Yasmina Lokmanoğlu

Sizin Mersininiz Hangisidir?


Ben Mersin’de doğmuş dördüncü nesil bir Mersinliyim. Buraya gelen büyük, büyük dedem Dimitri Nader

Bu kente ilk yerleşenlerden biriymiş. Bugün nüfusu iki milyon olan bu şehirde benim gibi otuz bin kişi daha olduğu söylenir. Geri kalan iki milyonu ise sonradan kente yerleşen nüfus olarak değerlendirilir. Çünkü eskiden bu ilin adı İçel’di.  Bence bu isim değişikliği yüzünden herkes yanlış kanıya saplanmaktadır. Çünkü söylenen nüfus Mersin’in şu anki tek ilçesi olan Akdeniz kökenlidir. Diğer ilçeler bu değerlendirilmeye alınmayarak çok büyük yanlış yapılmaktadır. Mersin’in ilçelerinde yaşayanlara nerelisin diye sorulduğunda Tarsusluyum, Gülnarlıyım, Silifkeliyim diye cevaplar alırsınız. Kente 1980’ lerden sonra taşınanlar da kimliklerini geldikleri yerler ile tanıtırlar.

Senelerdir kentin kimliği tartışılır. Kent milliyetçiliği kavramı tartışılır. Kentin belleğinin olmadığı, karakterinin olmadığı, sahibinin olmadığı söylenir. Bence bütün bu tartışmaların sebebi herkesin kalıplaşmış bir zihniyetle aynı pencereden bakarak Mersin için vardığı yanlış bir kanıdır.

Mersin on üç ilçesi ile Türkiye’nin en uzun kıyı şeridine sahiptir.  Arkası Toroslar önü ise Akdeniz olan dişi bir kenttir. Tarihi iki yüz yıla dayandığı yazılıp, çizilse de daha sonra kentin ortasında kalan Yumuk tepe bunun binlerce yıla dayandığını ispat etti ve bu tezi çürüttü. İlçelerinin tersine Mersin merkez devamlı büyüdü ve gelişti. Aynı bir ahtapot gibi kolları uzadı da uzadı. Herkese uzadı. Evler yıkıldı. Apartmanlar yapıldı. Kentin tarihini temsil eden güzelim binalar yıkıldı. Yerlerine çirkin karaktersiz şeyler oturtuldu. Meydanını yok ettiler. Dış görünüşü değişti.  Birçok özelliğini kaybetti, ama herkese kol kanat germe ve kucak açma özelliğini ise asla kaybetmedi.

Mersin merkezini ben bir anneye benzetirim. Devamlı doğuran bir anneye. Hiçbir çocuğuna kızmayan. Onları her zaman hoş gören bir anneye. Dışarıdan gelen misafirlere her zaman kapısı açık olan bir ev sahibesine benzer Mersin. Kimseyi yargılamaz, kızmaz. Herkese sıkışık zamanında başını sokacak bir dam verir. Tabağına bir sıcak yemek koyar. O kadar hoşgörülüdür ki sonsuz ebediyete kavuşulduğu zaman din, dil, ırk ayırmadan herkesin yatacak bir yerinin olduğu bir şehirdir.

Bu kente Mersin’in sahibi yok veya karakteri yok, diyenler büyük haksızlık yapıyor.  Bir düşünün, nereden geldiyseniz geldiniz, bu kentte yargılanmadan yer almadınız mı? İlçeleriyle, bereketli toprağıyla, tarım ürünleriyle, zengin ilçelerine sahip olan bizler bu şehirde yaşayan herkes Mersinlidir. Ama Silifke/ Mersindir ama Tarsus/Mersindir ama Mersinlidir.

Ülkenin en hoş görülü şehrinde yaşayan bir kişi olarak hepinize sağlıklı haftalar diliyorum.



ARŞİV YAZILAR