Mehmet S. Nane

Amiral Gürdeniz’deki “1890 Ruhu” (3)


Çok yazık ki sadece insana özgü olan iletişim ve temas göz göre göre ölüyor...

Ben; göz, söz ve tensel temasa dayalı insan ilişkilerini savunmaya ve kendi hayatımda ısrarla uygulamaya devam edeceğim.

Özet olarak aktarmaya çalıştığım bu görüşlerimden dolayıdır ki 1890’da doğmalıymışım diye düşünüyorum. 

***

Eğer o tarihte doğsaydım, 1880’li yıllarda doğan eşsiz Atatürk ve o neslin muhteşem vatanseverleriyle aynı yaşam dönemini paylaşacak ve belki onlarla birlikte çalışacaktım.

İstiklâl Harbi sırasında 30’lu yaşlarımın başında, Cumhuriyet’in ilanında ise 33 yaşımda olacaktım. Cumhuriyet’in yarattığı mucizelere kendimce katkı verecektim. 

Artık ömrüm ne kadarsa; 1930’lu, 40’lı, 50’li ve belki de sonrasının kaliteli, seviyeli, saygılı ve nezaketi esas alan insanlarıyla beşeri ilişkiler yaşayacaktım. 

İnsana ‘insan’ olduğu için değer verilen bir atmosferde hayatımı sürdürecektim.

Bugünün aksine utanma duygusunun var olduğu toplumun bir bireyi olacaktım.

Cumhuriyetçilerin ezici çoğunlukta olduğu bir toplumda ‘soluk’ alacaktım.

“Beyoğlu’na kravatsız çıkılmadığı” o günlerde İstiklâl Caddesi’nde yürüyecektim. 

Laubaliliğin ve sakilliğin zirvesindeki sayısız radyo-televizyon kanallarının ve programlarının yerine; eğitici-bilgilendirici ve müzikle, radyo tiyatrolarıyla eğlendirici tek kanallı “Türkiye Radyoları”nı dinleyecektim.

1950’li yıllarda ‘modern bir Avrupa sahil şehri‘ olan cânım Mersin’imin ‘vahşice betonlaştırılmış’ hâlini görmeyecektim.

Sosyal medya ya da envai çeşit teknolojik mesaj yerine hâlâ mektup yazıyor ve mektup alıyor olacaktım.

Ve daha niceleri...

***

Çok mu nostaljik oldu? Varsın olsun.  
Bir zamanlar böyle bir Türkiye’nin var olduğunu düşünmek bana iyi geliyor... 
Nezaket ve saygının egemen olduğu o güzel günleri anmak içimi ısıtıyor...

***

Tüm bu duygu ve düşüncelerimi toparladığımda işin özü olarak ortaya ‘insan’ çıkıyor. 
Her şeyi yapan insan... 
İyisiyle, kötüsüyle...

Ve sanırım, 1890’da doğmayı isteyerek artık ulaşılması imkânsız olan bir başka zamanın insanî özelliklerini ve ilişkilerini özlüyorum...

 

 



ARŞİV YAZILAR