Abidin Yağmur

Bay Başkanlar-3- Mükerrem Tollu


8 çocuklu, çiftçi, Adalet Partili bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya gelen, 15 yaşından beri milliyetçi hareketin içinde olan Mükerrem Tollu’nun, Erdemli gibi senelerdir sağın hakim olduğu bir ilçede belediye başkanı olmasının şaşırtıcı bir yanı yok, hayatın olağan akışına uygun!

Öyleyse Mükerrem Tollu’ya, bir belediye başkanı olarak “yazı değeri”ni yükleyen, onu bu yazıya konu eden şey nedir?

Bunun üzerine düşünüp tartışacağız bu yazıda.

*

Türkiye’de az sayıda MHP’li belediye var.

Mersin’de çok sayıda MHP’li belediye var!

Bir sanayi ve tarım şehri olan, dolayısıyla “Kürt göçü” alan Tarsus’u kenarda tutarsak, MHP’li kadroların yönettiği ilçeler genellikle sahil kesiminde, tarım potansiyeli çok yüksek olan, turizm potansiyeli de taşıyan ilçeler.

*

Erdemli bu ilçelere verebileceğimiz en çarpıcı örnek. Tarım olanaklarıyla, tarihi birikimiyle, deniz turizmiyle çok büyük potansiyeller taşıyan bir ilçe.

Tarihi birikimle doğal güzelliğin birleştiği yerlerden örneğin Kızkalesi gibi eşsiz bir değerden dolayı, dünyaya açılabilecek bir şehir.

Kendi içine kapanması değil, dünyaya açılması gereken bir şehir.

Ama bu şehri, dünyaya açılma ideali olmayan aksine kentleri dünyadan izole etmek, kentlerin kendi içine çekilmesini sağlamak, geleneği muhafaza etmek üzerine siyaset kurgulayan bir partinin kadroları yönetiyor senelerdir.

İşte Erdemli Belediye Başkanı Mükerrem Tollu tam da burada bu yazının konusu oluyor.

*

Türkiye’nin birçok yerinde, özellikle Mersin’de MHP’li belediye başkanlarının içine sıkıştırıldığı bir kalıp var:

Yörük başkan, köylü başkan kalıbı!

Yedi göbek şehirli de olsa, özellikle sahil kasabalarının, sahil ilçelerinin belediye başkanlarına Yörüklük hırkası, köylülük hırkası partileri tarafından, medya tarafından, halk tarafından giydiriliyor. Bu işin siyasal getirisini keşfeden belediye başkanları da zamanla kendileri bu hırkaları giyiyor, kendileri bu yönleriyle öne çıkmak istiyor.

*

Mükerrem Tollu, eğitimli, senelerdir yerel yönetimlerde memur kadrosunda görev yapmış, daha sonra belediye başkanlığı koltuğuna oturmuş bir siyasetçi.

Konuşmalarına, seçim bildirgelerine bakılırsa Erdemli’nin ekonomik potansiyelinin, tarım ve turizm potansiyelinin farkında.

Erdemli’nin kabuğunu kırması gerektiğinin de farkında.

Şehrinde festivaller yapmak, şehrinde sanatı geliştirmek, şehrini cazibe merkezi haline getirecek, şehrini bir kasaba görüntüsünden çıkaracak, çok tanınış, bilinmiş bir sahil ilçesi haline getirecek adımlar atmak istiyor gibi.

Gibi diyorum çünkü görevde olduğu 3 dönemde bu saydığım adımları pek atmadı. Adım attığı zaman da yerele fazlasıyla hapsoldu.

Partisinin ve muhafazakar seçmenin kendisinden istediğini yaptı:

İlçeyi içine kapattı.

Öyle ki, başka illerden gelip Erdemli sınırlarında yazlık alanlarda bile Erdemlili olmak duygusunu yaratmayı hiç düşünmedi.

Yüzünü hep köylere, hep Yörük kültürüne döndü.

Temel imajını “Sahilden Toros dağlarının zirvesine kadar her yerde yol yapan, yol temizleyen, hizmet götüren belediye” argümanı üzerine kurmaya çalıştı.

