Naci Sapan

Yaşadıkça, yaşlandıkça!


Hayat, yaşadıkça ve yaşlandıkça öğreniliyor.

Tecrübe ile yaşamı öğrenmek gibi bir gerçeklik var.

Hepimiz için, herkes için geçerli.

Çok bildiğimizi sandığımız anlar olmuştur.

Çok tecrübeli olduğumuz kanaatine ulaştığımız anlar da olmuştur.

 

Sonra karşı karşıya kaldığımız herhangi bir konuda durumun hiçte öyle olmadığını anlayabiliyoruz. Teorik olarak bildiğimiz, ya da bildiğimizi sandığımız bir meseleyi, yaşadıkça öğrendiğimizi gördükçe, bir önceki teorik hükmün hiçbir geçerliliğinin olmadığını o zaman anlayabiliyoruz.

 

Durum; Politik ve siyasi konular için de söz konusudur.  

Zaten yaşamın herhangi bir alanı ile ilgili de böyledir.

Dostluklarda, arkadaşlıklarda, politik birlikteliklerde, hatta aile ilişkilerinde de durum aynıdır.

 

Bizden önce de böyle olmuş.

Bizim yaşadığımız ortamda da böyle.

Bizden sonraki dönemde de böyle olacak.

 

Yaşadıkça, tecrübelendikçe;

‘Vay be, demek böyle’

‘Yaşamak gerekiyormuş’

‘Bir tecrübe daha edindik’

Gibi, hepimizin içinden geçirdiği cümleler olmuştur.

 

Tecrübe ve yaşanmışlıklarla ilgili kurgunun içine girebilecek,  yakışan iki kelimeyi, yaşanmışlıklara ‘cuk’ diye oturacak şekilde yazıya giydirmek gerekiyor.

 

KEMİK VE KEMİKÇİLER

Türkiye’nin mevcut gündeminin ana maddesi de bu zaten.

Eskiden İktidar, kemik, kemikçiler aynı cümle içinde kullanılırdı.

Şimdi, İktidar-yandaş-Candaş-biatçi gibi kelimeler aynı cümlenin içinde kullanılıyor.

Onlar her zaman vardı, oldular, olacaklar.

Farklı zaman ve mekânlarda, farklı şekillerde tezahür ederler.

Onların omurgalı dik duruşu olmadı, bundan sonra da olmaz.

 

Onlar, zamanı ve mekânı kendi lehlerine olabilecek şekilde kullandılar.

Her zaman toplumun önünde oldular.

Önde olmayı korumak içinde, dönemin güçlüleri ile birlikte oldular.

Onlar gibi düşündüklerini lanse ettiler.

Bir süre sonra onlar gibi düşünmeye başladılar.

Öyle düşününce de onlar gibi oldular.

 

Hala net bir şekilde ortaya çıkmayanlar var, bu süreç doğru işlerse onlar da afişe olacak. Dönemin ruhuna uygun kendini gizleyen, kendini gizlemek için de başkalarını suçlayan, bunun arkasına sığınarak kendilerine koruma kalkanı oluşturanlar hep oldu. Yaşamı tecrübeyle, daha doğrusu acı tecrübelerle öğrenenlerin gözünden kaçmıyor bu kemikçilerin silueti.

Yaşayarak öğreniyoruz,

Yaşayarak görüyoruz.

Ve daha da göreceğiz, yaşadıkça.

Kemikçiler ortaya çıktıkça, yeni tecrübelerimiz olacak, yeni ve güzel yaşamımızda onlara yer vermemek adına hayatlarımızı devam ettireceğiz.

 



ARŞİV YAZILAR