Prof. Dr. Esat Yılgör

“MUSTAFA KEMAL GİBİ DÜŞÜNMEK”


Norveç dilinde “Mustafa Kemal gibi düşünmek” diye bir deyim vardır. Herhangi bir problem karşısında çözümü imkansız olduğu düşüncesiyle hemen kestirmeden teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çözüm bulmak zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve eylem tembeli insanlara söylenir bu söz. Bu tip insanlara derhal "Hayır yanılıyorsun, bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı biraz da Mustafa Kemal gibi düşün" denir.

Bu deyimin Norveçli dostlarımızın diline giriş nedenini Atatürk’ün satırlarında bulabiliriz:

“İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet bireyinin kafasına koyacağız. İlerlemede, kayıt ve koşulları aşamayan milletler, hayatı makul ve pratik göremez; hayat felsefesini geniş gören milletlerin hakimiyet ve esareti altına girmeye mahkumdur. Bütün bu gerçeklerin milletçe iyi anlaşılması ve iyi sindirilebilmesi için, her şeyden evvel bilgisizliği ortadan kaldırmak gerekir. Bu giderilmedikçe yerimizdeyiz. Yerinde duran bir şey ise, geriye gidiyor demektir.’’

“Biz cahil dediğimiz zaman, okulda okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de gerçeği gören gerçek alimler çıkabilir.”

“Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki evrelerinin gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında izlemek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.”

“Ben, manevî miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, toplumların, bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır.  Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.”

Bu paragraflardan da anlaşılacağı üzere Atatürk, ülke sorunlarını çözerken daima aklın ve ilmin gereklerine göre hareket etmiştir. Olayları geniş ve detaylı düşünmüş, basit hedefler peşinde değil, gelecek nesilleri bile rahat ve huzur içinde yaşatacak köklü çözümler peşinde olmuştur. Yıllardır birikmiş olan ve en son korona virüs pandemisinin de etkisi ile katlanarak büyüyen genelde ülkemiz özelde şehrimizin sorunlarının çözümünde bizler de “Mustafa Kemal gibi düşünmek” becerisini gösterelim.

Saygılarımla

 



ARŞİV YAZILAR