Ahmet Karakuş | Örgütlü olmak, yaşıyorum diyebilmektir | Güney Gazetesi Mersin
Ahmet Karakuş

Örgütlü olmak, yaşıyorum diyebilmektir


Ezilmişlik, insan yerine konulmama, tarifi zor bir durum. Bu durumun çarşıya, pazara, ekmek kuyruklarına yansımış hali can yakıcı. Başta kendi derdim olduğu için, emeklilerin derdini dert edinenlerdenim. Onüç milyon emeklinin yaklaşık sekiz milyonu 2500 lira maaşla yaşamaya çalışıyor. Şaka gibi değil mi? Oysa şaka güldürür, bu durum insanın içini acıtıyor. Hala bu durumda isyandan çok, çok şükür nidalarını duyuyor olmak, bu nasıl bir ruh halidir, demekten kendini alamıyor insan.

Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube yürütmesinin bir faaliyeti gereği mahalleleri dolaşırken, Güneykent’te ekmek kuyruğundaki bir emekliyle konuşuyoruz. Oy kullanan insanların neredeyse üçte biri kadarız. Hayatın her alanında ortalama 30-40 yıl çalışarak, bu ülkenin varlık nedeni olmuşuz. Bize reva görülen bu yaşamı hak etmiyoruz. Bunun için örgütlenmemiz gerekiyor. Birlikten güç doğar, o zaman iktidarlar bizi görür ve hak ettiğimiz gibi yaşarız, demeye çalışırken; sözümüzü keserek,

-Madem sendikacısınız, Belediye Başkanına gidin, söyleyin de. Günlük üç ekmeği altı ekmeğe çıkarsın, yetmiyor. Küçük torunumu getirip, sıraya koymak zorunda kalıyorum. Çocuk üşüyor, diyor. Duyduklarınız inanamıyorsunuz. Yapmaya çalıştığınız iş ile hedef kitleniz arasında inanılmaz bir açı var. Tabi insanlarımızın bu noktada olmalarının yüz yıllık cumhuriyet tarihinde hala alfabenin “A” sında kalmış olmaları yönetenlerin işini kolaylaştırıyor. Bir an düşünüyorsunuz, yönetenler, çok ödenekli toplum mimarları bunları bildikleri için çok rahat davranıyorlar.

Atalar “zor oyunu bozar.” Demiş. Yönetenlerin emeklilere dayattığı, dayanılması güç bu yaşam, düşünmeyi angarya sayan toplumlara, düşünme fırsatı yaratıyor. Sürekli kaçışımız olan düşünme eylemi, şimdi zorunlu seçimimiz olmaya aday gibi duruyor. Şimdi örgütlenme zamanı diyorum kendi kendime. Yaşamın her alanı emeğiyle geçinen her kesim için çekilmez bir hal aldı. Bu durumdan en çok etkilenenler de emekliler. 2500 emekli maaşı olan birine, “bir dokunun bin ah işitin” cenderesini yaşıyoruz. Burada yaşamın sıkıntılarını sıralamama gerek yoktur. Bu yazıyı okuyan herkes sıkıntıların farkındadır.

Asıl bilince taşımamız gereken, çözümün bizim dışımızda olmayacağıdır. El elin kaybolan eşeğini türkü söyleyerek ararmış. Bıçak kemikte, türkü dinleyecek ne halimiz ne de sabrımız kaldı. Şimdi emeklilerin örgütlenme zamanıdır.



ARŞİV YAZILAR