Hülya Aslan

GENÇLERİMİZ


Genç dediğimiz kimdir?  Nedir?  Nasıl bir şeydir? Gibi sorulara verilen yanıtlar uzun yıllar değişmedi aslında.

Benim gençlerle geçirdiğim meslek hayatımın verdiği yanıt da geçmiş yüzyılların karşılığı gibiydi son yıllara kadar. Yani kanları kaynayan, ani tepkiler veren ama her konuda istekli, kendini göstermeyi, ifade etmeyi seven arkadaşları ile iletişimi ön planda tutan, özgür ruh ve iradeli bireylerdi.

 Ancak gençlerimizin istemedikleri halde bu tanımın dışına çıkarılmaları ellili yıllardan beri sürüyor. 

 Yetmiş yıldır üretimin içinde olamayan ve günlük politikalarla yön bulmaya çalışan eğitim sistemimiz bu durumun başlıca sebebidir. Gerek sürekli değişen sistemleri ile gerek sınav sistemleri ile… ve en önemlisi de gün be gün artan işsizlik kaygısıyla oradan oraya savrulan bir gençlik var karşımızda.

  Kendilerini ifade edemeyen, neredeyse her konuda isteksiz ve de ruhlarındaki özgürlüğü kaybetmiş/kaybettirilmiş olmaları bu gençlerin ve gençliğin yıkımı değil midir?

 Peki bu hal hem genç için hem de aileleri için gerçek bir enerji kaybı, hayatı anlamsızlaştırma ve bir girdabın içinde boğulma olmaz mı?

Oysa genç toplumlar dinamik ve üretken olurlar.

Genç toplumlar gelecek vadederler.

Genç toplumlarda çağı yakalayamamak ,çağın gerisinde kalmak diye bir durum söz konusu olmaz.

O nedenle ülkelerin ellerinde olan ve olmasını istedikleri en büyük güç, enerji ve servetleri gençleridir.

Bizler bu kıymete sahip ve genç nüfusunun çokluğu ile övünen bir ülkeyiz. Ancak özellikle son yıllarda gördüğümüz şu ki bu övüngümüzü de kaybediyoruz.

Her biri  daha lise yıllarında ülkeden gidebilmenin araştırması içerisindeler.

Neden mi…. demeye gerek var mı?



ARŞİV YAZILAR