Abidin Yağmur

Azizler çağı!


“Dün komşumuz açlıktan öldü,

bugün cenazesinde kurban kestiler!”

Girişteki cümlenin İslamcı düşünür Ali Şeriati’ye ait olduğu söylenir. Şeriati, İslam’ın ve diğer dinlerin yoksulluk, açlık, gelir dağılımı adaletsizliği konularında neden sessiz kaldığını ya da neden çözüm önerisini sunamadığını tartışırken bu ironiye başvurur.

*

Hadi bu ironiyi biz kendi hayal gücümüzle açalım biraz…

Bir mahalle vardır.

Mahallede durumu iyi olanlar da vardır, zenginler de vardır, yoksullar da vardır.

Hatta kimileri o kadar yoksuldur ki, açlık çekmektedir.

Açlık…

Yani vitamin içeriği olsun olmasın herhangi bir yiyecek bulamama durumu.

Bir gün bir yoksul açlıktan ölür.

Mahallenin varlıkları, komşularının dini ritüellerle gömülmesini ister.

Kutsal kitap okunmadan, cenaze namazı kılınmadan, tabutu, mezarı dini kurallara göre ayarlanmadan cenaze olur mu?

Olmaz, onun için cenaze işlemleri, dinin gerektirdiği şekilde yapılır.

E dini ritüeller yerine getiriliyorsa güzel bir cenaze yemeği de yenir değil mi?

Onun için açlıktan ölen yoksulun cenazesinde kurban kesilir!

Allah’a, verdiği nimetlere şükür için kurban verilmiştir.

Yoksul, o kurban kesilmeden önce ölmüştür ama olsun…

Din kurtulmuştur artık!

*

Türkiye’nin son 1 yıldır içinde bulunduğu süreç biraz bu ironik durumu anlatıyor.

Geçim sıkıntısı nedeniyle esnafın intihar ettiği günler yaşıyoruz…

Aç kalma korkusu…

Ya da belki borç yükü altına girip köleleşme korkusu insanları intihara sürüklüyor ama mahallenin başka dertleri var, mahalle bunları görmüyor.

*

Mesela komşulardan üçü beşi açlıktan ölmek üzereyken, mahallenin varlıklarının aklında 2 şey var…

Birincisi içki yasağı…

İkincisi polisin olası şiddet eylemlerinin görüntülenmesinin yasaklanması…

*

İhtiyaçlar, öncelikler açısından bir liste yapsak alkollü içki satışının yasaklanması, polisin olası şiddet eylemlerinin görüntülenmesinin yasaklanması listenin kaçıncı sırasında yer alır?

Bu kadar yoksulluk, açlık, işsizlik…

Salgın hastalık nedeniyle pik yapmış gelecek belirsizliği…

Eğitimin iflası…

Orta sınıfın ve ortanın altının bir daha toparlanamamak üzere çökme ihtimali…

Bu tablo içinde, mahallenin varlıkları (yani devlet) neden iki konuyu önemsiyor, önceliyor.

*

İki sebebi olabilir bunun…

Birincisi (içki yasağı yönünden) mahallenin varlıkları, mahallenin geriye kalan kısmına, “Bakın dini biz ayakta tutuyoruz” mesajı vermek istiyor.

İkincisi (polisin olası şiddet eylemlerinin görüntülenmesinin yasaklanması yönünden) mızrak artık çuvala sığmıyor, başta yokluk çeken, batmak üzere olan esnaf olmak üzere Türkiye’de toplumsal tabakalar, sınıflar bir “kırılmaya” neden olabilir.

Mahallenin varlıklarının da böyle bir toplumsal hareketliliği durdurabilmek için ellerinde iki enstrüman var.

Biri din…

Biri sopa…

Yani…

Birine din…

Birine sopa…

*

Dün komşumuz açlıktan öldü, bugün cenazesinde kurban kestiler” dediği gibi düşünürün…

Türkiye’de esnaf gibi en ‘cevval’, kolay pes etmeyen, ekmeğini taştan çıkaran kesimde bile “aç kalma ya da borçlanıp köleleşme” endişesiyle intihar vakaları gözlenirken, devletin gündeminde içki ve polisiye tedbirler var.

*

Bu süreçte mahallenin diğer unsurları; muhalefet partileri, işçi ve memur sendikaları, odalar, dernekler, çiftçi birlikleri, yerel yönetimler ne yapıyor?

Bu sorunun yanıtına geleceğiz ama önce bir kıssa daha.

*

Bu kez kıssa Brezilya’dan.

Yoksulluğun, açlığın kol gezdiği Brezilya’da bir Hıristiyan rahip günün birinde şöyle demiş:

“Eğer ben yoksullara yiyecek dağıtırsam bana aziz diyorlar.

Eğer ben bu ülkede yoksulların olduğunu söylersem, onlar için adalet istersem bana komünist diyorlar.”

*

Bizim mahallede açlık, yoksulluk kol gezerken mahallenin diğer unsurları; muhalefet partileri, işçi ve memur sendikaları, odalar, dernekler, çiftçi birlikleri, yerel yönetimler ne yapıyor demiştim ya…

Onlar şimdilik aziz olmayı tercih ediyorlar.

Yoksullara yiyecek dağıtıyorlar…

Ama…

Yoksulluk var, açlık var, bu insanlar için adalet” demiyorlar, diyemiyorlar.

Çünkü mahallenin varlıklarının ajandasında “İfade özgürlüğünün kısıtlanması, gerekirse dernekten belediyeye her alana kayyım atanması da var.”

Onun için mahallede her yoksul açlıktan öldüğünde…

Cenaze yemeği için kurban kesmeye devam!



ARŞİV YAZILAR