Zeynep L.

Biçilen Karakterler


Kardeşiniz varsa bilirsiniz, kardeşler sürekli birbirleriyle kıyaslanır. Kendi deneyimimden konuşuyorum, kız kardeşler için bu kıyaslanma kaçınılmaz birşey. Sen uzunsun, sen kısa. Sen sessizsin, sen konuşkan. Bu tarz cümleler iki kardeş büyümeye çalışırken sarar çevrelerini. Kıyaslamalara göre mi şekilleniyor kişiliklerimiz yoksa kendi haliyle mi, çok düşündüğüm bir konu. Eğer rekabet sevmeyen insanlarsanız (ben ve ablam gibi), kendinize başka kulvarlar yaratmaya yönelirsiniz. Sen matematikte iyi ol, ben dilde. Sen iyi huylu ol, ben huysuz olayım.

 

Özellikle yaşımız daha küçükken, sanki sadece bir kişi için yer var belirli rollerde gibi gelebilir ve biz farklı olduğumuzu göstermek için bunları bölüşmek durumunda kalabiliriz. Bir noktada kolay gelmeye başlıyor böyle birbirinize dayanarak yaşamak. Ama sonra bu benimsediğimiz roller kaçınılmaz bir noktaya geliyor. Bir bakıyoruz ki bir karakter edinmişiz, kendimizi birseyleştirmeye çalışırken. Çocukluk arkadaşlarımla konuşurken geçenlerde benim uzun bir bisiklet seyahatine gitmiş olduğuma çok şaşırdılar. Zeynep koşmayı bile sevmezdi dediler. Bir noktada kendime spor yapmayı sevmeyen bir rol vermişim. Tahmin ettiğim kadar zor değildi bu rolden vazgeçmek. Ama eskiden beni tanıyan insanlar için büyük bir şok oldu. Sen mi?

 

Yine kadına ve topluma getireceğim konuyu, kusura bakmayın. Kişiliğimizi kurmaya çalışırken çok etkilendiğimiz bir konu rekabet ve rekabetten kaçınmaya çalışmak erkek erkil toplumlarda kadın olmanın bir gerçeği, kardeş olmakla bitmiyor. Belirli roller var bize çizilmiş ve aramızda ya bunları bölüşüyoruz ya da bu roller için savaşıyoruz. Utangaç kadın, pasaklı kadın, deli dolu kadın, huysuz patron kadın, kıskanç kaynana kadın… Tanıdık geliyor değil mi size de bunlar? Güzel ama şımarık, şişman ama iyi huylu. Kendimizi uyumlu yapmak için ne kadar basite indirgeğimizin çoğu zaman farkında bile değiliz. Kim bu karakterler? Neden Instagram gibi platformlarda kadınlar en iyi anne, en iyi eş, en vegan, en sportif olma, en moda meraklısı çabasında bu versiyonlarını dünyaya tanıtıyor.

 

Ben sizle bir sır paylaşayım. Bu rollerin hiç biri gerçek değil. Kadınlar olarak Spice Girls gibi farklı tatları kendimize kişilik olarak edinmek zorunda değiliz. Büyüdükçe görüyorum ki bana en çok ilham veren insanlar kendini sürekli büyüyen ve değişen canlılar olarak gören insanlar.

 

Eğer bugün veya yarın sabah uyandığınızda kendi kendinize ben yalnız kalmaya hükümlüyüm çünkü çok huysuzum diye düşünürseniz, aynaya bakın ve bugün farklı bir insan olduğunuzu görün. Çorabınızı ters giyin, işe uzun yoldan gidin, sevmediğiniz bir yemek yiyin. Ne bileyim, kendinizi şaşırtın. Kafamıza işlenmiş kişilikler, huylar, bir noktada ya kendimizin ya da başkalarının üzerimize taktığı şeyler. Herşeyi çıkarıp atabilirsiniz. Kimisi yapışkan olabilir, ama bir kez onu gördükten sonra tekrar takıldığını hissettiğinizde bir kere üzerinizden atmıştınız, tekrar atabilirsiniz.



ARŞİV YAZILAR