Prof. Dr. Esat Yılgör

SANAYİLEŞEN DÜNYAMIZ NEREYE GİDİYOR?


                Milyonlarca yıldır var olan dünyamızda, yaklaşık yüz bin yıldır yaşayan insanoğlu son iki yüz yılda giderek artan sanayileşme hamleleri ile dünyada bir iklim değişikliği gerçekleştirmek üzere. Sanayi devrimi iklim değişikliği yanında birlikte yaşadığımız coğrafi varlıklar, tüm bitki, hayvan ve diğer canlıların dağılımında da değişiklik yaparak gezegenimizi harap etmektedir.

                2000’li yıllarda yaşama geçen yeni iletişim teknolojileri, ulaşım ve lojistikte olan büyük atılımlar ve yeni enerji kaynaklarının kullanıma girmesi dedelerimizden torunlarımıza kadar her kesimin yaşamını değiştirdi ve etkiledi. Torunlar dedelerine doğru düzgün okuma yazmayı öğrenmeden telefon ve tabletin nasıl kullanılacağını öğretiyorlar. Okula gitmeyen çocuklar bilgisayardan program indiriyorlar.

                Dünya ekonomisi fosil yakıtlar üzerine kurulmuş iken bugün toprağından petrol fışkıran fakat yaşam şartları çok zor çöküntü içinde ülkeler var. Tüm ekonomiler petrol fiyatına endeksli iken günümüzde öyle değil. Önümüzdeki yıllarda muhtemelen tüm dünyada gelir dağılımındaki eşitsizlik artarken, aynı hızla işsizlikte artacak. Dünyamızın en zengin ilk 100 kişisi inanılması zor da olsa tüm dünya servetinin yarısını elinde bulunduruyor. Bu nedenle tüm dünyada idarecilere karşı tepkiler artıyor ve tehlikeli radikal görüşler güç kazanıyor.

                Ayrıca jeolojik bilgilerimize göre yaklaşık son 500 milyon yılda beş kez yeryüzünden tüm hayat silinmiş ve her seferinde ortalama 10 milyon yılda tekrar oluşmuştur. Bu süreçte dünyamızda yaşamış türlerin % 99,5 kadarı yok olmuştur. Yapılan hesaplamalara göre önümüzdeki 40 yılda sanayinin ürettiği karbon salınımı azaltılamaz ve buna bağlı iklim değişikliği durdurulamaz ise önümüzdeki 70 yıl içinde dünyada yaşayan canlıların yarısı yok olacaktır. O nedenle tüm dünyada acilen önlemler alınması gerekiyor.

                Küresel ölçekte yeni ve akıllı bir altyapıya ihtiyacımız var. Bu alt yapı gelişmiş iletişim teknolojileri ile tüm dünyayı biri birine bağlamalı ki şu anda önemli ölçüde gerçekleşmiş durumda. Fakat yeterince etkin kullanılıyor mu? konuşunda şüphelerim var. Güneş, deniz ve rüzgar enerjisinin başı çektiği ve çok yaygınlaştığı bir enerji ağına ihtiyaç var. Nasıl olur bilemiyorum ama karlılığın hedef olmadığı, katılımcı ve paylaşıma dayalı bir sistemi geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü bu dünya hepimizin ve torunlarımıza miras bırakacağız.

                Bu hedefler için herkes için erişilebilir üst düzey bir eğitim sistemi olmalıdır. İhtiyacımız kadar üretip, tüketeceğimiz israfa yer vermeyen bir üretim sisteminde çevreye duyarlı bir üretim gerçekleştirmeliyiz. Böylece insan olarak daha mutlu ve sosyal hayata daha çok yer ayırabildiğimiz bir yaşamımız olabilir. Belki ütopik bulabilirsiniz ama böyle bir hayat tarzı kurma fırsatı ve imkanı var. Çünkü Türk Milleti olarak “Bir gün benim söylediklerim bilim ile ters düşer ise bilimi seçin” diyen ve yolumuzu aydınlatan bir liderimiz, Atatürk’ümüz var.

                Saygılarımla.      



ARŞİV YAZILAR