Ergün Parlat

Ergün Parlat

BAŞI YARPUZLU SULAR


Havaların çok daha iyi olduğu yerlerdi. Her gün sabahtan akşama dek çocuk oyunları oynardık köyün meydanında ve akşam bir türlü olmak bilmezdi.

                Şimdiyse öyle mi? Sabahleyin kalkıyoruz; kahvaltı, bir süre gazete okuyoruz. Sonra kalkıp bakkala, manava alışverişe gidiyoruz. O da ne? Bir de bakmışız ansızın akşam oluvermiş. Her şeyi ucu ucuna ancak yetiştiriyoruz sanki.

                Ne zaman çocukluk anılarınızı düşünseniz, nedendir bilinmez, elinizde olmadan her zamanki o buruk tat gelip ağzınıza yerleşiverir.

***

                Hep bir mucize bekler çocuklar. Ne zaman ismi çağırılsa; içi içine sığmaz olur. Soluk alıp verişleri, yürek atışları hızlanır. Coşkulu bir sevincin gülücükleri yüzünü kaplayıverir.

                Çağırıldığı yere doğru koşarken, kafasının içinde bin bir ümit, elvan çeşit düşler, beklentiler uçuşur. Babası çok büyük bir para kazanmış, aile ansızın zengin oluvermiştir. Aylardır, belki de yıllardır bir türlü alınmamış olan, hep ertelendikçe ertelenen o yepyeni, pırıl pırıl bisiklet kendisine alınmıştır.

                Ayrıca kendisine armağan edilen bisikletin yanında, sürpriz bir biçimde avuçlarına bırakılıveren bir yığın parayla önce biraz oynayacak, sonra da hepsini kumbarasına atacaktır. Belki de birazını annesine verir. Böylece sonsuz mutluluğunu onunla da paylaşmış olur.

                Ama yanılmıştır. Kentten getirilenler yalnızca mutfak için bazı yiyecek içecek malzemeleri, gazete, dergi, kitap türü şeylerdir.

                Düş kırıklığı. Umutlar bir başka bahara. Duygularını gizleyen çocuk bir kenara çekilerek yeni gelen dergi ve kitaplarla oyalanır. Ama umut hep var olsa da, çocuk beyninde şu kanı yer etmeye başlar: Zenginler yoksullara neden versinler ki? Yoksula yardım gelirse yine başka bir yoksuldan gelir.

                Şöyle düşünür ve özler: Bisikleti olduğunda diğer çocuklar onu küçük görmeyecek, itip kakmayacak, daha hoşgörülü davranacaklar, kendisine imreneceklerdir. O zaman geldiğinde seçimi kendisi yapacak, diğer çocuklardan istediklerini bisikletine bindirecek, istemediklerini bindirmeyecektir.

***

                “Çoktan unuttum” dediklerimizi ne denli unutabildik. “Çok iyi anımsıyorum” dediklerimizin ne kadarını anımsayabiliyoruz gerçek anlamda.

 

2

 

                Elbette herkes hayat yarışını kendisinin güçlü olduğu kulvara çekmek ister ve buna karşın kendi seçtiğimiz bir yolun bile bizi nereye götüreceğini kesin olarak önceden kestiremeyiz. Ne var ki,  şairin dediği gibi; “Şiir sığdırmaktır bir çocuğun alnına ne varsa dünyada hayata dair”.

                Soğukluğuyla bağrımızı delen su başlarında durduğumuzda bir çiçek yolumuzu keser. İşte o çiçek; sevgiyi olduğu kadar ayrılığı, acıyı, özlemi de simgeleyen, göz alıcı mor rengi, burnumuzu yakan baş döndürücü kokusuyla yarpuzdur. Yaylaların “Başları Yarpuzlu Sular”ına selam olsun. Orada eski arkadaşlıklarımızın izleri var, silinmeyen.

                                                                                                                                             

            



ARŞİV YAZILAR