Yürü ya kulum…

Koray Erçin Çelikkaya: 1925’te Nacir hocanın görevden ayrılmasıyla Hamit İzol bize güvendi ve görevi bize teslim etti. O dönem şansta yanımızda oldu. Allah yürü ya kulum dedi. Şampiyon olduk. Bu sezonda benim açımdan başarılı geçti. 150 bin TL bütçeli Meskispor’u kümede bıraktık

Yürü ya kulum…

RÖPORTAJ : Ahmet Sütcü

Spor Toto Bölgesel Amatör Lig 5.Grup’ta Büyükşehir Belediyesi Meskispor’u çalıştıran Koray Erçin Çelikkaya ile yaptığımız röportaj sizlerle…

Koray Erçin Çelikkaya kimdir? Kendinizi bizlere tanıtabilir misiniz?

Doğma büyüme Mersinliyim. Sporcu bir aileden geliyorum. Babam ve annem eski sporcu. Babam ayrı olarak futbol hakemliği yaptı.  Onların sporla iç içe olması münasebetiyle bizimde futbola karşı ve spora karşı bir ilgimiz oldu.  Futbola başladım. Futbol oynadım. Üniversitede beden eğitim öğretmenliği okudum. Bu zamana kadar hayatımız futbolla geçti. Hala futbolla hem geçimimi sürdürüyorum hem de yaşamımı sürdürüyorum. Futbolun haricinde başka hiçbir işle uğraşmadım. Mezitlispor, Niğdespor, Muşspor, Vanspor, Düzcespor gibi birçok takımda forma giydim. Ardından futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük yapmaya karar verdim. Şu anda Bölgesel Amatör Lig 5.Grup takımlarından Meskispor’da teknik direktörlük görevini üstleniyorum.

 

Daha antrenörlük görevinizde yolun başındayken hemen teknik direktörlük görevine başladınız. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçen sezon değil ondan önceki sezon Hamit İzol, Yenişehirspor’u aldığında Muzaffer hocanın yardımcılık görevini yaptım. Tam düzen oturmadığı için o döneme pek bir şey diyemiyorum. Ertesi sene İdman Yurdu 1925 adıyla yola çıktık. Mehmet Nacir hocamın yardımcı antrenörlük görevini üstlendim. Onun istifasıyla göreve ben getirildim. Çok değişik bir duygu. Daha tam yardımcı antrenörlük yapamadan teknik direktörlük yapmaya başladım. Hesapta kitapta olmayan şeyler. Hayatta plan yapmanın çok saçma olduğunu ben geçen sene öğrendim. Hayat sana bazı şeyleri getiriyor. Hamit başkanın bize güvenmesi beni çok şaşırttı. Lakin göreve gelmemizin ardından Allah yürü ya kulum dedi. Yürüdük gittik. Bazı dezavantajlarım vardı. Bazı avantajlarım da vardı. Takımdaki çoğu sporcu benim takım arkadaşımdı. Futbolu bıraktıktan sonra 6 ay 1 sene sonra hemen onlara teknik direktörlük yapıyorsun. Bunun bazı eksileri de oldu. Bunun artıları da oldu. Benim için iyi bir tecrübeydi. Hatalar yapılır ama doğruları yapmaya çalıştık. Ardından başarı geldi. İlk senede şampiyon olduk ve Bölgesel Amatör Lig’e yükseldik.

 

Artık bir teknik direktörsünüz. Tüm sorumluluk sizde. Sevapta sizin günahta sizin.Teknik direktörlük kariyerinde Erçin Çelikkaya’yı değerlendirebilir misiniz?

