DENİZ YILDIZ

Eyy Amerika! Sen kimsin ya!


Son yıllarda siyaset dünyasının gündeminde çok kez cumhurbaşkanının “Eyy!”leri ve eylemeleri yer aldı. Gün geldi, “Eyy Amerika!”, gün geldi “Eyy Merkel!”, gün geldi “Eyy İsrail!” dedi. Kimi günler de hepsinin gönlünü eyledi. Son günlerde ise “Eyy Biden! Senle hiç iyi anlaşamadık bilesin.” dedi. Biden ise o halde yaptırımlara hazır olun dedi. ‘CAATSA’...

 

Dış politikamız uluslararası ilişkiler biliminin konusu ancak biz de bu yaptırımların ekonomimize olan tehdit boyutunu anlatmak düşer.

 

Nedir bu kısaltması bile uzun kelime CAATSA diye baktığımızda özetle; ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası anlamına geliyor. CAATSA'ya göre ABD Başkanı, yasada belirtilen 12 yaptırım maddesinden beşini uygulanması için seçiyor.

 

Yaptırımlar sadece yaptırıma neden olan konunun ortadan kalkmasının ardından ABD Başkanı tarafından iptal edilebiliyor. Örnek olarak; en hafiflerinden; yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumların ABD topraklarında gayrimenkul sahibi olmasının yasaklanması, en ağırlarından biri de; ülkenin döviz üzerinden işlem yapılmasının yasaklanması ile finansal sistem dışına itilmesi...

 

2016 yılından sonra başlayan ABD-Türkiye gerginliğinde bir çok başlık birikti. S400 füze sistemi alımı, F-35 uçak üretimi, Halkbank(Reza Zarrab) ile İran ambargosunun delinmesi gibi bu yaptırımlara konu olabilecek suçlamalar ile karşı karşıyayız. Donald Trump döneminde yapılan ikili (RTE-Trump) anlaşmalar ile ötelenen yaptırımlar bugün yeni ABD başkanı Joe Biden tarafından önümüze konuldu. Sebebi ise cumhurbaşkanının son günlerdeki ısrarlı S400’leri kuracağız, hatta belki bir parti daha alım yapacağız açıklaması.

 

Bu sürecin doğru-yanlış yönetildiği bir kenara, Dünya genelinde makro ekonomik gidişat sıkı para politikasına doğru evriliyor. En geç kasım ayında FED tarafından başlatılması beklenen varlık alımlarının azaltılması, Polonya-Brezilya-Endonezya gibi bize benzer gelişmekte olan ülkeleri faizlerini artırarak önlem almaya itti. Biz ise tam tersine, seçim ekonomisi kaygıları ile bir faiz indirim sürecine girdik. Eğer dış politikada da şahin tutumumuz sürer ise Amerikan Demokrat Parti gelenekleri en ağır CAATSA yaptırımlarını uygulamayı dayatacaktır. Trump dönemindeki gibi ikili müzakerelerin mümkün olmayacağı Joe Biden’ın cumhurbaşkanımıza bir randevu dahi vermemesinden öngörülebilir haldedir.

 

Yüksek döviz - yüksek enflasyon sarmalında çırpınan ekonomimiz bir de CAATSA yaptırımları ile 11-12 liralık dolar kurunu kaldıracak halde değildir. Bu korkulan süreç gerçekleşirse; ani bir durgunluk ve özel sektör borç krizi kapımızı çalacaktır. Burada dış siyasetimizi şekillendiren erklere düşen popülist ve demogoji siyaseti yerine akılcı ve rasyonel politikalar izlemektir.

 

Bilinmelidir ki; Donald Trump’ın görev bitişine 1 ay kala son imzası, nükleer silahlanma karşıtı anlaşmadan çıkış olmuştur. Çin-ABD ticaret savaşlarının sıcak savaşa evrileceğinin açıkça dillendirildiği bu günlerde, Eyy Dünya! Yurtta sulh cihanda sulh! diyebilmek için ilk önce ekonomik gücümüz ve bağımsızlığımız korunmalıdır.



ARŞİV YAZILAR