Ama Erdemli’yi geleceğe taşıyacak olan bir değeri, sahili hep görmezden geldi.

Sahili gördüğünde ise ya dozerle, kamyonla kumsala girip temizlik yaptırdığını basına duyurdu ya da sahil kesimine “yerli halkın” kullanımı için yaptırdığı kafeleri öne çıkardı.

Erdemli’nin, başta Kızkalesi ve Ayaş olmak üzere tarihi değerleriyle ilgili festivaller, etkinlikler yaptı ama bu etkinliklerde de “ilçe sınırını aşma” iradesini göstermedi.

Belki de gösteremedi.

Partisinin, siyasi geleneğinin ilke ve sloganları çerçevesinde kaldı.

*

Bakın, başarısız bir belediye başkanı demiyorum. Bir belediye başkanının yapması gereken her şeyi ilçesi için yaptı, yapmaya devam ediyor. Ama bir Akdeniz sahili ilçesi belediye başkanının yapması gerekenlerin yüzde 10’unu ancak yaptı. Onda da, her adımını siyasi geleneğine bağlamaya çalıştı. Yerele hapsoldu.

Büyük ihtimalle de yerele sıkışmayı kendisi, siyasi görüşü gereğince, bilinçli olarak tercih etti.

*

Yukarda şöyle bir ifade kullandım:

Yüzünü hep köylere, hep Yörük kültürüne döndü.”

Milliyetçiliğin gereğidir, elbette bunu yapması gerekir. Yoksul köylüler, yoksul Yörükler için belediyenin çalışmalar yapması asli görevlerinden biridir.

Öyleyse burada sorun ne?

Burada sorun şu:

Milliyetçi gelenekten gelen siyasi partilerin belediye başkanları köylülüğü, Yörüklüğü, azla yetinmeyi çok övüyor, herkese tavsiye ediyor ama kendileri şehir hayatının nimetlerinden faydalanıyor.

Yani Yörüklük, köylülük otantik bir değer olarak görülüyor. Oradaki yoksulluk görülmüyor ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için adım atılmıyor.

Yani “O Yörük aile, o köylü aile bizim milli geleneklerimizi orada yaşatsın gerekirse yoksulluk ortadan kalkmasın. O ailenin çocukları da aynı yoksulluk sarmalının içine doğsun” mesajı alt metinlerde veriliyor.

Kış öncesi çocuklara mont ve bot yardımı, yaz öncesi o yardımı bu yardımı, Yörük kadınına çamaşır makinesi yardımı…

Sonra?

Sonra aynı yoksulluk devam ediyor.

*

İşte milliyetçi belediye başkanlarının açmazı burada başlıyor. O insanların yoksulluk sarmalını kırması için atılması gereken adımlar gelmiyor.

Tarımı düşünün…

Tarihi değerleri, turizm potansiyelini düşünün…

Milliyetçi bir belediyeden beklenen bütün bu potansiyeli değerlendirmek, ilçesini dünyaya açmak ve böylece yoksulluk sarmalını kırmak değil midir?

*

Erdemli Belediye Başkanı Mükerrem Tollu’nun pandemi sürecindeki çalışmalarını takip ettim. Aklımda kalan, seneler sonra bile takdirle anacağım bir çalışması oldu: Köylerde, Yörük obalarında ilk okul ve ortaokul öğrencilerine tablet dağıttı. İnternet sağladı. Terk edilmiş köy okullarını onarıp EBA eğitim merkezi yaptı.

İşte bunlar, yoksulluk sarmalını kıracak, Yörük çocuklarına, köy çocuklarına fırsat eşitliği sunacak adımlar.

*

Fakat biliyoruz ki pandemi bitecek, hayat normal akışına dönecek ve Erdemli’de yoksul köylüler, yoksul Yörükler eski hayatlarına devam edecek, belediye de onları otantik bir değer olarak görmeye devam edecek.

Erdemli’nin denizi, kumu, güneşi, eşsiz tarihi zenginliği ve tarımı; belediyenin bir çabası olmadan kendi yatağında akmaya devam edecek.

 



ARŞİV YAZILAR