Yılmaz, “Son yayımlanan karar ile limon ithalatında uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 10 seviyesine düşürülmesi, limon üretiminin merkezi konumunda bulunan Mersin başta olmak üzere üretici kesiminde ciddi bir endişe yaratmıştır. İç piyasada fiyat hareketlerini dengelemek amacıyla alındığı ifade edilen bu kararın, mevcut üretim ve stok durumu dikkate alındığında yerli üretici açısından önemli sonuçlar doğurma ihtimali bulunmaktadır” dedi.
“TÜRKİYE LİMON ÜRETİMİNDE ÖNEMLİ ÜLKELERDEN BİRİ”
Türkiye’nin limon üretiminde dünyanın önemli ülkeleri arasında yer aldığını vurgulayan Yılmaz, üretim kapasitesinin iç tüketimin üzerinde olduğunu ifade etti. Yılmaz, “Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin limon üretimi iç tüketimin üzerinde olup, limonda kendine yeterlilik oranı yüzde 130'un üzerindedir. Üretimin büyük bölümü Akdeniz Bölgesi'nde gerçekleşmekte, özellikle Mersin bu üretimin merkezini oluşturmaktadır. Türkiye limon üretiminin yaklaşık yüzde 48’i Mersin’de gerçekleştirilmektedir. Mersin’i Adana, Hatay ve Muğla illeri takip etmektedir. Bu durum Mersin’i yalnızca bir üretim merkezi değil; aynı zamanda depolama, paketleme, ihracat ve tarımsal istihdam açısından ülkemizin en önemli narenciye merkezlerinden biri haline getirmektedir” ifadelerini kullandı.
“BAHÇELERDE VE DEPOLARDA YETERLİ LİMON VAR”
Sahadan alınan bilgiler ve üretici beyanlarının bölgede yeterli ürün bulunduğunu gösterdiğini belirten Yılmaz, ithalatın bu süreçte fiyatları baskılayabileceğini söyledi. Yılmaz, “Mevcut üretim döneminde sahadan alınan bilgiler ve üretici beyanları, Mersin ve çevresinde hem bahçelerde hem de soğuk hava depolarında iç piyasayı karşılayabilecek düzeyde limon bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle üretici fiyatlarının yükselmeye başladığı bir dönemde ithalatın kolaylaştırılması, iç piyasada fiyat oluşumunu baskılayabilecek bir gelişme olarak değerlendirilmektedir” dedi.
“LİMONUN DALINDAKİ MALİYETİ 13-15 TL”
Limon üretim maliyetlerine de değinen Yılmaz, sahadan elde edilen verilere göre ürünün dalındaki ortalama maliyetinin 13-15 TL seviyesinde olduğunu belirtti. Ancak üreticinin ekonomik durumunun yalnızca maliyet ve satış fiyatı farkıyla değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Yılmaz, “Çiftçilerin büyük bölümü geçimini yalnızca tarımsal üretimden sağlamakta; ailelerinin barınma, gıda, eğitim, ulaşım ve sağlık gibi tüm yaşam giderlerini yıl boyunca elde ettikleri tarımsal gelirle karşılamaktadır. Bu nedenle tarımsal üretimde ortaya çıkan gelir yalnızca üretim ve satış arasındaki fark olarak değil, üretici ailelerinin yaşam maliyetleri de dikkate alınarak değerlendirilmelidir” diye konuştu.
“ÇİFTÇİNİN EMEĞİNİN DEĞERİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”
Tarımsal üretimin yüksek riskli ve emek yoğun bir faaliyet olduğunu söyleyen Yılmaz, “Akaryakıt, elektrik, su, gıda ve diğer temel tüketim kalemlerinde yaşanan maliyet artışları toplum tarafından olağan karşılanırken, çiftçinin emeğinin karşılığı olan ürün fiyatlarının yükseldiği dönemlerde kamuoyunda yoğun bir tepki oluşması dikkat çekmektedir. Oysa tarımsal üretim doğa koşullarına bağlı, yüksek risk içeren ve emek yoğun bir faaliyettir. Üreticinin ürününden elde ettiği gelirin sürdürülebilir seviyede olması hem üretimin devamlılığı hem de gıda arz güvenliği açısından önem taşımaktadır” dedi.
“İTHALAT FİYATLARI DÜŞÜREBİLİR”
İthal ürünün piyasaya girmesi halinde üretici fiyatlarında düşüş yaşanabileceğini belirten Yılmaz, depolardaki ürünlerin değer kaybı riskiyle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti. Yılmaz, “İthal ürünün piyasaya girmesi halinde üretici fiyatlarında düşüş yaşanması, depolardaki ürünlerin değer kaybına uğraması ve pazarlanamayan ürünlerin ekonomik değerini kaybetmesi riski ortaya çıkabilecektir. Artan üretim maliyetleri karşısında zaten zor bir üretim süreci geçiren çiftçiler açısından bu durum önemli bir gelir kaybına yol açabilecektir. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından piyasa düzenlemelerinin üretici ve tüketici dengesi gözetilerek yapılması büyük önem taşımaktadır. Üretimin devamlılığı, çiftçinin emeğinin korunması ve ülkemizin narenciye üretim gücünün sürdürülebilirliği adına alınan kararların üretim ve stok verileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesinin yararlı olacağı kanaatini kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız” ifadelerini kullandı. (Haber Merkezi)
