İlkay  Adalıoğlu

DAĞILMIŞ PAZAR YERİNE BENZİYOR MEMLEKET


Ve dağılmış pazar yerlerine benziyor memleket

Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile

Gelse de öyle sürekli değil

Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün

O kadar çabuk

O kadar kısa

İşte o kadar “

*******

Edip Cansever, memleketin şu anki halini görse ne yazardı acaba?

Ya da doğru soru şu:  Yine yazabilir miydi?

Bu kadar çirkinliğin arasında iyi bir şey bulup, hissedip, kaleme alabilir miydi?

Veya bu denli derin kötülüğü, çirkinliği nasıl izah ederdi?

Bazen soruyorum kendime, etrafa saçılmış suçları, büyük günahları tekrar tekrar yazmak neye yarar ki? Hükmü var mı?

Belki yine doğru soru şu: Bunları yazarak tekrar etmek bizi iyi eder  mi?

Ruhuma şifa olur mu?

Eskiden ruha şifa, derman olsun diye pazar günleri insanlar Hikmet Şimşek’i  beklerdi.  Şimşek,  TRT Pazar konserinin ünlü orkestra şefi idi.

Hiçbir zaman o denli entelektüel olamadım ne yazık ki ama o programı dört gözle bekleyen ailemizde deliler vardı. O konserlere mecburiyetten katlanmakla başlayıp, sonrasında beğeniye dönüştüğünü şimdilerde itiraf edebilirim.

Pazar gününe klasik müzik dinletisiyle başlayan insanlardan Sedat Peker ifşaatlarını bekleyip Kurtlar Vadisi tadında izleyen insanlara nasıl evrildik?

Tek hayalim evde yiyecek olması” diyen sokakta çalışan çocuğun sesi, saray duvarlarını aşamayınca, Tek Adam çıkıp “Neymiş, millet açmış. Açları buyurun siz de doyuruverin. Nankörlük parayla değil”  ifadelerini kullanabiliyor.

Madem aradığımız adalete bu ülkede bir türlü ulaşılamıyor, vicdanlardaki mahkemeleri yapılandırıp hayata geçirmenin vakti geldi. Bizim çaremiz yeniden fabrika ayarlarımızı bulup, Behiç Ak’ın dediği gibi, ‘çocukluğun deneyimsizliğine dönebilmekte’.

Siyaseti güncelin şehvetinden kurtarıp en sade insani değerlere oturmasını sağlamakta.  İyiliği, merhameti, vicdanı, şefkati konuşmak ve yeniden örgütleyebilmekte.

Nuh’un Gemisi’nin anlatısının özü de bu değil miydi? Gemide her türden tek bir  canlı var. Ve bir arada kalarak, tutunarak yaşam kurmaları efsanesine dayanıyor.

Romantik gelebilir ama asıl ihtiyacımız, şifamız  burda.

İnsanların kendi yaşamlarından , dertlerinden  yola koyulmak gerekiyor artık.

Anadolu’ya, Mezopotamya’ya ve bu memleketin belleğine geri dönmek lazım.

Edip Cansever’le başladık yine ustadan bir dizeyle noktalayayım:

“Ne gelir elimizden insan olmaktan başka?” “



ARŞİV YAZILAR