Mersin Büyükşehir Meclisi’nde gıda güvenliği tartışması

Mersin Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısında aşhanede tek tırnaklı hayvan eti kullanıldığı yönündeki iddialar gündeme geldi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Vahap Seçer, et tedarik sürecinin açık ihale ve resmi denetim belgeleriyle yürütüldüğünü belirterek, gıda denetimi yetkisinin belediyede değil ilgili bakanlıkta olduğunu ifade etti. İddiaların ortaya çıkmasının ardından denetimleri bir kat daha artırdıklarını söyleyen Seçer, kamuoyunda oluşan yanlış bilgilendirmelere de tepki gösterdi.

Mersin Büyükşehir Meclisi’nde gıda güvenliği tartışması


ELVAN PEHLİVAN

Mersin Büyükşehir Belediyesi Meclisi Başkan Vahap Seçer yönetiminde toplandı. AKP’li Meclis Üyesi Muhammet Emin Tunçaz, gözaltılar ve aşhane ile ilgili iddialar üzerine bir açıklama yapılması gerektiğini söyledi. Masumiyet Karinesine dikkat çeken MBB Başkanı Vahap Seçer, “Tabii ki soruşturma devam ediyor. Avukatlarımız, arkadaşımızın ne ile suçlandığı konusunda bir bilgi sahibi olur olmaz. Biz de belediye olarak bu konuda açıklama yapacağız. Bunun üzerine daha derin değerlendirmeler yapmak istemiyorum. Bu da hukuka olan saygımdan dolayı” ifadelerini kullandı.

Aşhane ile ilgili iddiaların 4 Şubat’ta ortaya atıldığını belirten Seçer, olayın ramazan ayında gündeme geldiğine dikkat çekti. Seçer,  “Dikkat ederseniz, hep konuşmalarımızda şunu söylüyoruz. Biz Mersin'de huzurun bozulmasını istemiyoruz. Toplumsal infiallere neden olacak söylemlerden, beyanatlardan kaçındığımızı ifade ediyoruz. Basın yayın organlarında, hele bazı kanallarda nasıl bir yayın yapıldığını tüm Türkiye gördü. Bunu bir siyasi malzeme haline getirdiler” diye konuştu.

Seçer’in konuyla ilgili konuşması şu şekilde:

 

“ET ALIM SÜREÇLERİNİ İLÇE TARIM MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN GÖREVLENDİRDİĞİ VETERİNER HEKİMLER ONAYLIYOR”

 

“Bilmiyorlar ki gıda güvenliği, toplum sağlığı, halk sağlığı konusunda Büyükşehir Belediyelerinin sorumluluğu, denetim yetkisi ne kadar var ne kadar yok? Bakanlıkların ne kadar var ya da yok? Bunları şimdi burada konuşalım. Bu konuyu aydınlatalım. Biz yılda 170 ton et kullanıyoruz. Biz hayvan alıp kesip aşhanemizde kullanmıyoruz. Açık ihaleye çıkıyoruz. Şartnamemiz var. Şimdi onu da okuyacağım. Hangi firma şartnamemize uygun teklif verirse doğal olarak ihaleye o alıyor. Ve yıl boyunca da belli şartlar çerçevesinde aşhanemiz, yetkili gıda mühendisi, sorumlusu nezaretinde bu etlerin teslimini alıyor. Tedarik ve et kabul yöntemi şu şekilde oluyor. Belediyemize yapılan et teslimleri resmi denetim süreçlerine ve yürürlükteki mevzuata uygun olarak gerçekleştiriliyor. Et alımları, Tarım İlçe Müdürlüğü mezbahane sorumlusu, veteriner hekimin gözetimi ve onayıyla düzenlenen, mezbahanede bu hayvan kesiliyor, mezbahanelerden kim sorumlu? İlçe Tarım Müdürlüğü'nün görevlendirdiği veteriner hekimler onaylıyor. Sadece bizim aşevimize gelmiyor, sizin evlerinize de geliyor. Kasaba, kasaptan ya da marketten sizin evinize de geliyor. Biz bunları kamera eşliğinde etler geldi, kamera çekiyor. Belgesi teslim edecek olan, belgesi nerede bunun? Ne diyoruz ona? Mezbaha kesim raporunu alıyoruz. Ve buna esas olarak biz bu alımları gerçekleştiriyoruz.  

