Ayşegül Yılmaz | DUYGULARIMA NE OLUYOR? | Güney Gazetesi Mersin
Ayşegül Yılmaz

DUYGULARIMA NE OLUYOR?


Duygu nedir?

Belirli uyaran ile ortaya çıkan, uyaran ile aramızdaki ilişki hakkında bilgi veren, bu uyaran hakkında bizi fiziksel, sinirsel ve bedensel olarak hazırlayan tepki olarak tanımlanabilir. Duygularımız hayatımıza renk verir. Bizi harekete geçirir veya durmamıza sağlar. Yaşamımızı sürdürmemizi, ortama uyum sağlamamıza yarar.  Bizim dünyayı anlama ve anlamlandırma şeklimizdir. Duygular, temel olarak olumlu duygular ve olumsuz duygular olarak ikiye ayrılmaktadır. Olumlu duyguları, mutluluk, neşe, ilgi, beklenti, güven; olumsuz duyguları kızgınlık, korku, üzüntü, şaşkınlık, utanç ve tiksinme olarak gruplayabiliriz. Olumlu duyguları yaşamak istenen, peşinde koşulan, olumsuz duyguları yaşanmak istenmeyen ve kaçınılan olarak görmekteyiz.

 

Duygunun görevi nedir?

 

Duygular, bazen dış kaynaklı (olaylar) bazen de iç kaynaklı (düşünceler) olarak gelişirler. İster iç ister dış kaynaklı olsun; temel işlevi aslında çevremizde olup bitenleri fark edip ona uygun davranmamızı sağlayan sistemlerdir. Elimize bir şey battığında acı hissederiz ve elimizi çekeriz, yüksek bir ses duyduğumuzda irkilip o tarafa yöneliriz, üzerimize bir araba geldiğinde telaşlanır, kenara çekiliriz. Demek ki duygularımız olmasaydı yaşam çok zorlaşırdı.

 

Duygunun işaret ettikleri

 

Bir an acı ve ağrı gibi kaçındığımız olumsuz duyguların olmadığını, yok olduğunu varsayalım; biri sizi siz görmeden arkanızdan bıçakladı? Ne olur? O acı duygusunu hissetmediğiniz için kan kaybından ölme riski ile karşı karşıya kalırsınız. Korku duymasaydık, kaygı hissetmeseydik, üzüntü ya da mutsuzluk olmasaydı… Hayatımız nasıl olurdu acaba? İnsan ilişkilerimiz? Yakınımızı kaybettiğimiz zaman yas tutamamak, ölümünü umursamamak hayatımızı olumsuz etkilemez miydi?  Görüldüğü gibi aslında ağrı, acı, korku, endişe gibi kaçınmaya ve yok saymaya çalıştığımız duygularımız aslında bizim hayatta kalmamızı sağlayan işlevlere sahiptir. Peki, olumlu duygularımız olmasaydı? Hiç mutluluk hissetmeseydik? Neşe olmasaydı? Neler olurdu? Diğer tüm duygularda olduğu gibi olumlu duygularımız da olmasaydı bu durum yaşam ile bağdaşamayan bir durum olurdu.

 

Duygularımız ve Yorumlamalarımız

 

Duygularımız bize iç dünyamızla ilgili bilgi verir; birer habercidir demiştik. Eğer duyguları iyi anlar ve değerlendirebilirsek her zaman iyi yönde işimize yararlar. Burada dikkate almamız gereken şey özellikle duygunun işaret ettiği şey ve bizim onu konumlandırma şeklimiz olmalı. İster dış, ister iç dünyamızdan kaynaklasın, duygular sadece birer duygudur, tek başına duyguların bize zarar verici özellikleri yoktur. Duyguları bizim konumlandırma şeklimiz duyguların kötü yönde etki etmesine neden olmaktadır. Yani burada duyguların kendisi değil, o duygu ile bizim ilişkimiz, yorumlamamız belirleyicidir. Örnek verecek olursak; korkunca kaçmak, üzülünce geri çekilmek, kızınca saldırmak, öfkelenince kırıp dökmek sadece o duyguya takılıp kalmaktan ibarettir. Duygunun işaret ettiklerine değil…

Duygularımız bizim ne istediğimize işaret eder. Bir olay yaşadığımızda ortaya çıkan duygumuzla ilgili yapılacaklar farklı, iç kaynaklı beslenen duygularımızda yapılacaklar farklıdır. Duygularımızı yorumlarken olan bitenle bağlantılı ve gerçekçi yorumlar yaptığımızda uygun ve işe yarar hale gelirler. Duygu, algılarımızda veya düşünce sistemimizde uygunsuz, gerçeğe uygun olmayan ve yararsız yorumlanırsa o zaman o duyguya eşlik eden düşüncelerde işe yaramaz sonuçlar üretecektir.

Konuya bir örnek vererek açıklayalım: Çok yakından tanıdığınız bir arkadaşınızla işe gitmek üzere yolda yürürken karşılaştığınızı düşünelim. Sizin gibi oda bir yere gitmek üzere yol alıyor. Yanınızdan geçerken siz tam selam vermek üzere iken hızla yanınızdan geçti ve uzaklaştı. Ne hissedersiniz?  Kızgınlık, hayal kırıklığı, can sıkıntısı… Bu olumsuz duygular sizi olumsuz düşünceye yönlendirir. ‘’Kendini ne sanıyor ne kadar da havalanmış, beni görmemezlikten geldi…’’ gibi olumsuz düşünceler ile davranış olarak belki de arkadaşlığınızı bitirmeye yönelik kararlar alır, öyle davranırsınız. Tüm bu olup bitenler gerçekçi mi? Gerçekle ve olan bitenle uyumlu mu? Maalesef hayır. Peki, duyguları yorumlama şeklimizden bahsettik. Bakın aynı olayı yeniden değerlendirelim. Yanınızdan geçen arkadaşını ve yaşadığınız duygular: kızgınlık, hayal kırıklığı, can sıkıntısı, duyguyu hiç değiştirmeyelim, aynı şeyleri hissedin. Bu duygulara takılıp, onların etrafında dolanmak yerine yorumlama şeklimizi değiştirmekle işe başlayalım. Bu durumda ‘’ ne kadar dalgındı, bir sorunu mu var acaba? Gözlüğünü/lensini takmadı görmedi sanırım ‘’ gibi düşünceler o kişi ile ilgili merak, endişe gibi duygulara yönlendirecek ve olumlu davranış sergilemeyi sağlayacaktır. Görüldüğü gibi duyguları yorumlama şeklimiz ve işaret ettiklerine yüklediğimiz anlam, sonuçları değiştirmektedir. Duygularımızdan korkmayalım. Duygularımızın neye işaret ettiğine, hangi kırmızı alarmı yaktığına, neyin habercisi olduğuna dikkatimizi verelim.

Yaşam, bize verilmiş büyük bir mirastır. Bu mirası ya istek ve ideallerimizle anlamlı şekilde harcayarak ya da istemediklerimize odaklanıp, yok sayarak tüketeceğiz.

 

 



ARŞİV YAZILAR