Deniz Yıldız

En acı misyon: Develüasyon


Her vatandaşın artık takip etmek zorunda kaldığı bir para politikası yönetim süreci yaşıyoruz. Geçtiğimiz hafta yine faizler 100 baz puan kadar düşürüldü.

 

Daha önceki yazılarımda faiz enflasyon ilişkisinde faizin bir sebep değil liranın değerini korumak için enflasyona karşı bir silah olduğunu aktarmaya çalışmıştım. Ancak bu kez düşük faizin etki ve sonuçlarına değinmek istiyorum.

 

Ülkemizde 2017’den beri seçim öncesi dönemlerde Cumhurbaşkanımızın isteği ile  faiz enflasyonun altına çekilmekte. Bu karar bir akademik tezmişçesine “Faiz sebep değil sonuçtur” diyor kendileri. Fakat asıl sebebin küçük esnaf için ucuz ticari kredi ve inşaat sektörünün tekrar hareketlenmesi için uygun ev kredisi olduğu gerçeği ortada.

 

Çünkü merkez bankası faiz indirimi yaptığında özel bankalar faizleri düşüremiyor. Sebebi de kurdaki artış. Yurt dışından sendikasyon kredileri ile döviz cinsi fonlama yapan bankalarımız, maliyetleri arttığı için faizleri düşürememekte. Bundan önceki süreçte MB kasası dolu olduğu için kurdaki yükseliş dizginlenebilmekteydi. Bu dönemde Merkez Bankamızın hiç bir baskılama aracı kalmamıştır.

 

Hal böyle iken faizleri düşürmek ‘mış gibi’ yapmaktan öteye geçmemektedir. Son indirim sürecinin başladığı 2021 Eylül’ünde 8.30 olan dolar kuru 11.30’ları gördü. Bu ise neredeyse tüm girdilerini yurt dışından ithal eden tüm tarım ve sanayi sektörleri için yüzde 30’luk bir zorunlu zam sebebidir.

 

Manipüle edilen resmi enflasyonun gerçekten % 20 olduğunu dahi baz aldığımızda, önümüzdeki yıl yüzde 50’lik bir hiperenflasyon dönemi karşımızda olacak. Marketlere ceza keserek, ihracat yasakları koyarak, özel bankaları tehdit ile fiyat istikrarında bir yol alınamadığını 2018’de görmüştük ve maalesef bugün aynı filmi izlemek zorunda bırakılıyoruz.

 

Küçük bir kesimi ucuza fonlayıp seçim öncesi çarkları 3-5 ay daha döndürmek için alınan faiz kararları ile tüm vatandaşlarımız üstü kapalı bir develüasyona maruz bırakılmaktadır. Sabit gelirlinin alım gücü her geçen gün erimektedir.

 

Bugünü kurtarıp bir seçim daha kazanabilmek için nice gelecek yıllar feda edilmektedir.

 

O halde son cümle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın meşhur sözü olsun ; “Artık yeter söz milletindir…”



ARŞİV YAZILAR