 

“ORTAYA ATILAN İDDİALARIN ARDINDAN DENETİMİ BİR KAT DAHA ARTIRDIK”

 

Ancak 4 Şubat 2026 tarihinde bu ortaya atılan iddiaların tarafımıza ulaşmasının ardından süreci biz yeniden inceliyoruz. Acaba bir kat daha denetimi ne yapabiliriz de arttırabiliriz. Hani o rapor bizim için yeterli olmasın bir denetim daha yapalım bunun üzerine. Şöyle yapıyoruz. Bundan sonra o tarihten sonra her gelen partinin numunelerini alıyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı Mersin Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü'nün analiz sonuçlarını talep ediyoruz. Buyurun diyoruz numuneleri. Raporları alıyoruz. Herhangi bir sorun yoksa bu analizler doğrultusunda, bu raporlar doğrultusunda bir problem, olumsuzluk yoksa et kabulü yapıyor.

 

“BU KONU DENETİM MEKANİZMALARI AÇISINDAN CİDDİ BİR İHMAL İHTİMALİNİ GÜNDEME GETİRMEKTE”

 

Biz burada mağduruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi aşhanesiyle vatandaş arasında bir fark yok. Ve eti siz de alıyorsunuz. Bu evraklara güvenerek biz de alıyoruz. Ki biz kamu kurumuyuz. Az önce söyledim. Kamera eşliğinde mezbahane kesim raporunu istiyoruz ama şimdi siz kasaba gittiniz. Evinize et alacaksınız. Bir kilogram et ver dediniz. Kamera eşliğinde belge talep ediyor musunuz? Ya da bir numune alıp siz Tarım İl Müdürlüğü Gıda Kontrol Laboratuvarına gönderiyor musunuz? Vatandaş bunu yapamaz. Biz bu kadar ince eleyip sık dokuduğumuz halde böyle bir olay hukuku bulmuşsa sizin Sayın İl Başkanınız Adem Aldemir’in söylediği gibi. Bildiğiniz üzere ülkemizde at ve eşek kesimine yönelik herhangi bir yasal izin bulunmamaktadır. Evet. Bu nedenle ortaya çıkan tablo yalnızca bir gıda güvenliği sorunu değil. Katılıyor muyuz? Az önce söyledim. Bir gıda güvenliği meselesi. Aynı zamanda kamu sorumluluğu. Yani denetim diyor. Ve denetim mekanizmaları açısından da ciddi bir ihmal ihtimalini gündeme getirmektedir. Şimdi ben nasıl alım yaptığımı söylüyorum bir kamu kurumu olarak. Ya da özel sektörde büyük bir fabrikam var. Böyle toplu açık ihaleyle et alıyorum. Bu şekilde yapabilirim. Başka ne yapabilirim? Ya da ev hanımı Ayşe Hanım. Ya da Mehmet Bey evine et alırken marketten kasaptan. Bunları da bu belgeleri istemeden de alır.  Peki ne yapacağız? Demek ki denetimi ilgili kurumlar sıkı yapacak. Kimdir bu yetkili kurumlar? Hayvansal ürünlerin mevzuata uygunluğu, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Taşra Teşkilatı olan İl Tarım ve Orman Müdürleri tarafından denetlenir.

 

“BİZ MAĞDUR SIFATINDAYIZ, DENETLEME YETKİSİ BAKANLIKTA”

 

