Baro’da tartışmalı genel kurul

Okuduunuz haber
‘YALNZCA MLLETN VEKL OLACAĞM'

‘3600 ek gösterge her memura verilmeli’

Anasayfa   /    Rportajlar    /    ‘Yalnızca milletin vekili olacağım'

‘Yalnızca milletin vekili olacağım'

İYİ Parti Mersin Milletvekili 4. Sıra adayı Ülkü Sincar, siyasete atılmaya nasıl karar verdiğini gazetemize Güney’e anlattı. Ülke gündeminden kadın sorununa, Mersin'in kanayan yarası mülteci problemine kadar birçok başlığı konuştuğumuz Sincar, " Milletvekilliğim ilk gündeme geldiği vakit şöyle dedim; bu yola çıkacaksam kimsenin değil, yalnızca milletin vekili olmama izin veriyorsanız kabul ediyorum" dedi.

RPORTAJLAR      10 Haziran 2018 - 15:40     695     0

‘Yalnızca milletin vekili olacağım'

Diyar ŞİRİN (ÖZEL RÖPORTAJ)

ÖNCE KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ? KİMDİR ÜLKÜ SİNCAR?

ÜLKÜ SİNCAR: 10 Ocak 1977 Mardin Savur doğumluyum. 1989 yılından beri Mersin'deyim. Piri Reis Ortaokulunu bitirdim. Ardından Mersin Tevfik Sırrı Gür Anadolu Lisesinden okudum Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdim. Uluslararası para piyasaları üzerine master yaptım. 2000 yılında iş hayatına atıldım. Çok uluslu bir şirketin yönetim kurulu başkanlığını yaptım. 2007 yılından sonra Kentucky Üniversitesi Uluslararası İlişkiler, Ortadoğu ve Avrasya Jeopolitiği üzerinde doktoramı tamamladım şu anda doçent olmaya hazırlanıyorum. Aynı zamanda da dünyada 5 kişi olan Ulusal Finans Güvenliği Uzmanıyım. para piyasalarının ülkelere verdiği zararı araştırıyorum.

 

SİYASETE ATILMAYA NASIL KARAR VERDİNİZ?

ÜLKÜ SİNCAR: Ben zaten vatandaşlık bilinci çok kuvvetli bir insanım. Aynı zamanda da daha önce Kerkük'ten gelen, oradaki iç savaşları gören bir çeşit mülteci çocukta diyebilirsiniz. Mesela ben 5 yaşındayken Türkiye'ye 3 günlük bir kaçış serüvenimiz vardır. Oradan Mardin'e gelen iç savaşı, ölümleri gören biriyim. Biz akşam iftarda top mu atılıyor, çatışmamı çıkmış anlayamazdık terörün sıcağı sıcağına yaşandığı senelerde. Bütün çocukluğum insanlık dramlarıyla geçti. Aynı zamanda da geniş ve büyük bir ailenin kızıyım, töre cinayetleri kız çocuklarının okutulmaması gibi konularda da orada bu dramlara şahit biriydim. Son 16 yıl da ülkenin yaşadığı bütün sorunların farkında olan biriydim. Sosyal medyadan gerek ekranlardan olanlarla ilgili ciddi uyarılar yapıyordum, bunları hep gündeme getiriyordum. Birçok yere başvurup, sosyal medya ve ekranlardan sonuç alamayınca baktık ki ülke tıkanıyor. Hatta ben anakonda yılanı gibi sarıldığımız düşünüyorum ve artık bir yerden başlamak gerekiyor dedim.

Türkiye'nin bir alternatife ihtiyacı vardır. 29 yıldır Mersin'deyim ve buralıyım. Bu kentte iş kurdum, burada okudum, burada anne oldum. Mersin'de yaşamanın, iş bulmanın, okumanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Bu sorunları en net bir şekilde meclise taşıyabileceğimi düşünüyorum.

Benim milletvekilliğim ilk gündeme geldiği vakit dedim ki; bu yola çıkacaksam kimsenin değil, milletin vekili olmama izin veriyorsanız kabul ediyorum demiştim.

