Çocuk istismarında “somut delil” şartına hukukçular tepkili

Cinsel istismar ve kasten öldürme suçlarında şüphelinin tutuklanabilmesi için “Somut delil” şartı TBMM’den geçti. TBMM’de kabul edilen 4. Yargı paketindeki 13. Madde mağdurları değil failleri koruyor. Hukukçular “Kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddete ‘somut delil’ aramak var olan cezasızlık sorununu arttırıyor” diyor.

Çocuk istismarında “somut delil” şartına hukukçular tepkili

MAYSA DERYAYEVA / ZELİHA ÇAKAN

 

Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi başkanı Avukat Şirin Güner, “Bu tür suçlarda zaten delil toplanmasında sıkıntılar yaşanırken “Somut delil şartının” aranması suçları arttıracak ve bu suçların cezasız kalmasını yaygınlaştıracak. Kadının ve çocuğun beyanı esas alınmalıdır. Güner,“Somut delil gerekli çünkü insanlar iftiraya uğruyor gibi düşünceler mevcut.  İftira yolu ile bir mağduriyet yaşanıyorsa şayet bu mağduriyeti önlemek adına alınan bu karar binlerce kadını ve çocuğu mağdur edecektir” dedi.

 

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN KALDIRILMASIYLA BOŞLUK DOĞDU”

 

İstanbul Sözleşmesinin önemine vurgu yapan Güner, “İstanbul Sözleşmesi özellikle kadını ve çocuğu koruyan, aile içi şiddeti engellemeye yönelik uluslar arası kapsamlı bir sözleşme. Sözleşme suçla ilgili kovuşturmayı değil, önlemeyi, adil bir kovuşturmayı ve bunun sonucunda suç mağduru kişiyi iyileştirmeyi amaçlayıp ülkedeki tüm kamu ve kuruluşlarla, derneklerle işbirliği öneren ve işbirliğini devlete şart koşan bir sözleşmeydi. Bunun kaldırılmasıyla bir boşluk doğdu.  Bu boşluk nedeniyle bu tür suçlarda sanığın cezalandırlmasının zorlaştırılması mağduriyetleri arttıracaktır” belirtti.

 

“SOMUT DELİL KRİTERİ SORUN TEŞKİL EDİYOR”

 

Mersin Barosu’nun önceki dönem Başkan Yardımcısı halen TBB Delegesi olan Av. Fatma Demircioğlu, "Gerçekten ülkemizde tutuklamanın artık amacını aşan şekilde bir tedbir olarak uygulandığını kabul etmekle birlikte ülkenin gündeminden inmeyen çocuk istismarı ve cinsel suçlar açısından bakıldığında 'somut delil' kriteri tam da bu noktada sorun teşkil ettiğini, çünkü cinsel suçlar nitelikleri itibariyle zaten gizli saklı işlenen, geride delil bırakılmayan, mağdurların uzun süre şikayet etmemeleri için uğraşılan, kimi olaylarda olayın üstünden çok zaman geçtikten sonra şikayet edilen yani kısacası aranılmak istenen o 'somut delil'in her zaman kolay bulunamadığı suçlardır. Meclis'ten böyle bir düzenleme geçmesini “istismarcıların korunduğu” algısı yarattığını, yargının uygulamalarına destek çıkıldığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

 

“KADINLARIN CİNSEL İSTİSMARINDA DA AYNI DURUMUN SÖZ KONUSUDUR”

Demircioğlu, “Maddede yer alan 'somut delil ’kavramının içinin boşaltılmaması gerektiğini, esasında uzman görüşü ile desteklenen ve raporlaştırılan mağdur beyanlarının somut delil olduğunun kabulü gerektiği, Adli Tıp Raporları, psikolog ya da pedagog raporları cinsel suç mağdurları ile yapılan görüşmeler ışığında hazırlanan bilimsel raporların da somut delil oluyor. Düzenlemenin amacının istismar ve cinsel suçlarda somut delil arayacağım derken çocuğun beyanına güvenmiyorum bana çok daha güçlü delil getir demek olduğunu, “ancak karşımızdaki bir çocuk, istismarı bir resimle, bir bakışla veya susarak” anlatabilmektedir. Kadınların cinsel istismarında da aynı durumun söz konusudur. Somut deliller de çok çeşitli olabilir bir sınırlandırma getirmek mümkün değil, değişen koşullar ve her olayın kendine özgü yapısı içerisinde suçun işlendiğini gösteren birçok şey somut delildir, ses video kayıtları, yazılar, imzalar vb. gibi. En önemlisi de ceza yargılamasında delilleri güçlü, somut olanlar ve delil bulamayan ancak mağdur olduğu raporlarla tespit edilmiş olanlar şeklinde bir ayrıma gidilmesi asla kabul edilemez” dedi.

 

“SOMUT DELİL KRİTERİNİN GETİRİLMESİNİ SON DERECE TEHLİKELİDİR”

 

Demircioğlu, mevcut durumun yetersiz kaldığını ifade ederek, "Özellikle cinsel suçlarda yargılamanın tutuksuz yapılması ve istismarcıların serbest bırakılması en büyük sorunumuz iken ve bu durumun mağdurlar üzerinde ciddi baskı oluştururken, mevcut uygulamada ‘kuvvetli suç şüphesi' ölçütü aranması bile bu suçlar açısından yetersiz kalırken şimdi de 'somut delil' ölçütünün getirilmesi ve kamu vicdanı hiçe sayılarak cinsel suçların istisna kapsamına alınmamış olmasını kabul edemeyiz. Somut delil kriterinin getirilmesini son derece tehlikelidir.  Mağdur beyanı ile gelen şikayetlerin artık takipsizlik kararı ile sonuçlanacağı endişesini taşıyoruz. Bu düzenleme İstanbul Sözleşmesinden vazgeçilmesinin sonrasında yapılmak istenilenlere de açıklık getirmektedir. Kadınlar ve çocuklar üzerinden siyaset yapılmamalıdır.  Bu yanlıştan dönülmesi gerekmektedir” dedi.