Prof. Dr. Esat Yılgör

BARIŞ


Barışın temel ilkesi insan sevgisidir. Genel anlamda tüm insanları, insanlığı sevebilmek ve kendi türüne saygı duyabilmektir. Sevgi, saygı, karşılıklı çıkarlara ve haklara değer vermek, insanlığın temel evrensel değerlerini tartışmamak, barış koşullarını oluşturan öğelerdir. Fakat dünya tarihine baktığımız zaman insanın yaratılışından bu yana süregelen, toplumlar arasında ırk, dil, din, kültür gibi çeşitli ayrılıklardan oluşan savaşlara tanık oluruz. Toplumlarda kimi zaman din sömürüsü yapılarak, kimi zaman da üstünlük duygusu öne çıkarılarak özünde üstü kapalı bir ırkçılık ve hegemonya arzusu taşıyan siyasetlere başvurmuştur. Bu mücadelelerin çoğu da hepimizin bildiği gibi insanlık için ağır kayıplarla sona ermiştir.

Ne yazık ki bu savaşlara neden olan, zemin hazırlayan koşulları da insan yaratır. İktidar hırsı, üstün olma çabası ve bunlara bağlı gelişen çıkarlar insan ruhundaki barışçıl anlayışı yok eder, unutturur. Bir toplumdaki insanların sağduyulu ve barışçıl olmaması, toplumda da saygı ve hoşgörüyü de yok eder. Saygı ve hoşgörü yokluğunda fikir ayrılıkları, sosyal dengeyi sarsarak insanları birtakım çatışmalara sürükler. Bu zincir genişledikçe de savaşlar kaçınılmaz olur. Ancak insan ilişkilerinde hoşgörü, sağduyu, karşılıklı anlayış ortamı topluma yeni bir kimlik kazandırır. Barışsever insan hangi ülkede olursa olsun, insana yapılan bütün kötülüklere, haksızlıklara karşı cephe alarak insancılık ruhunu barındırır. Geçmişte insanlık için yapılmış ve günümüzde yapılmakta olan iyi ve güzel ne varsa, bilgili ve erdemli insanların eseridir.

Toplumumuzdaki eğitim sisteminin en temel uğraşı, bağnazlıktan ve tutkulardan arınmış, özgür düşünceli, akıldan ve bilimsellikten yana, yürekli, çalışkan, hoşgörülü, bu nitelikleriyle ailelerine, uluslarına ve insanlığa yararlı bireylerin yetişmelerine uygun ortam ve olanakları hazırlamak olmalıdır. Bu hedefler ise eğitim sisteminin bilim temeline bağlı olması ile sağlanabilir.

Bilim yanında barışın diğer bir bileşeni de sanattır. İnsanları yüzyıllar boyunca güzellikler yaratmaya ve bu güzelliklerden yararlanmaya yönelten sanat tüm dünyada insanları biri birine yakınlaştırır. Sanatın evrenselliği ve sınır tanımazlığı tüm insanlığın ortak bir kültür mirası olmasından güç alır. Böylece sevgi ve barış içinde bir arada yaşama isteği katlanarak artar.

Ne mutlu bize ki Türk milleti olarak “Bir gün benim söylediklerim bilim ile çelişir ise Bilim’i seçin”, “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” ve  “Yurtta barış, dünyada barış”,  diye bize yol gösteren Atatürk’ümüz var.

Saygılarımla



ARŞİV YAZILAR