Zeynep L.

Düşüncelerle doluyuz


Anksiyete (yani kaygı, endişe, telaş, hepsi bir arada) ile tanışmış olan herkes bilir ne kadar zor olduğunu. Hızlanmış düşünceler, gerçekleşmemiş senaryolar, ardı ardına gelir. Böyle durumlarda bazen saatler geçebilir ve hiçbirşey yapamayız ama günün sonunda çok yorgun, stresli ve meşgul hissederiz.

 

Bunu yazmamın sebebi benim de bundan çok sık çekiyor olmam, özellikle de son zamanlarda. Belki size yazarsam, kendime de yardımcı olurum diye düşündüm. Bununla ilgili dinlediğim ve öğrendiğim şeylerden birkaçı bana iyi geldi, bunları paylaşmak istiyorum.

 

Kendimizi anksiyete teslim etmek öğrenmiş olduğumuz bir davranış. Çocuğundan bir süredir haber almamış bir ebeveyn, telaşa düşebilir. Bekler, telefonuna bakar, başkalarına sorar. Bu ona bir şey yapıyor hissi verir. Yani anksiyete hissettiği zaman eli kolu bağlı değil de, kontrol elindeymiş gibi hisseder.

 

Hangi zamanda olduğumuzu hatırlamak önemli, şimdiki zamandayız. Bunu nasıl yapabiliriz? Geçmiş ve gelecek arası olduk olmadık şeyleri hayal ederken kendimizi yakalamalıyız. Akıl bazen oldukça kontrolsüz olabilir. Durdurup, ne düşündüğümüzü anlamak için yapmamız gereken nefes alıp kendimize ne düşündüğümüzü sormak. Bana yardımcı olan bir yöntem düşüncelere isim vermek. Birşey kurguladığımı farkettiğim zaman “plan”, eskiden söylediğim ya da yaptığım ya da bana yapılmış şeyleri düşünüyorsam “geçmiş” diyorum mesela.

 

Organize olmak çok önemli. Beni bitiren kısmı bu oluyor genelde. Eğer dağılırsam, kendimi toplamak çok çok uzun sürüyor ve zor oluyor. Hiç kolay değil ama kendimi bir tarifeye ve zaman kısıtlamasına tabi tutmak iyi geliyor.

 

Benden bu kadar şimdilik. Umarım paylaştıklarım yardımcı olur, hem size, hem de bana.

 



ARŞİV YAZILAR