Gülistan’a ne oldu?

Mersin Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin yaşanan gelişmelerle ilgili açıklama yaptı. 

Gülistan’a ne oldu?


Açıklamayı Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy okudu. Göksoy, “Bu ülkede kadınlar katlediliyor, çocuklar ölü bulunuyor, dosyalar karartılıyor. Ve biz artık biliyoruz: Bu karanlık tesadüf değil, örgütlü bir cezasızlık düzenidir.  Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e, Nadira Kadirova’dan Rabia Naz’a uzanan bu karanlık tablo bir tesadüf değil; erkek şiddetinin, cezasızlık politikalarının ve devlet içindeki koruma mekanizmalarına uzanan bu zincir; erkek şiddetinin değil yalnızca, aynı zamanda devlet eliyle korunan faillerin zinciridir” dedi.

 

“ŞÜPHELERİN YÖNELDİĞİ KİŞİLER, İKTİDAR, BÜROKRASİ VE DEVLET İÇİNDEKİ GÜÇ ODAKLARIYLA İLİŞKİLİ İSİMLERDİR”

 

Dosyaların ortak noktası olarak şüphelerin yöneldiği kişilerin sıradan failler olmadığını söyleyen Göksoy, “Gülistan Doku dosyasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in soruşturma sürecindeki rolü ve dosyanın etkin yürütülmemesi, yıllardır kamuoyunda tartışılmaktadır. Bugün gelinen noktada yürütülen yeni soruşturmalar, bu karartmanın tesadüf olmadığını göstermektedir.  Rojin Kabaiş dosyasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli’nin sorumluluğuna dair ciddi iddialar bulunmaktadır.  Yeldane Kaharman dosyasında, Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar’ın adı kamuoyuna yansımış, ancak etkin bir yargılama süreci işletilmemiştir.  Nadira Kadirova, dönemin AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde şüpheli şekilde ölü bulunmuş; bu ölümün üzeri örtülmeye çalışılmıştır.  Rabia Naz Vatan’ın ölümünde, AKP’li Eynesil eski Belediye Başkanı Coşkun Somuncuoğlu’nun adı iddialarda yer almış, ancak gerçekler açığa çıkarılmamıştır. Mersin'de 2017 yılında üniversite öğrencisi Feray Şahin'i öldüren özel harekat polisi sadece 1,5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Ve yine Musa Orhan ve İpek Er davası…İpek Er’in maruz bırakıldığı cinsel saldırıyı kamuoyuna açıkladıktan sonra yaşamına son vermesinin ardından Musa Orhan’ın korunması, aklanması ve serbest bırakılması; bu ülkede failleri cesaretlendiren cezasızlık politikasının en açık göstergelerinden biridir” dedi.

 

“HER DOSYANIN, HER KAYBIN, HER ŞÜPHELİ ÖLÜMÜN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

 

5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetini soran Göksoy, “Bugün buradan adliye önünde bir kez daha Soruyoruz:  Gülistan Doku nerede?  Rojin Kabaiş’e ne oldu?  Nadira Kadirova neden öldü?  Rabia Naz neden hayatını kaybetti?  Yeldane Kaharman’ın failleri neden korunuyor? İpek Er için adalet neden sağlanmadı?  Kadınların yaşamını değersizleştiren bu karanlığa karşı mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Her dosyanın, her kaybın, her şüpheli ölümün takipçisi olacağız.  Çünkü biz susmayacağız. Unutmayacağız. Affetmeyeceğiz” diye konuştu.

 

NE OLMUŞTU?

 

Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2'nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında, dosyada cinayet şüphesi üzerine geniş çaplı operasyon başlatıldı. Soruşturmayı yürüten birimlerce İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Elazığ ve Tunceli’de 13 şüphelinin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyonlar düzenlendi.

Operasyonda, Gülistan Doku’nun erkek arkadaşı Z.A., onun eski polis olan üvey babası E.Y., annesi C.Y., U.A., E.E., dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu M.T.S., G.E., S.G., S.Ö., C.A., N.A., gözaltına alındı.  (Haber Merkezi)