Yardımcı antrenörlüğü çok yaşamadım. Bir şey diyemiyorum. Hatalarımda olmuştur. Yardımcı antrenörlük kolay. Çünkü sorumluluk almıyorsun. Üstünde bir hocan var. Tüm sorumluluk onda. Gördüğün şeyleri uyarabiliyorsun. Hocalığa geçince kararlar sana ait. Vermiş olduğun karardaki sorumluluk omuzlarına ağır yük veriyor. Geçen sene çok zorlandığım zamanlar oldu.  Mersin’de bu işi yapmak çok zor. Kendi kariyerim anlamında başarılı görüyorum. Süper Amatör’de 2 mağlubiyet yaşadım. Bu sene de 2 mağlubiyetim var. İlk yarı İdman Yurdu 1925 takımını çalıştırırken İçel İdman Yurdu’na mağlup olduk, ikinci yarı ise Meskispor’u çalıştırırken de İçel İdman Yurdu’na mağlup olduk. Sezonun ilk yarısında ilk 2 maçta İdman Yurdu 1925 ile mağlup olduk. Lakin bu maçları saymıyorum. Çünkü cezam nedeniyle takımın başında sahaya çıkamadım. Kendi adıma başarılı bir sezon oldu. Meskisporda teknik direktörlük görevine getirildiğimde önümde çok zor 6 maç vardı. Bu 6 maçta; Talasgücü, İskenderunspor, Göremespor gibi takımları mağlup ettik. Ceyhanspor ve İdman Yurdu 1925 ile berabere kaldık. İçel İdman Yurdu’na ise mağlup olduk. Çok zor 6 maçtan 11 puan çıkardık. Bu sezonki Meskispor’un maliyeti 150 bin TL. İçel İdman Yurdu’nun şampiyonluğu ile otomatik olarak ligde kaldık. Bu sezon benim açımdan başarılı geçti. Mutluyuz.

 

Teknik direktörlük kariyerinizde en çok sevindiğiniz an hangisiydi?

Teknik direktörlük kariyerimde bu yıl 2.sezonum. En çok sevindiğim maç kesinlikle Silifke Belediyespor maçı. Süper Amatör Lig Play-Off Grubu’nu 1.sırada bitirdik. Ardından Bölgesel Amatör Lig’de şampiyonluğu kıl payı kaçıran ve 3.Lig’in kapısından dönen Silifke Belediyespor ile play-off maçına çıktık. Maçı 1-0 geriden gelmemize rağmen 2-1 kazandık. Teknik direktörlük kariyerimdeki ilk şampiyonluğum. En çok buna sevindim ve asla unutmayacağım.

 

 

Bu sezon Ceyhanspor’dan aldığınız 1 puan ile ligde kaldınız. Lakin totale baktığınızda ise bu 1 puan sizi de ligde bıraktı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim futbolculuğum döneminde Mersin’den 3 tane şampiyon çok rahat çıkartabilirdik. Ligin statüsü  seni buna mecbur kılıyor. Ben Ceyhanspor’dan 1 puan alamasaydım şu anda Ceyhanspor şampiyondu ve ben küme düşmüştüm. Ligin statüsü seni bunu yapmaya itiyor. Bu statü varsa bunun adı şike falan değildir. Aynı durumda Pozantı da olsa başka takımda olsa aynısını yapar. Geçen sene Silifke veya İçelspor’un önünü açmayan Mut İdman Yurdu hem ligden düştü hem de şu anda kapanmanın eşiğine geldi. Niye ben kendi şehrimden bir takımı şampiyon yapıp kümede kalmak için bir avantaj sağlamak için mücadele etmeyeyim. Statü seni buna zorluyor. Bu statüyü ben koymadım ki federasyon koydu. Futbolun doğruları var. Lakin statüye göre de kendini konumlandırmak zorundasın.

 

Kariyerinizle ilgili planlarınız nedir?

 

Kariyer planlanmamla ilgili bir düşüncem yok. Çünkü çok kısa bir sürede neler yaptım görüyorsunuz. Ben antrenörlüğe başlarken bu kadar kısa bir sürede bunları yapabileceğimi düşünmemiştim. 2 yılda yaşadıklarımı hiç hesaplamadım. Lakin işimi en iyi şekilde yapmak istiyorum. Okuyorum araştırıyorum. Danışıyorum. Soruyorum. Kendimi geliştirmek için çok çaba sarf ediyorum. Ben bilimin futbolda neler söylediğini de biliyorum. Bir futbolcunun maça çıkarken ayaklarının titremesini de biliyorum. Bunu avantaja çevirerek kariyerimi sürdürmek istiyorum.