Mehmet S. Nane

Mahcubum, mutluyum ve gururlandırıldım...


Değerli dostlarım, son yazımda korona illetinin bana da bulaştığını açıklamış ve yazılarıma ara vermek zorunda olduğumu söyleyerek sizlerden bir müddet için izin istemiştim.

***

Korona sırasında çektiğim zahmet ve eziyetleri uzun uzadıya yazmayacağım. Başına gelen herkes bir şekilde yaşadı, yaşıyor. Benim şansım virüsün akciğerlerime inmemesiydi. 

Tüm rahatsızlıkları 12 gün can sıkıcı bir şekilde yaşadıktan sonra, 13. günden itibaren bariz iyileşmeyi hissetmeye başladım. 

Önümüzdeki 3 aya yayılacak şekilde kan sulandırıcı gibi ilaçlar ve bir müddet daha bazı vitaminler almaya devam edeceğim. 

Ve elbette ki kendimi korumaya azami özen ve dikkat göstereceğim...

***

Hastalığımın ilk anından itibaren beni neredeyse anlık takip eden 3 değerli hekime gönülden bir teşekkür etmek isterim.

Sevgili kuzenim, abim, hekimlerin duayeni Dr. Mehmet Nane; sevgili kuzenim, kardeşim, değerli hekim Dr. Murat Soyal ile sevgili ve vefalı dostum, kıymetli hekim, Tarsus Belediye Başkanı Dr. Halûk Bozdoğan...

Bu her üç hekim de eşsiz ilgi ve destekleriyle hayata bağlanmamı sağladılar, hastalığın en karamsar anlarında güven vererek beni bir emniyet hissiyle donattılar.

Fazla söz söyleyemeyeceğim...

Müteşekkirim...

***

Gelelim yazının başlığındaki mahcubiyet, mutluluk ve gururuma...

Rahatsızlığımı özel olarak hiç kimseye bildirmedim. Ne akrabalarıma ne arkadaş ve dostlarıma ne meslektaşlarıma ne siyaset arkadaşlarıma ne de iş ve sosyal çevreme...

Sadece...

Okura olan saygımdan dolayı, neden yazamamayacağım hususunda bloguma ve gazeteye kısa bir açıklama koydum...

***

Buna rağmen...

Siz...Değerli okur dostlarım...

O kadar çok ve o kadar yoğun aradınız, mesaj yolladınız, sağlığım için endişelendiniz ki...

Zaman zaman ağır hastalığımın da duygusal etkisiyle gözlerimden yaşlar süzüldü...

 

Ben, naçiz Mehmet, naçiz yazılarımla ve kişiliğimle sizlerde böyle bir sevgi ve endişe halesi uyandırabildiysem eğer; bu benim için çok ama çok değerli...

Böyle yoğun bir sevgi çemberini hayal bile edemezdim...

Sayenizde bu konuda o kadar çok anı biriktirdim ki...

Bunların her biri de yoğun, hem de çok yoğun duygu yüklü...

***

Sevgili okurlarım; beni mahcup ettiniz, hastalığım sırasında umut verdiniz, mutlu ettiniz, yüreğimi gururla doldurdunuz...

Her birinizin en katıksız iyi niyetinizle bezediğiniz duygularınız hiç şüphem yok ki hastalığı daha rahat yenmeme büyük yardımda bulundu...

Hastalığın etkisi tam geçmemiş anlaşılan, biraz daha yazarsam duygularım sayfalardan taşacak...

Hepinize minnettar ve müteşekkirim...

***

Ve bitirirken gerçek bir kahramana, her türlü sevgi ve takdirin üzerinde duygu ve sözle taçlanmayı hak eden sevgili eşim Pelin’e bir özel teşekkür...

Onun sevgisi ve ihtimamı olmasaydı bu hastalığı bu kadar kolay atlatabileceğimi hiç sanmıyorum...

Onun için söylenecek her şey o kadar yetersiz ki...

Varlığına müteşekkirim...



ARŞİV YAZILAR