Yasmina Lokmanoğlu | Mutfakta Yaratıcılık | Güney Gazetesi Mersin
Yasmina Lokmanoğlu

Mutfakta Yaratıcılık


Ben evimin ihtiyaçlarını tanıdığım çiftçilerden ve küçük üreticilerden sağlamayı çok seviyorum.

Hepimiz bir ara süper marketleri tercih ederken, birden bazı uzmanların ve derneklerin araştırmaları sonucunu takip eden bizler, birden doğru bildiğimiz yanlışları fark ettik. Dolayısıyla da üretici pazarlarına yönlendik. Satış yapan üreticiyi tanıdık, sohbet ettik, telefon numarasını aldık. Bu iletişim bize aynı zamanda güzel dostluklar kazandırdı. Örneğin Mürşide, süt satıyor. Sütü bize yeni bir arkadaşlık kazandırdı. Bunun gibi birçok örnek var hayatımda. Mürşide de birçok üretici gibi sütü sağıyor ama bundan bir şey üretmeyi ve ürünü bir tık yukarı taşımayı bilmiyor.

Kooperatiflerde bu tip üreticinin bir araya gelmesine sebep oluyor. Hepsi kendi bildiği veya yetiştirdiği ürünleri tüzel bir kimlik altında satıyorlar. Son zaman da tek yaratıcı atıştırmalığımı Cezeryeci Akif’te şekersiz cezerye olarak buldum. Muhteşem bir şey, bir lokmalık, etrafına da cevizler yapıştırmış. İçi de fıstıklı. Yemekten sonra bunu keyifle üç lokmada yiyorum. Gözüm hep böyle şeyleri arıyor. Bir reçel gördüğüm zaman hemen yanaşıyorum. Acaba şekersiz mi veya yeni bir tarif mi? diye bakıyorum. Sonra da uzaklaşıyorum.

Pazarlar küçük üreticiyi desteklemek için ideal yerler. Ama sadece bir diğerinin yaptığı şeylerin taklitlerinin satıldığı yerler olmamalı. Üreticiler bir şeyi üretirken nesilden nesille geçen tarifleri araştırmalı ve bu tarifleri günümüz insanın yaşam biçimine adapte etmeli. Yani bir reçele büyükleriniz çok miktarda toz şeker ilave edebilir ama günümüz şartlarında artık tıp insanları şeker tüketilmemesini tavsiye ediyorsa bu reçeli “şekersiz veya az şekerle nasıl üretebilirim”diye düşünmeli. Etrafında yetişen bitki türlerine uygun bileşimler yapmalı. Örneğin bir tarhana çorbasına belki eklenecek bir baharat onun daha fazla satılmasına sebep olabilir. Ürünü tüketiciye cazip hale getirmek için eskiyi günümüz şartlarına adapte etmek gerekir diye düşünüyorum. Sonuçta hepimiz bunu son elli yılda zaten farkında olmadan uygulamaktayız. Birçok aile 1950 erden sonra mutfakta pişirdikleri malzemeleri pazarlama tekniklerinin cazip mesajlarıyla zaten değiştirdiler. Bazı tarifleri günlük menülerinden çıkardılar. Demek ki yapabiliyoruz.  Öncelikle elimizde ki ürünlerin özelliklerini de iyi bilmeliyiz. Bu sayede tüketicinin talep edeceği ürünler üretebiliriz.

Bu işin sırrı hepimizin sağlıklı yiyecekler üretirken aynı zamanda pazarlamayı da öğrenmemiz gerekiyor ki bu pazarların sürekliliği olsun.

 Hepinize iyi haftalar, sağlıkla kalın.



ARŞİV YAZILAR