İlkay Adalıoğlu | MASUM DEĞİLİZ | Güney Gazetesi Mersin
İlkay Adalıoğlu

MASUM DEĞİLİZ


Eskiden ‘toplumsal patlama’ başlığı altında, geldiğimiz durumu izah etmeye çalışan uzmanları dinlerdik.

Hatta tam da bu noktadan yola çıkarak birkaç makale yazmıştım. Şu ifadeleri kullanmıştım:

“Fizik kuralına göre, eşya maruz kaldığı baskı sonucu patlar, çatlar. Ama her zaman değil.  Bizim gibi felaket, acı dozu bilinçli arttırılan memleketlerde bazen alttan delikler açılır.  İşte o zaman üstten ne kadar baskı yapsan alttan sefalet olarak süzülür.  Yukarıdan ne kadar kötü madde salsan alttan rezalet şeklinde dökülür. Durumumuz bu. Toplumsal patlamayı falan fena aştık. Çanağın dibi delik deşik olmuş. Alttan pislik akıyor.  Üstümüze boca ettikleri kötücül maddeler, toprağa bulaşıyor. Soluduğumuz havaya karışıyor. İçtiğimiz suya bulanıyor. Yani kötücül maddenin kendisine dönüşüyoruz…”

Olan oldu. Kötücül maddenin kendisine dönüştük.

Artık ‘toplumsal patlamayla’ başlayan saptamalar yapılmıyor dikkat ederseniz.

 Direkt ‘toplumsal, ahlaki çöküş’ değerlendirmelerini dinliyoruz.

Yani olan olmuş. Patlayan patlamış, çatlayan çatlamış. Çöküşe geçmiş.

Bu hafta sosyal medyada viral oldu. İzlemişsinizdir.

Bir pazarcı çıktı,  mikrofonlara “ Çalmayan mı var? Herkes çalıyor. Dürüst olmak gerekirse ben de çalıyorum. Yüz liralık malı on lira gösteriyorum. Oyum Erdoğan’a. Çalıyorsa çalıyor. N’olmuş?...” dedi.

Açık açık.

Dürüst olmak gerekirse çalıyorum…” ifadelerini aynı cümlede kullanarak üstelik. İroniye bakar mısınız?

Herkes kızdı, köpürdü. Allah Allah kıyametler koptu.

Ben kızmadım.

Türkiye’nin dörtte üçü imar barışına başvurdu. Bu ne demek? Yani 12 milyon aile, ülkenin yağmalanmasına ortak oldu.

Memlekette vergi kaçırmayan, çocuğuna torpil aramayan, işini görmek için adam araya koymayan, trafikte kural çiğnemeyen kaç kişi var Allahaşkına?

Sistem, hepimizi hırsız yapmak, ahlaken çökertmek üzerine kurulu.

Yani arkadaşlar, devlet bizi suç ortağı haline getirmiş.

Gemisini kurtaran kaptan’ , ‘ Bal tutan parmağını yalar’, ‘Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin’ gibi atasözlerimiz var bizim.

İşte tam da bu nedenle Almanya Başbakanı on avroluk hediye kabul ettiği ortaya çıkınca istifa etmek zorumda kalırken bizde “oğlum paraları sıfırladın mı?” tapeleri etki etmiyor topluma. Karşılık bulmuyor.

Çalmadan, kaçırmadan, gizlemeden, torpil yapmadan, bir yerde adamını bulmadan, başkasının hakkını yemeden, kuralları çiğnemeden yaşayamıyoruz.

Aristo diyor ki : “ Kuralların, düzenin olmadığı toplumlarda iyi insandan bahsedilemez…”

İşte bu noktadan hareketle o esnafa şunu sormak lazım : “ 100 liralık satıp 100 liralık gösterdiğinde aynı kazancı hakkınla, huzurla elde etmek ister misin? “

Kendimize sormamız lazım; “Gasp etmeden, hak yemeden, torpil bulmadan, kural çiğnemeden adil bir düzende yaşamak ister misin?”

Kanımca bütün mesele bu sorunun yanıtında.



ARŞİV YAZILAR