Ali Adalıoğlu

Dağı taşı bitirdik sıra deniz de mi?


Pes doğrusu!

“Parsel parsel eyliyorlar Mersin’i!” derken dağı taşı bitirdik sıra denize geldi!

Deniz de parsellenir mi? diyenleri duyar gibiyim.

Elin oğlu öyle bir parseller ki aklın dimağın şaşar!

Adamların ruhunda işgalcilik varsa yapacak bir şey yoktur!

Ya karşı çıkacaksın ya da boynunu büküp kaderine razı olacaksın.

Gelelim işin öyküsüne;

Mersin Limanı.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den Dünyaya açılan kapısı.

1980’li yılların Altın Yumurtlayan Tavuğu.

Tabi ki tavuk altın yumurtlamaya devam ederse, alıcısı da olur.

Tıpkı satıcısı olduğu gibi.

2000’li yıllarda başlayan Özelleştirme modasından Mersin Limanı da nasibini aldı.

Kasa açık verince, mutlaka bir şeyleri satmak gerekir.

Bağ-bahçe, fabrika-hastane, havaalanı -liman fark etmez.

Yeter ki para gelsin!

Para gelirken kaybettiklerinin haddi hesabı yok.

Hele hele limanları özelleştiriyorsan bir değil bin kere düşünmen gerekir.

Ama öyle olmadı.

2007 yılında parayı veren düdüğü çaldı.

PSA-Akfen Ortak Girişimi 755 Milyon Dolar karşılığında Mersin Limanı’nın 36 yıllık işletme hakkını aldı.

Sonrası malum.

İlk yıllar her şey kitabına uygun.

Sonrasında liman hizmetlerine zam furyası!

Yetmedi başladı bir genişleme sevdası!

Baktılar ki Altın Yumurtlayan Tavuk elmas yumurtlamaya başladı fırsatı değerlendirmek gerek.

Böyle bir fırsat kaçırılır mı?

Doldur denizi gitsin!.

Hem de limanın içinde.

Konteyner kapasiteni de 1 milyon 600 binden 2 Milyon 600 bine çıkar!

Gelirine gelir kat.

Bundan iyisi Şam’da kayısı!

Yeter mi yetmez!

Aç gözü doyurmak zordur.

Hele hele avanta lavantanın tadını aldın mı bırakamazsın.

Bunların ki de o hesap.

Şimdi de gözü Atatürk Parkı önüne dikmişler!

Neyse ki Atatürk Parkı’nı bize verin, dememişler!

Daha önce de hamle yapmışlar, ama başaramamışlardı.

Bu kez güvence mi aldılar acaba?

Ne de olsa Türkiye tek ses tek nefes!

Bay Başkan ne derse o olur!

Mersin ayağa kalksa boş!

Derlerse de inanmayın.

 

Sözün ÖZÜ:

Mersin’e Ana Konteyner Limanı yapımı gündeme gelmişken, MIP’in genişleme sevdası neyin nesidir?

Aç gözlülük mü?

Yoksa, Mersin’e yapılacak önemli bir yatırımın önünü kesmek mi?

Veya rekabetçi istememek mi?

İkisi de aynı hesap.

Kapitalizmde doyum yoktur!

Ye yiyebildiğin, sömür sömürebildiğin kadar.

Ancak bu kez iş o kadar basit değil.

Mersinli kentine sahip çıkacak,

Atatürk Parkı’üç-beş kuruş için yemeye çalışanlara izin vermeyecektir!

Karada da denizde de yağma son bulsun.
Yağmacılar mı?

Onlara da yuh olsun?



ARŞİV YAZILAR