Ergün Parlat

Ergün Parlat

TABLO


         Radyoda İstanbul’un kar haberlerini sunmakta olan sunucuya ileti gönderen Erzurumlu şöyle demektedir: “Sizin oralara yağan karı biz burada çaya katıyoruz”.

***

         Geçmişte hemen hemen hepimizin bildiği bir fıkra vardı : Uluslararası bir toplantıda, İsrail’in gaddarlığı ve saldırganlığından yakınan Arap temsilciye Çin temsilcisi sorar: “İsrail’in nüfusu ne kadar?” Arap temsilci yanıtlar: “Bir buçuk milyon.”  Bu yanıt üzerine   Çinlinin  sorusu şudur: “Hangi otelde kalıyorlar?”

***    

         Doktor hastasını muayene ettikten sonra şu sözleri sıralar: “Kalp sağlam, ciğerler sağlam, mide sağlam, böbrekler sağlam. Doktorun söylediklerini dinleyen hasta şöyle der: “Desenize doktor bey sapasağlam ölüyorum!”

***   

         Nazım Hikmet “Saman Sarısı” isimli şiirinin bir dizesinde Abidin Dino’ya; “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” diye sormuştu. Abidin Dino yazdığı “Mutluluğun Resmi” şiirinde; “Yapardım mutluluğun resmini” diyerek bu işi başarabilmesi için Nazım Hikmet’in Türkiye’ye dönebilmesini şart koşmuştu.

***

         Gökyüzündeki bulutları birer mızrak gibi delen gökdelenleriyle kendisine ihanet edilmiş bir kent. Bizim de önüne geçemediğimiz Covid-19 salgınına karşın alıp başını giden ve bir türlü önüne geçilemeyen kadın cinayetleri. Bir an önce çıkarılarak yürürlüğe konulmasını beklediğimiz “Hayvan Hakları Yasası.”

***  

Süleyman Demirel, zamanında “benzin yokluğu” hakkında kendisine gazetecilerce yöneltilen sorulara şöyle efsanevi bir yanıt vermişti:

 

         "Benzin vardı da biz mi içtik?"

***

         “Biz yaşamın neresindeyiz?” diye sorarsanız, biz yaşamın hem içinde, hem de dışındayız elbette. Zarlar atıldığında, Jül Sezar’ın yaptığı gibi hamlenizi yapmak zorundasınız. Çünkü eğer bu fırsatı kaçırırsanız, zarlar bir daha atılmayabilir.

***

         1965’te, Albert Einstein’ın ölümünden 10 yıl sonra İngiliz kuramcı Roger Penros’un varlığını kanıtladığı kara delikler, özlerinde tekillik adı verilen bir olgu, bilinen bütün doğa yasalarını geçersiz kılan bir sınır barındırıyordu.

***

        

 

2

 

 

Eski bir Atasözümüz; “Eskiye rağbet olsa, bitpazarına nur yağardı” biçimindedir. Ama “eskiye rağbet” oluyor, görüyorsunuz. Konuyla ilgili bir başka Atasözü şöyledir: “Eskisi olmayanın yenisi olmaz.” Hani hepimizden Osmanlıca öğrenmemiz istenmişti. Sahi ne oldu o iş?

***

         Çocukluğumuzda çalınıp söylenen “Parayla Saadet Olmaz” diye bir şarkı vardı. Parayla saadet bir arada bulunmaz savını ileri sürüyordu. Bu denli ön yargılı olmamak gerekir. ‘Parayla saadet bal gibi de olur,’ diyenler ezici bir çoğunluktadır.

***

         Eskiden beri, akla, mantığa sığmayan olayları, davranışları tanımlamak için ve her şeyden kolayca işkillenen –buluttan nem kapan- insanları örneklemek için “Öküzün altında buzağı aramak” deyimini kullanırdık. Oysa günümüzde, buzağının altında öküz aramak gerekiyor kasnağımızın boşa dönmesini istemiyorsak.

 

            Sağımız, solumuz, bütün çevremiz, sütten çıkmış ak kaşıklarla dolu.

 

         Birkaç yıl öncesine kadar bile “askıda esnaf” göreceğimiz aklımıza gelir miydi?

***

         Askeri birlikte deprem olur. Tüm askerler kıyıya, köşeye saklanır. Ortalık bir parça durulunca,  uzun bacaklarıyla bir duvarın üzerinden atlayarak ilk ortaya çıkan kişi olan genç teğmen George S. Patton gür sesiyle arkadaşlarına şöyle haykırır: “Hey! Asker! Herkes ortaya çıksın! Yarbay emir verdi; bir daha deprem olmayacak!”

***  

         “İnsan gerçekten de geleceğe kör” demiş Atinalı devlet adamı ve şair Solon. Zaman zaman yanlış yollara sapıp kendimizi sıkıntıya sokmamız, kendi kendimize ceza vermemiz bu yüzden olsa gerek.

***

         “İnsanın son gününü beklemeli her zaman

           Mutlu dememeli ona ölmeden

           Cenazesi kaldırılmadan.”

 

         Ovidius

***

         Bugün yaşamakta olduğumuz bu büyük sorunlar, dünkü kötü çözümlerin sonucu değildir de nedir?



ARŞİV YAZILAR