Prof. Dr. Esat Yılgör

HUKUK DEVLETİNDE BİREY


            “Hukuk Devleti” her vatandaşın hakkının belli olduğu ve hukuk kuralları içinde devlete ve diğer kurum, kuruluş ve kişilere karşı korunduğu bir sistemdir. İnsan kültürel bir varlık ve özgün bir kişilik olduğu için de ilk korunması gereken kişiliğimizi oluşturan düşünce özgürlüğüdür. Düşünce özgürlüğü kavramı için en açık biçimde, herkesin dilediğini düşünmek ve istediği düşünceye inanmakta özgür olmasıdır. Ama dilediğini düşünen ve istediği düşünceye inanan birey doğal olarak bu düşünce ve inancını diğer insanlarla paylaşmak, onlarla bu konularda tartışmak ve değerlendirmeler yapabilmek gereksinimini de duyacaktır. Ayrıca birey bununla yetinmeyecek düşünce ve inançlarını açıklamak ve yaymak, en azından onlar üzerinde diğer insanların düşünmelerini sağlamak isteyecektir.

            Düşünce özgürlüğünü tam anlamı ile kavrayamamış toplumlarda, “Düşünceleri yaymak” ilkesi fikir suçları kavramıyla iç içedir. Öyle toplumlar, fikir suçu varlığını büyük bir güçle savunma gereğini duyarlar. Gerçek bir hukuk devletinde, düşünce suçu diye kısıtlama kabul edilmemelidir. Ama her hangi bir yolla açıklanan ve o toplum tarafından tehlikeli ve zararlı sayılan bir düşünceyi eyleme dönüştürenler gerçekten de kişilere, devlete ve topluma zarar verdikleri zaman elbette cezalandırılmalıdır. Hukuk devletinde, düşüncenin açıklanışında hakaret, küfür, iftira, zor kullanma gibi şeyler yasalara uygun cezalar ile karşılaşır. Bu gibi suçlara devletin güvenliğini korumak, toplumun ahlakını bozmamak gibi önlemlerle ilgili yaptırımlar eklenebilir. Hukuk devleti, yasaklanan ya da cezalandırılan şeyin düşünce olmamasına, eylem olmasına dikkat etmek zorundadır.

            Çeşitli olgu ve düşüncelerin yasaklanması ve cezalandırılması yerine kategorilere ayrılarak ancak belirli zamanlarda belirli kesimlerle sunulması yoluna gidilmelidir. Böylece yazarların, sanatçıların yaratma özgürlüğü de engellenmemiş olur. Bir örnek vermek gerekir se yetişkinlik kazanmamış gençler ve çocuklar kendi yaş durumlarına uygun olmayan bir filmi izleyip olumsuz biçimde etkilenirler diye o filmi tümden yasaklamak yerine, o yaş gurubunun böyle bir filmi izlemesi engellenmelidir.

            Hukukun oluşmasında “nedensel” yönteme başvurulur, çünkü sosyal olaylarda “nedensellik” ilkesi ana kuraldır. Hukukun nedeni sosyal olaydır. Ama hukuk uygulanırken “olması gereken” e uyulup uyulmadığı olayına bakılır. Olması gerekeni deyimleyen normatif hukuk kuralına uyup uymamanın saptanması söz konusudur. Uyulmadığı takdirde kişiyi yaptırım bekler.

            Hukuk ve politika tek başına güce dayalı bir düzen olmayıp, aynı zamanda adalet ve ahlak açısından bağlayıcı bir düzen olmalıdır. Bir hukuk devletinde bireyin yaşamına özgürce sakıncasız olarak yön vermesi için hukukçu ve politikacı, hukuk felsefesiyle ve genel kültürle donanmış olarak, yürürlükteki hukuku demokratik ortam içerisinde uygulamalıdırlar.

            Saygılarımla



ARŞİV YAZILAR