 

KADIN SORUNUNA HANGİ ÇERÇEVEDEN BAKIYORSUNUZ?

ÜLKÜ SİNCAR: Ben arap ülkelerinden geliyorum ve hep şunu söylerim; nüfusumuzun neredeyse yarıya yakını kadın. Ülkeyi bir beyin olarak ele alırsak beyninin yarısını dışarı atan bir toplumun başarılı olması mümkün müdür? Beyninin ya da vücudunun diğer yarısını kullanamayan bir insan sakattır. ülkelerde de aynı şey geçerli. Arap ülkelerinde de aynı şey geçerli, doğuda da geçerli. Hep şunu diyorum ben; bay değil, bayan değil, beyin! Bunu biz annelerden başlayarak öğretmeliyiz. Sonuçta bir birey temel eğitimini anneden alır. Bundan sonra benim şahsen yapacağım en önemli şeylerden biri önce zihin ve psikolojik olarak değişim için çalışmak. İnsanın toplumsal rolleri vardır. Örneğin doktor doktordur onun bir cinsiyeti yoktur. Orada bay veya bayan ayrımı yapamazsınız. Yani cinsiyet bir toplumsal roldür, annelik bir toplumsal roldür, meslek bir toplumsal roldür. Doğal olarak bunların ayrımını yapmak en önemli şeydir. Önce bayanlarımızın bu kimliğini kullanmaları gerek. Bizi erkeklerden ayıran tek ayıran taraf çocukları tek başına yetiştirme sorumluluğumuzun olması. Ama bu demek değildir ki iş yaşamında devasa başarılar elde edemeyeceğiz. Ama mevcut durumda ya dekor olarak görüyorlar kadınları ya da verimi düşük olarak görüyorlar.

 

VEKİL OLMANIZ HALİNDE ÖNCELİKLİ MÜDAHALENİZ NE OLACAKTIR?

 

ÜLKÜ SİNCAR: Önce şunu söyleyeyim ben pozitif ayrımcılığa da karşıyım. Kadın erkek diye ayırmamalıyız. Ben herkesi beyin ve iş olarak görürüm.Bakın bu bir sitem sorunudur. Çalışma saatlerimizle ilgili örneğin çok büyük sorunlarımız var. Evet doğumdan sonra kadına birtakım izinler veriliyor emzirme izni gibi ama yetmez. Annenin çocukla psikolojik paylaşımı gerçekleştirecek zamanı kalmıyor. Yani bu Türkiye'nin genel çalışma prensibiyle ilgili. Sistemi değiştirmediğiniz zaman lokal olarak ne yaparsanız yapın, o anneye de o çocuğa da katkı sağlayamazsınız. Kadın çalışma hayatından men olmamalı ama ciddi iyileştirmeler yapılması gerekiliyor. Mesela bizim parti programlarımızda iki ve üç yaşından sonra çocuklarımıza ön kreş, bebek üniversitesi diyoruz biz ona. Ve bu bebek üniversitesinde çalışan anne ile çocuğunda uzmanlar eşliğinde kaliteli zaman geçirmesini sağlamak. Bu önemli bir adım. Buna benzer diğer çalışmalarımız da var.

 

SİZCE MERSİN’İN EN ACİL SORUNU NEDİR?

 

ÜLKÜ SİNCAR: Mersin geneliyle ilgili derin bir sorunumuz var. Kentin bir tanımı yok yani bir tarım kenti değil, bir turizm kenti değil, liman kentiydi o da şu anda neredeyse iptal İskenderun limanı faal. Yani iş alanı karakteristik özelliği olmayınca genel bir tanımı da yok. En ciddi mülteci göç alan kentlerden biri. Kalkınma Bakanımız buradan aday ama yüzde 62 işsizlik oranı var ve bunun yarıya yakını kadınlarımız. Ya da kaçak çalışan kadınlarımız yani hiçbir sosyal güvencesi olmayan kayıt dışı dönen çok ciddi yüzde 30'a yakın mülteci kadın sorunumuz var. Bırakın sosyal yaşam içinde olmayı. Yine esnafın yükü çok ağır vergilerden ve girdilerin yüksekliğinden dolayı. En durumda mülteciler ucuz iş girdisi sağlıyor. Kaçak daha rahat çalışabiliyor. Bu hem onların sömürülmesi demektir hem bizim insanımızın işsiz kalması demektir. Önce bunu çözmek gerekir. Bana göre mültecilere yapılacak en büyük iyiliğin evlerini geri vermektir. Ülkelerini geri vermektir. Bu da dış politikada ciddi değişimler yapmakla mümkün olur.

