Fikret Ünver

METAFİZİK, TASAVVUF VE ŞEYH BEDRETTİN - 5-


               Ankara Savaşını izleyen “Fetret Devrinde”  (1402 – 1413), artan işsizlik ve kazançsızlık, akınların kesintiye uğramasıyla yeni toprak ve ganimet getirisinin durması, çoğalan nüfus baskısı, Rumeli ve Anadolu’da yoğun bir ekonomik buhrana yol açmıştı.

 

            Timur Ordusu’nun Anadolu’daki yağma ve talanlarına, kardeşler arasındaki taht kavgası da eklenince fetihler durmuş, devletin gelirleri tükenmişti.

 

            Siyasal kargaşa ortamından sadece “eşkiyalar” kârlı çıkıyordu. Bunlar sık sık halka saldırıyor, ülkedeki kargaşalık tekrar büyük göçlere neden oluyordu.

 

            “Otorite boşluğu” yüzünden, göçmen ailelerin yerleştirilmesi ve gençlere iş sağlanması işleri de tamamen aksıyordu.

 

            Ege Bölgesinde denizciliğin durması da işsizliği daha da körüklüyordu.

 

            Fetihlere çıkamayan akıncılar Rumeli’ye yığılmış, burada ayrı bir hoşnutsuzluk kaynağı haline gelmişti.

 

            Mehmet Çelebi’nin iktidarı ele geçirmesiyle, devlet kadrolarında “iki başlılık” meydana gelmiş, bu durum halka ayrı bir sıkıntı yaratmıştı.

 

            ŞEYH BEDRETTİN

 

            Sevgili Dostlarım; şimdi Şeyh Bedrettin’i konuşmanın tam zamanı.

 

            Simavna Kadısı İsrail’in oğlu olan Bedrettin’in annesi Simavna Tekfuru’nun kızıydı.  Müslüman olunca Melek adını almıştı. Bedrettin, Edirne kırsalındaki Simavna Kalesinde 1358 ya da 1365 yılında doğmuştu.  Oldukça iyi bir eğitim görmüştü.

 

            İlk eğitimini Edirne’de kadı olan babası İsrail ile Mevlâna Şahidi ve Mevlana Yusuf’tan alan Bedrettin, Mevlana Yusuf’un ölümü üzerine önce Bursa’da, sonra Konya’da Mevlana Feyzullah gibi zamanın ünlü alimlerinden fıkıh, mantık ve astronomi eğitimi görmüştü. Mevlana Feyzullah ölünce 1383’de Mısır’a giderek Kahiıre’de Seyyid Şerif Cürcani ile birlikte, müderris Mübarekşah Mantıki’nin mantık, felsefe ve ilahiyat derslerine devam etmişti. Mübarekşah ile birlikte hacca da giderek dört ay süreyle Şeyh Zili ve onun bilginlerinden ders almıştı. Burada Sultan Berkuk’un oğlu Ferec’e de ders vermişti.

 

            Sultan Berkuk, Bedrettin’e Habeşistanlı bir cariye hadiye etmişti. O da bu cariye ile evlenmiş, bu evlilikten bir de oğlu olmuştu. Yine burada Şeyh Hüseyin Ahlati’ye intisap etmiş/bağlanmıştı.

 

            Bu şeyh ile dostluğu onu “tasavvufa” yöneltmişti. Şeyh Hüseyin Ahlati’nin emriyle Tebriz’e gidip, Timur’un ulemalarla yaptığı toplantılara katılmış, bu toplantılarda başarılar sağlamış ve ünü her tarafa yayılmıştı. Burada altı ay kadar “şeyhlik” yaptıktan sonra 1405 yılında Halep’e, oradan da Konya’ya gitmiş, Sakız Adası Hakimi’nden davet gelince de  oraya geçmişti.

 

            Hıristiyan olan Ada Hakimi, Bedrettin’i uzun uzadıya dinlemişti. Daha sonra Müslümanlığa geçen hakim, şeyhin müridi olmuştu.

 

            Şeyh Bedrettin Sakız’dan Edirne’ye dönmüş, kardeşler arasındaki taht kavgası onu daha sonra İznik Kalesine kadar sürüklemişti.(DEVAM EDECEK)

 

              



ARŞİV YAZILAR