Fikret Ünver | BİR GAZETECİNİN HAYATI -2- | Güney Gazetesi Mersin
Fikret Ünver

BİR GAZETECİNİN HAYATI -2-


            ..Ancak sonradan Orson Welles’in “Yurttaş Kane” filmine de konu olacak Californialı gazete patronu William Randolph Hearst’un Pulitzer’inNew York Jurnal” gazetesiyle girdiği “sarı gazetecilik” rekabetinde aşırı “sansasyon”, “fabrikasyon” gibi birçok hastalığın gazeteciliğe bulaştığı bir döneme de imza attı.

 

             Bilineceği üzere, daha çok gazete satabilmek için, çok az ya da hiçbir dayanağı olmadan yapılmış araştırmaya, göz alıcı haber başlıkları eklenerek yapılan gazeteciliğe “sarı gazetecilik” denir. Bu teknik, bazen haberlerdeki olayın abartılması, skandal tüccarlığı ya da “sansasyonalizm” olarak ortaya çıkabilir. Günümüzde bolca yapılan “alçaltıcı” şekilde mesleği ve toplumu kötüleyici bir gazetecilik türüdür.

 

            Joseph Pulitzer, sahibi olduğu “World” gazetesinin fiyatını 2 sentten 1 sente indirerek rekabete girdi. 1887 yılında da “Evening World” ü çıkarmaya başladı. Önce fazla kâr getirmeyen bu gazete, Pulitzer’in başarılı yönetimi sayesinde kısa sürede tutundu. Pulitzer bu sırada görme yetisini iyice yitirdi.

 

            İşçilere yakınlık duyan Pulitzer’in yazıları, dürüst içeriklerinden dolayı okurların güvenini kazandı.

 

            Pulitzer, bir kısım hatalı ve kötü dönemleriyle anılmak istemediği için, ömrünün son yıllarını gazeteciliğin “niteliğinin” yükseltilmesine harcadı. Bu anlamda, gazeteciliğin, “hükmedenleri denetleme ve onları sürekli hesaba çekme” misyonunun mimarlarından biri oldu.

 

            Nitelikli genç gazeteciler yetiştirilmesinin demokrasi için önemine yürekten inanıyordu. Bir gazetecilik okulu kurulmasının önemli olduğunu her fırsatta vurgulayan Pulitzer, 1904 yılında “The North American Reviev”deki yazısında şöyle diyordu:

 

            “Cumhuriyetimiz ve gazeteleri ya beraber yükselir ya da beraber çöker. Hakları bilen ve bunları zekayla uygulayan, çıkarcılıktan uzak, bağımsız, kamusal hizmet bilinçli bir ‘basın’ kamusal erdemi koruyabilir. Bu erdem olmadan her hükümet sahtekâr ve alaycıdır.

 

            SİNİK, ÇIKARCI ve DEMOGOJİK bir basın ise zamanla kendine benzeyen insan yığını üretir.”

 

            Joseph Pulitzer, New York Özgürlük Heykeli inşası ortaya atıldığında, para toplama kampanyasına 100 bin dolarlık ilk bağışı yapan kişi olma ayrıcalığını taşır.

 

            Joseph Pulitzer, 29 Ekim 1911 tarihinde öldü.

 

            Ölmeden önce New York’taki Columbia Üniversitesine 2 milyon dolar para bıraktı.

 

            Joseph Pulitzer’in ölümünden bir yıl sonra yani 1912’de, miras bıraktığı parayla Columbia ÜniversitesindeGazetecilik Fakültesi” kuruldu. Vasiyetine uyularak bu okul öncülüğünde 1917’den itibaren “Pulitzer Gazetecilik Ödülleri” verilmeye başlandı. O günden beri de dünyanın en prestijli ve ünlü gazetecilik ödülleri olarak ifade edilir. (BİTTİ)



ARŞİV YAZILAR