HANİFE  MERT

BAYRAM MI? TATİL Mİ?


Bayramlar bireylerin toplum olarak bir arada yaşamasına olanak sağlayan onlara paylaşmayı, yardımlaşmayı, saygı duymayı, sevmeyi, şefkat ve merhametli olmayı öğütleyen manevi harçlarımızdır. Bu harcı her yıl bir üst seviyeye çıkarmamız gerekirken, çıkarmak şöyle dursun onları her defasında gözardı etmekten çekinmedik. Bayramları bayram tadında yaşamaktan uzaklaştık.

 

 Bayramlaşmak tek kişiyle yapılacak bir eylem değildir. Birbirimizle her birimizle ayrı ayrı bayramlaşarak, onun hazzını yaşayarak gerçekleştirilecek bir ibadettir. Bizler bu paylaşımdan tamamen uzak kendi halimizde, kendi derdimizde, telaşımızda etrafımızdan uzak yapayalnız kaldık. Bir de işin içine covit19 virüsü girince, bayram anlamını tamamen yitirdi. Hoş tek sebep covit19 virüsü değil, öyle olsaydı Bodrum, Marmaris, Alanya, Antalya gibi tatil beldelerimiz; sadece dokuz günlük kurban bayramı tatilini fırsat bilen tatilcilerin akınına uğramazdı. Bu şehirlerimiz kapasitelerinin iki katı bir kalabalığa sahip olmazdı. Neymiş, covit19, bayram bahane, tatil şahane felsefesi.

  Klişeleşmiş bir söz vardır, hani hepimizin geçmişe olan özlemini ifade etmek için kullanırız. ”Nerede o eski bayramlar” cümlesi ile başlayan; her birimizin hayalinde farklı anıları çağrıştıran bir söz. Biz bu özlemi dile getirirken, hiç birimiz eski bayramları bayram yapan o dönemlerde yaşayan insanımızın kültürel, milli ve manevi değerlere olan bağlığını sorgulamayız. 

 

Elbette eski bayramlar çok güzeldi, çok heyecan vericiydi. Bayramdan bayrama alınan bayramlık elbiselerimizi başucumuzda saklar, heyecanla sabahın olmasını beklerdik. 

Annelerimizin babalarımızın gözünde hissederdik o heyecanı o telaşı... 

 

Özellikle arefe günlerinde kıyasıya bir hazırlık yapılırdı. Onların heyecanı telaşı herkese her yere yansırdı. Çünkü o güzel insanların güzel düşünceleri ve güzel zihniyetleri ile güzelleşirdi eski bayramlar...

İnsanların düşünce ve hayat felsefeleri değiştikçe bayramların da ifade ettiği anlam değişime uğradı.

Bayramları bayram yapan örf ve adetlerimiz, aile sevgi ve bağlılığımız, konu komşu düşüncelerimiz ve en önemlisi dini emirleri göz ardı etmememiz iken, şimdi her şeye bir cevap bularak geçiştiriyoruz. Kurban kesmeyi hayvan eziyeti olarak görmek yada derin dondurucuları etle doldurup altı ay o eti yemek marifetmiş gibi, el öpme yerine cep telefonlarından gönderilen mesajlarla kutladığını sanmak, cafelerde oturma, tatile kaçma olarak algılıyoruz. 

 

Her şeyi unuttuğumuz gibi bayram keyfini, sıcaklığını, samimiyetini, ruhani değerlerini unutup, geleceğe aktarmayı ihmal edip sonrada ''nerdeee o eski bayramlar'' diye yakınıyoruz. Kabahat kimde? Hızla koşan zamanda mı, o koşan zamanı yakalayacağım derken eldeki kuşu uçuran bizde mi?
Dileğim, her şeye rağmen bayramlarımızın özlemini çektiğimiz eski bayramların tadında sevincinde yaşanması, küsleri barıştıran, insanları kaynaştıran, açları doyuran, savaşları sonlandıran, çocukları sevindiren, ülkeme, milletime tüm İslam ve insanlık alemine barış, sevgi, saygı, kardeşlik, güven, adalet, huzur ve mutluluğu hakim kılan bir dünyada bayramı yaşamaktır...
Bu günkü köşe yazımı bir şiirle sonladırmak istiyorum.

 

SERZENİŞ

Bayram hüzün verir, acı verir nedense?

Beklediğin özlediğin kalkıp sana gelmezse,

Bir de sevdiğin, sevildiğini bilmezse

Ne tadı, ne tuzu, ne de adı vardır bayramın.

 

Sabah kalkınca, özlediğin sarmazsa,

Acılar çöreklenip yüreğini dağlarsa,

Bu özlem bu hasret beni benden alırsa,

Ne tadı, ne tuzu, ne de adı vardır bayramın.

 

Küçükler saygıyla elini öpmezse,

Yolda gördüğün bir selam bile vermezse,

Küsler barışını ilan etmezse,

Ne tadı, ne tuzu, ne de adı vardır bayramın.

 

Büyüklerin hatırını sormazsan,

Görmesin diye köşe bucak kaçarsan,

Mesafeni coronaya bağlarsan

Ne tadı ne tuzu ne de adı olur bayramın.

 

Ne kurban ne şeker bayramı fark etmez,

Bu kültür bizi sonsuza dek terk etmez,

Sarıl kültürüne, sevgin eksiltmez,

Tadı da, tuzu da, adı da olur bayramın.



Kurban Bayramı’nız bayram tadında geçsin...

Okurlarıma sevgilerimle,

 



ARŞİV YAZILAR