Yasmina Lokmanoğlu

Mersin Kent Kültüründe Şekerin Yeri


Dünya tatlı kültürünün ezberini bozan şeker yaşama 16. Yüzyıl itibariyle girmiş. Şekeri en bol kullanın bölgelerden biri de Yakın Doğu. Biz de Yakın Doğunun bir parçası olarak şekersiz yapamayan bir kentiz. Benden evvel ki nesiller için zenginlik sembolüymüş şeker. Annem 1937 doğumludur. Tam 2. Dünya savaşı dönemi. O tarihte Ülke harbe katılmadığı halde gıda kıtlığı yaşıyor. Bulunmayan ürünlerin başında da şeker ve un var. Babaannesi kiler de şekeri saklar, ev halkının içeceklerini de bal ile tatlandırırmış. Anneannem ise her gıda kıtlığın da aileye “Herkes şekerini, ununu alsın, benden istemeyin” diye uyarıda bulunurdu.

Biz eski Mersin (Akdeniz İlçesi) olarak hem sokak hem pastane hem de tatlı dükkanlarımız fazlacadır. Coğrafi olarak çok bereketli topraklar üzerinde yer almamız nedeniyle meyve çeşidimiz de çoktur. Onun için reçel kültürü son derece yaygındır. Mersinliler adeta aralarında yarışarak mevsimlik meyveleri reçele dönüştürürler. Bayramlarda ve özel günlerin en birinci ikramı tatlıdır. İçerisine eskiden ceviz konurken şimdilerde Antepfıstığı bizim cevizin yerini aldı. 1960’ lara kadar da küçükbaş ve büyük baş hayvan yetiştiriciliği var.  Bugün otogar olan bölge ve aşağısında Camız (Manda) çiftlikleri bulunurmuş. Sabah kahvaltısının vaz geçilmez sokak tatlısı olan Peynirli Kadayıf ve Şireli Böreğin peyniri bu bölgeden gelirmiş. Kızartma tatlılar nebati likit yağlarının 1950 itibarıyla piyasaya girmesi üzerine fırın tatlılarının yerini almış. Evler de fırın olmadığı dönemlerde kurabiye, mamül, kerebiç gibi ikramlar yapılırken daha sonraları ocak üzerinde pişen pastalarda ev hanımlarının ayda bir kez herkesi kabul ettikleri, özel günlerinin önemli ikramı olmuş. Arkadaşlarının evlerinde tatlarını beğendikleri tarifleri de mutfak defterlerine yazarak bizlere güzel bir tatlı arşivi bıraktılar. Mersin’in ilk pastanesi de Mersin pastanesi bütün eskilerin en sıcak anılar da yer alır. Mersinli neredeyse bütün gelmiş, geçmiş lokantalarını unutsa da tatlıcılarının isimlerini unutmaz.

Bütün diyetisyenler şekerin zararlarını anlatmaya devam etse de bizim kentin tatlı kültürü artarak devam ediyor. Göç ile gelen vatandaşlarımız da tatlı seviyor. Bir yolda yürüdüğünüz zaman muhakkak baklavacı, pastane, kadayıfçıya rastlamamanız mümkün değil.

Hepinize iyi haftalar ve bol tatlı günler.

 

 



ARŞİV YAZILAR