Aslan, konuşmasında Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen COP (Conference of Parties) süreçlerini eleştirerek, “COP süreçleri, küresel iklim krizine gerçek çözümler üretmek yerine çoğu zaman devletler ve şirketler arasında pazarlık alanlarına dönüşüyor. Fosil yakıtlardan çıkış için bağlayıcı kararların ortaya konulamaması, iklim felaketinin giderek ağırlaşan yükünü halkların omzuna bırakıyor” dedi.
Aşırı hava olayları, orman tahribatı ve su krizlerinin doğal bir süreç değil, siyasal ve ekonomik tercihler sonucu ortaya çıktığını vurgulayan Aslan, “Bu yeni tarihsel eşik; fosil yakıt temelli üretim ve tüketim modeli, endüstriyel tarımın yayılması ve sınırsız büyüme ideolojisi tarafından şekillendiriliyor. Bilimsel uyarılar göz ardı edilerek şirket çıkarları kamusal yararın önüne geçiriliyor. Yaşanan yıkım doğal bir yazgı değil, siyasal tercihin sonucudur” ifadelerini kullandı.
EŞİTSİZLİK REJİMİNE KARŞI İKLİM ADALETİ
Toplantıda ekolojik yıkımın toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğine dikkat çeken Aslan, “Ekolojik felaket, en az sorumluluğu olanlara en ağır bedeli ödeterek eşitsizlikleri büyüten bir sistem krizidir. İnsan dışı tüm canlı ve cansız varlıklarla birlikte emekçiler, kent yoksulları, köylüler, kırsal topluluklar, kadınlar, LGBTİ+’lar, çocuklar, gençler ve yaşlılar bu eşitsizlikten orantısız biçimde etkileniyor” dedi. İklim adaletinin ancak sistemin köklü dönüşümü ile sağlanabileceğini belirten Aslan, “Bu dönüşümün temelinde fosil yakıtlardan adil ve planlı çıkış, enerji demokrasisi ve kamusal varlıkların korunması yatıyor. Gıda egemenliği, agroekoloji ve ekosistemlerin onarımı acil önceliklerimizdir” diye konuştu.
NÜKLEER ENERJİ VE MİLİTARİZME KARŞI UYARI
Aslan, nükleer enerji ve militarizmin ekolojik yıkımı derinleştirdiğine de dikkat çekerek, “Nükleer enerji çözüm teşkil etmiyor; yüksek riskli enerji yatırımları ve savaş ekonomisi, güvenlik üretmezken kırılganlığı derinleştiriyor. Bombardımanlar, askeri yığınaklar ve yakılan alanlar ekosistemleri onarılamaz biçimde parçalayarak iklim felaketini derinleştiriyor. İklim adaleti mücadelesi, militarizme karşı barışı da savunmayı gerektiriyor” dedi.
Kasım 2025’te Antalya’da düzenlenecek zirveye tüm ekolojik ve toplumsal hareketleri davet eden Aslan “Halkların İklim Zirvesi, yaşamı piyasa araçlarına indirgeyen anlayışa karşı kamusal sorumluluğu, toplumsal denetimi ve demokratik katılımı savunuyor. Bu zirvede, COP süreçlerinde sesi duyulmayanlar kendi sözlerini kuruyor. Bu ortak mücadele hattını genişletmek isteyen herkesi, Halkların İklim Zirvesi Meclisi etrafında buluşmaya ve 15-18 Kasım’da yapılacak Halkların İklim Zirvesi’nde kolektif iradeyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz” şeklinde konuştu. (Haber Merkezi)
