Ünal’dan eğitim vurgusu!

Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosuna alınacak 22 kişi için Mersin’e gelerek jüri üyeliği yapan Cihan Ünal ile sınav sonrası bir araya geldik. Gerçekleştirilen sınavın jüri başkanlığını yapan tecrübeli oyuncu ile Yeşilçam, günümüz sineması ve oyunculuk sektörüne dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ünal’dan eğitim vurgusu!

Son zamanlarda üniversitelerde tiyatro bölümlerinin çoğaldığını vurgulayan Ünal, bu bölümlere giden öğrencileri yeteri kadar eğitecek hoca olmadığını ve eğitimde iniş çıkışların olmaması için bu hocaların, hem sayılarının hem de hocalık vasıflarının yeterli olabilmesi için çaba harcanması gerektiğini belirtti.

Oyunculukta, oyuncuları değerlendirirken birçok şeyin etkili olduğunu kaydeden başarılı oyuncu, “Oyunculukta, fizik özelliği önemli. Bu fizik, güzellik anlamında değil, sahne üzerinde uygun duruyor mu, vücut dilini bize yansıtabilecek sahne ışığı var mı?... Yetenek dediğimiz şey, oyuncunun yüzündeki ve gözlerindeki ışıktır. Oyuncuda bizi etkileyen şey; duygularını, gözlerindeki ışıkla sahneden seyircilere yansıtabilmesidir. Bunu yaparken; dili kullanışı, ses kalitesi, sesini kullanıştaki yeteneği, müzik kulağı ve ritim duygusu, nefesini doğru kullanması... Bunların hepsinin bir arada değerlendirildiği bir durumdur. Oyunculuk dediğimiz, çok zor ve meşakkatli meslek” dedi.

 

“YEŞİLÇAMDA SESLİ ÇEKİM YOKTU”

Yeşilçam döneminde çekilen filmlerin zor şartlarda çekildiğine dikkat çeken Ünal, o dönemde çekilen filmlerde sesli çekimin mümkün olmadığını ifade etti. Yeşilçamda bazı oyuncuların seslendirmesini başka isimlerin yaptığını söyleyen Ünal, “Aktörün kendi oynadığı rolün sesini, nefesini bir başkası verdiği zaman tuhaf bir durum oluyordu. Yeşilçam’da maalesef böyle bir dezavantaj vardı, fakat öyle seslendirmeler vardı ki, oyuncunun oyunundan daha iyiydi. O zamanların senaryoları hep zengin kız fakir oğlan ya da fakir kız zengin oğlan gibi konulardı. Oyunculukta, rejisör-oyuncu ilişkisindeki o derin tartılar, yoktu. Bir cümlenin altını birlikte tarayıp, oyun ve oyuncu için bir yön çizildiğini pek göremiyorduk. Şimdiki sinemada sesli çekim, ışık, derinlik, rejisör-oyuncu arasındaki diyalog çok daha iyi durumda” diyerek Yeşilçam ve günümüz sineması hakkındaki düşüncelerini dile getirdi.

 

 

“ÜLKEDE EĞİTİM SEFERBELİĞİ YAPILMASI GEREKİYOR”

Tecrübeli oyuncu Ünal, ülkemizdeki insanların Atatürk’ün açtığı yolda çağdaş bir şekilde eğitilmesi gerektiğini belirterek, “Maalesef ülkemizde eğitim oranı yüzde olarak çok düşük. Ülkemizde eğitim seferberliği yapılması gerekiyor. Atatürk’ün açtığı yolda çağdaş bir eğitim verilmesi lazım. O eğitimden geçen insanların, sanat noktasında istekleri, arzuları, beğenileri farklı olacaktır. Hani hep derler ya, “Tiyatro bir okuldur”, diye... Bence tiyatro sadece bir okul değil; okumuş, yazmış aydın insanların gelip burada gördükleri ile duygusal, ruhsal doyuma ulaştıkları, beğenilerini, estetik zevklerini daha da geliştirdikleri bir yerdir. Güzelliklerin tadına varıyorsunuz ve acıları, şiddeti, çirkinliği, toplumdaki vahşeti, hırsızlıkları, iyilikleri, yozlaşmaları, şeytanlıkları görüyorsunuz. Toplumun eğitiminden, devlet sorumludur. Eğitimli insanlar için tiyatro; sanki bir müzik dinliyormuş ya da opera, bale izliyormuş gibi tat alınan bir mekandır...” şeklinde konuştu.

 

“PİŞMANLIĞIM YOK, TAM AKSİNE SEVİNDİM”

Yıllar önce yayınlanmasına rağmen halen büyük bir beğeni ile izlenen ve takip edilen Aşk-ı Memnu dizisindeki Adnan Bey karakterinin ilk teklif edildiği kişi olan Cihan Ünal, teklifi kabul etmediği için pişman olmadığını kaydetti. Ünal, “Hayır, hiçbir pişmanlığım yok tam aksine Selçuk (Yöntem) benim çok başarılı ve yetenekli bir öğrencim, onun adına çok sevindim. İyi oldu. Selçuk çok değerli bir aktör ve tam yerine oturdu. Ben de o arada bir tiyatro yaptım” dedi.

 

“TİYATRO AŞKININ YANINDA PARA PUL ÖNEMSİZ KALIR”

Tiyatroyu bir atlama tahtası görerek sinemaya veya dizilere geçen oyuncuların olduğunu sözlerine ekleyen Ünal, çoğu oyuncunun ise hiç eğitim almadan, sırf yakışıklı veya güzel oldukları için dizilerde oynayarak parladıklarını söyledi.

Tiyatro oyunculuğunun, meşakkatli bir iş olduğunu belirten Ünal, “Çok okumak, çok öğrenmek, çok çalışıp üzerinde egzersizler yapmak ve peşini bırakmamak gerekir. Daima geliştireceksin kendini, ben oldum demenin imkanı yok. Tiyatro maddi olarak düşünürsen nankör bir meslektir ama sen, öyle bir doyum ve keyif alırsın ki, para pul önemli olmaz tiyatro aşkının yanında” diyerek sözlerini noktaladı.