Artı Mersin'deki mülteciler daha sosyo-ekonomik durumu düşük, savaşın travmalarını daha ağır yaşamış ve buraya gelmiş insanlar. Doğal olarak bu insanlar fiziken ve ruhen çok sağlıklı değiller. Mersin'in göç sosyolojisi yaralı, hastalıklı kötü bir göç durumu söz konusu. Şimdi biz bu insanlarla beraber yaşıyoruz ama onları rehabilite de etmiyoruz. Bir rehabilitasyon alanımız da yok ve karmakarışık bir arada yaşıyoruz.

 

MİLLETVEKİLİ OLDUĞUNUZ TAKTİRDE KADIN SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK ORTAK ÇALIŞMA YÜRÜTMENİZ GEREKİRSE NASIL BİR YOL İZLERSİNİZ?

ÜLKÜ SİNCAR: Elbette çağdaş, demokratik, cumhuriyet kadınlarına ve özellikle kız çocuklarına yönelik her türlü olumlu çalışma için ortak noktada tabi ki buluşurum. Atatürk'ün eğitimli cumhuriyet kadınlarını yetiştirmek üzere her türlü çalışma için ben varım.

 

SON OLARAK VATANDAŞ NEDEN İYİ PARTİ'YE OY VERMELİ?

ÜLKÜ SİNCAR: Birincisi bakın zor dönemlerden geçiyoruz. Bu zor dönemi atlatmak için Türkiye rahat bir nefes almalı. Devlet yönetmek bir evi yönetmeye benzemez. Bir sürü insanın canını, malını, ailesini ve çocuklarını sırtında taşımak gerekir. Bu liyakat gerektirir. Bu işi yapabilecek profesyonel insanlar gerektirir. Üstelik ki normal bir ülke devralmıyorsunuz. Çok sıkıntılı bir ülke teslim alıyorsunuz. Bunu çözecek şu anda Türkiye'nin en iyi kadroları İYİ Parti'de. Sadece eğitimli değil, bu işe gönül vermiş, karakteriyle dik durmuş bakın sadece eğitim yetmez öz eğitim de öz şevkatte gereklidir. Ve geleceğe yönelik bir parti, gençlik hareketi, kadınların hareketi. Bu ülkede bütün sorunları çözebilecek, en azından bunun için elinden geleni yapacak en iyileri İYİ Parti kadrosunda. Hatta bir çoğumuz dünyada ender eğitim seviyesinde olan dışarıda ve içeride destek verebilen çok kabiliyetli ve yetenekli insanların bir araya geldiği yer. Biz bu ülkenin sorunlarını en kısa sürede çözebiliriz. Nefes alsın Türkiye diyoruz. Biz yolda geçerken inanın kimseye gitmeden insanlar koşarak geliyor. Çünkü onlar kurdu bizi onlar istedi. Medyada yer almadık, mitinglerimiz engellendi, gazetelere çıkamadık, insanlarla iletişim kuramadık onlarca suçlamaya maruz kaldık bunlara rağmen hala millet sahip çıkıyor. Çünkü millet kurdu. Bu yüzden İYİ Parti.

YORUM EKLEYN

X

Dikkat! Su tekil edecek, yasad, tehditkar, rahatsz edici, hakaret ve kfr ieren, aalayc, kk drc, kaba, pornografik, ahlaka aykr, kiilik haklarna zarar verici ya da benzeri niteliklerde ieriklerden doan her trl mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk ierii gnderen ziyaretilere aittir.

X

Habere hi yorum yaplmam. lk yorumu siz yapn.

GNN MANETLER