenilen verimin alınamadığını ve sektör temsilcilerinin sıkıntı yaşadığını söyledi.

Bakliyat tüketimini artıracak yeni çalışmalar sürdürüldüğünü bildiren Aral, “İstanbul’da bakliyat unu üzerinde çalışmalar var. Son dönemlerde bilindiği üzere gençlerin tüketim alışkanlıkları değişti. Hazır gıdalara yöneliyorlar. Özellikle unlu gıdaların besin değerinin artması adına normal buğday ununa bakliyat unu karıştırılması çalışmaları var. Ekmeklerde, poğaça, simitlerde bakliyat unu ilaveli buğday unları kullanılmasıyla ürünün besin değerinin artırılması planlanıyor. Ancak çalışmalar henüz çok yeni. Birkaç tanınmış un firması karışımlı un üretimlerine başladı. Bunun tam olarak yerleşmesi ile bakliyat sektörü için yeni bir kapı açılmış olacak. Biz de bu çalışmaları yakından takip ediyoruz” dedi.Haber merkezi

 

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