Hülya Aslan | NESİN VAKFI..TÜRGEV….İKİ VALİ | Güney Gazetesi Mersin
Hülya Aslan

NESİN VAKFI..TÜRGEV….İKİ VALİ


    Eskiler “ gecenin hayrındansa gündüzün şerri daha iyidir” diye dursunlar biz öğretmen, polis, imamların… yer değiştirmelerinden idareci olmalarına ya da valisinden kaymakamına  gece atamaları kültürünü(?) hücrelerimize kabul ettirmiş görünüyoruz.   

  Artık buna da takılmamayı öğrendik(?!!!) yani..

   Çünkü ülkeyi yönetenlerin tozu dumana kattıkları bir Türkiye ile yatıp kalkıyoruz …..

    Mesela Adam, Sivil Toplumla ilişkiler Genel Müdürlüğünde vekaleten müdürlük yaparken 5 Nisan 2022 yılında hukuki hiçbir dayanağı olmadan Nesin Vakfının banka hesaplarına bloke koyuyor. Ve aynı adam gece yarısı Vali oluveriyor…

    Prf. Ali Nesin  de  “ yapmayın burada onlarca insan çalışıyor maaş alıyorlar evlerine ekmek nasıl  götürecekler…bir yere kaçmıyoruz…” diye dursun adam şimdi Bolu valisi.

Ve de  “ Nesin ailesi bu ülkenin düşmanı değildir, aksine, Birinci Dünya Savaşı’na, ardından gönüllü olarak Kurtuluş Savaşı’na katılan dedemi de sayarsak, üç kuşaktır karşılıksız bu halka hizmet ediyoruz, izin verirlerse daha da edeceğiz.” Diye ekleyerek sözlerini tamamlamamıştı daha ki o adamı Bolu erkanının başı yaptılar.

    Açıkçası haksızlık, hukuksuzluk, usulsüzlük, kindarlık, ….diz boyu

 Nesin vakfı, arazisinin dibine yerleşen tarikat/cemaate(İsmailağa dedikleri)   aydın/ entelektüel duyarlığı ile saygı gösterip toplumun rengidir bir çeşitliliktir diye bakarken varyasyondan-mutasyondan-modifikasyondan dolayısıyla evrimden haberi olmayan, Darwin’i kitaplardan çıkarttıran zihniyetin aynı hoşgörüyü taşıyabilmesi, yaşama ve yerleşme hakkını kabul etmesi mümkün olabilir mi?

Verilen eğitimin niteliği düşünce niteliğinizi ve hayata hangi pencerelerden baktığınızı belirlediğine göre cemaat- tarikat-dinci yapılaşmalar içerisinde 4-6 yaştan itibaren eğitim gören çocukların hoşgörü kültürünü yaşamlarına yerleştirmeleri, düşünce ve yaşam şekillerini çeşitlilik olarak görebilmelerini beklemek ne kadar gerçekçi olabilir?

Gelelim yine gece yarısı Vali oluverenlerden birine daha…

  O, daha da enteresan çünkü tarihe geçecek bir kadın vali fakat ilk değil… çünkü ilkini bugünkü yönetenlerin pek çoğunun fikirdaşı/öncülü olan Turgut ÖZAL  atamıştı. Muğla valisi olarak Lale AYTAMAN’dı(1991-1995)…

Öyleyse ne diye geçiyor tarihe bu hanımefendi…

  Aile ve sosyal politikalarda kadın ve aile sorunlarını çözmede Bakanı ile birlikte gösterdiği başarıdan ötürü mü, İletişim fakültesi radyo, televizyon lisans ve “İkna Edici İletişim Sürecinde Siyasal Mesaj Tasarımı”  tez sahibi (tezi çok dikkate değer) olan kadının tarihe geçecek olması  …

  Acaba her gün 2/3 kadınımızın öldürüldüğü ülkemizde, İstanbul sözleşmesinden geri dönüş yapılırken bir kadın olarak bu olmaz …kabul edilemez…dediği için mi?

  Yoksa milyonlarca çocuğumuzun açlık sınırı altında yaşam sürdürdüğü , bizzat şahit olduğum sabahın erken saatlerinde ucuz ekmek kuyruğunda annesinin  beklemesinden utanan ve fakat 9/10 yaşında buna mecbur olduklarının idrakine varmak zorunda bırakılan bu çocukların gelecek korkusu duymayacakları politikalar ürettikleri ya da görev yapmış olduğu bakanlığın ucuz politikalarını, ucuz kolilerini oy kazanma ötesine geçiremediklerini görüp, sadaka kültürü kabul edilemez dediği için mi  43 yaşında üç çocuk annesi bu hanımefendi tarihe geçmiş olacak ….

Hayır tabii ki ….Var olan politik/siyasal düzende bunlar mümkün mü?….çünkü liyakatin L’ si yok toplumun hiçbir kurumunda…

Uzatmayayım dünkü haberlerde görmüşsünüzdür mutlaka 

 İlk başı bağlı/kapalı/örtülü…kısacası türbanlı…olduğu gibi sıradan, bayağı ve anlamsız bir sebep onu tarihsel gibi yapacak olan….

Tabi ki başının şekli şemaili ile uğraşmayıp içinde ki kıvrımların ne yaptığına… sinapslarında ki bağlantı sayısına baktık aslında/bakacağız da ama bu vali hanımefendiyi asıl vali yapmanın başka bir kaynağı daha var ki o da  TÜRGEV’in Yönetim Kurulunda olması sanırız…..

TÜRGEV’in(Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı) Kurucusu R.T.Erdoğan olup kızı, damadı, oğlu yanında neredeyse tüm AKPliler orada yetişip yetiştirilip…..

 bizim gecelerimizin sabahları da işte böyle kabus oluyor……..

 



ARŞİV YAZILAR