Bir kere tekrar etmekte yarar var. Mağduruz. Denetleme yetkisi bize ait değildir. Bizim vatandaştan farkımız vatandaş kilo kilo et alıyor. Biz günde 500 ile bin 200 kilo arası et tüketiyoruz. Yılda 170 ton et ihtiyacımız var. Buna usulüne uygun açık ihale yöntemiyle yapıyoruz. Ve şartnamemizde ürünlerin 3285 sayılı kanun 101. maddesine uygunluğuna Türk Gıda Kodeksi Et ve Et Ürünleri Tebliğinin hükümlerinin uygunluğuna, işletme kayıt belgesine iş yeri açma ve çalışma ruhsatına kesim raporuna belgeler istenerek uygun şekilde alınmaktadır. Etler aşhaneye teslim edilme aşamasında fiziki kontrolü yapılarak kameralar eşliğinde teslim tutanağı düzenlenmektedir. Benim şartnamem bu. Sonuç olarak bu konuda denetim yetkisi ve sorumluluğu Mersin Büyükşehir Belediyesi'nde değildir. Tarım ve Orman Bakanlığı'ndadır. Biz burada mağdur sıfatındayız. Bu işin sorumlusu da biz değiliz. Ama biz bu olay bize intikal ettiğinden bu yana ilgili kurum olan Tarım, Orman, il müdürlüğümüze bu süreci biz beraber götürdük.  Mersin'deki yapılan çalışmalarda bu süreçte ne belediye bakanlığı sıkıntıya sokacak bir tavır ortaya koyduk. Ne onlar bizi. Bu süreci beraber götürdük. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ilgili bakanlığımızın ilgili kurumuyla zaten biz eş güdümlü olarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Halk sağlığı hepimizin meselesi. Belki sorumluluğumuz olmayabilir, denetim sorumluluğumuz olmayabilir. Ama onlara destek sunabilecek neticede biz de bir kamu kurumuyuz. Her türlü katkıya zaten sunuyoruz. Bundan sonra da daha da yoğun bir şekilde sunabiliriz. Biz de söylediğim gibi alımlarımızı bir süzgeçten değil bir süzgeçten daha geçirmeye başladık.

 

“YARIŞ ATLARINDAKİ TAKİP SORUMLULUĞU HERHALDE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDE DEĞİL”

 

Evime bu eti ben de almış olabilirdim. Nasıl beni sorumlu tutabilirsiniz? Ya ben size sormam mı? Sizin bakanınız yok mu? Sizin Kontrol, denetim mekanizmanız yok mu? Bu yarış atı ya da neyse nasıl çıkıyor oradan bizim soframıza geliyor, bunun takibi yok mu? Ben de bunları soruyorum.  Bu tedariki sağlayan firma sadece Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne et tedarik etmiyor. Birçok kamu kurum ve kuruluşu. Yani burada açıklamam doğru değil bunu. Birçok kamu kurum ve kuruluşuna et tedariki, et ürünleri tedariki ve diğer gıda ürünleri tedariki yapan bir firma. İddia ortaya atılır atılmaz biz zaten ilgili kurumun bize uyarısı üzerine iki yüz on üç kilogramda eti imha etmişiz biz.  Şimdi şu anda da emniyet zaten bir soruşturma aşamasında. Bunun sorumluluğu kimde?  Yarış atlarında takip sorumluluğu herhalde Büyükşehir Belediyesi'nde değil.

 

“NEDEN BELEDİYEMİZ BÖYLE BİR İŞLE ANILSIN?”

 

Az önce bir meclis üyemiz bir not verdi.  Yüksek Komiserler Kurulu kendisi bu işlere vakıf Murat Bey'in. Diyor ki: "Hipodromdan çıkışında bile diyor bir yerden bir yere giderken bildirim yapmak zorundadır." diyor. Takip etsinler, bulsunlar. Biz elbette biz çok üzüntü duyduk. Neden bizim belediyemiz böyle bir işte anılsın?  O haberlerin Ramazan günü bilinçli olarak birileri tarafından yaptırıldığından şüphe de duymuyor değiliz. Dün Toroslar'da Çağdaşkent'te yedi bin kişiyle eşimle beraber gittik iftar açtık. Yaklaşık yirmi beş gündür her gün eşimle beraber afiyetle bunları yiyorum. Benim üzüldüğüm 4 Şubat'ta böyle bir iddia ortaya atılmış. Biz Tarım İl Müdürlüğümüzle kafa kafaya vermişiz. Bir çalışma başlatmışız. Arkadaşlarımız teknik heyet hiç birbirimize bir art niyet beslemeden nasıl bu işi aydınlatabiliriz? Bizim gayretimiz buyken bir el giriyor, bir alt niyetle bütün ulusal medyada flaş flaş flaş flaş. Şimdi bir de bilgi kirliliği, yanlış bilgilendirme var. Yani sanki Büyükşehir Belediyesi bunu almış, getirmiş. Bunlara da biz üzüldük. Onu da belirteyim.