İlkay  Adalıoğlu | BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM | Güney Gazetesi Mersin
İlkay  Adalıoğlu

BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM


Tamam da bunun nesini anlamadınız?

Gayet açık, net !

*Kıraathaneler uzaktan eğitime devam edecek.

*AVM’ler ayakta yolcu almayacak.

*Toplu taşıma araçları, sadece paket servis yapacak.

*Sinemalara saat 10-20 arası 65 yaş üstü gidemeyecek.

*Kafelere berberler giremeyecek.

*Halı sahalar gel-al sistemle çalışacak.

*Alkollü mekanlar ibadethaneye çevrilecek.

Bu kadar kolay…

Covid-19 bizde böyle çalışıyor. Başka ülkeleri bilmem.

Açık havada bir şeyler yersen virüs kaparsın ama sıkış tepiş dolmuşa binebilirsin.

Memlekette her istediğin şehre uçağa, otobüse atlayıp gidebilirsin fakat kendi aracınla gidemezsin.

Sabahtan akşama kadar çalıştığın için sokaklardasın, orda burdasın. Sıkıntı yok. Ancak akşam sekizde sahilde yürüyüş yapamazsın.

Görüldüğü üzere oldukça anlaşılır, bilimsel, akılcı önlemler !

Ortalama zekaya sahip her vatandaşın anlayabileceği düzeyde.

Gerçekten de ‘Bir Başkadır’ bizim memlekette yaşam.

Hani şu son günlerde yorum yapmayanın dayak yediği yeni yerli dizide anlatıldığı gibi. Madem bu dizi hakkında herkes görüş bildirdi ben de eksik kalmayayım.

Evet dizinin adı: ‘Bir Başkadır’... Devamını izleyici tamamlıyor.

Bu yerli yapım, yer yer sıkıcı gelse de tuhaf bir şekilde kendini izlettiriyor, merak uyandırıyor. Arada daralıp başka şeyler izlesem de veya televizyonu kapatsam da bir zaman sonra yeniden “kaldığın yerden devam et” tuşuna basıyorum.

Oyunculuklar sahici. Abartısız. Gerçek. Karakterlerin hemen hepsini tanıyorum. Çünkü o tiplemelerle tanıştım yaşamım boyunca.

Ancak bu kadar ses getirmesinin temel nedeni, yıllardır yerli dizilerde görmediğimiz ‘orta sınıf’ insanın halini ortaya koyması. Aslında ülkenin çoğunluğunu oluşturan sınıfın kendini görmesi.

Yıllardır hiç iş konuşulmayan, iş yapılmayan, sadece entrika ve gönül işlerinin döndüğü holdingler ve onların yakışıklı, genç, lüks içinde yaşayan patronlarını izliyoruz. O ultra zengin hayatta yakın çevresinin hainliklerini ve sonrasında yoksul ancak gururlu, güzel, sevimli, iyilik meleği timsali kıza nasıl aşık olduğunu her hafta sıkılmadan dört saat izleyip duruyoruz. Lüks arabalara, yalılara, mekanlara, kız kardeşinin düğününde giyeceğin kıyafetle sabah kahvesi içerken dolaplar çeviren kadınlara baka baka doyamıyoruz.

Ve her nasılsa aynı senaryo, bu ülkede, her seferinde alıcı buluyor.

Bir Başkadır’ belki de bu yüzden ‘ilk’ olarak değerlendirildi.

Ayrımcılık ve ötekileştirme virüs gibi her yanımızı sarmışken başörtülü, temizlikçi genç kadının dünyasını serdi gözümüzün önüne. ‘Laikçi ablalar’, ‘endişeli teyzeler’ dedikleri kesimin yaşam biçimini… İyi eğitim almış, kendi işini kurmuş genç, bekar bir kadının Kürt kimliğinden kaynaklı hem ailesiyle hem sosyal çevresiyle çatışmalarını... Çocukluk travmalarını atlatamamış anne-babaları... Yalnızlık ve sevgisizlikten hormonlarına teslim olmuş playboyları…

Ve hepsinden önemlisi bu denli dip dibe yaşarken nasıl bu kadar uzak olduğumuzu, konuşamadığımızı

Birbirimizi hiç dinlemediğimizi… Dinlemediğimiz için anlamadığımızı… Neden anlamadığımızı bilmediğimizi… Anlaşılamamak ve anlamamaktan kaynaklı içimizde oluşan boşluğu… Bu boşluğu maddesel şeylerle doldurmaya çalışmamızı…Ancak bir türlü tatmin olamayışımızı…

Bir an konuşacak bile olsak vazgeçip cümlenin sonunu içimizden tamamlayışımızı….

Kendi mahallemizin dışına çıkıp diğer sokaklara, evlere bakmamızı sağladı.

16 ülkede Netflix listesinde TOP 10 olan yapımın adını ben de herkes gibi yorumladım.

Bir Başkadır Benim Memleketim”.



ARŞİV YAZILAR