Ergün Parlat | EN ÇOK SEN KİM? | Güney Gazetesi Mersin
Ergün Parlat

Ergün Parlat

EN ÇOK SEN KİM?


            Yalnız olma konusunda yalnız değiliz solan gülümsemelerimizle. Ama ışığın solmaması için direnmeliyiz. Baykuşlar ve fareler dışında karanlığı kim isteyebilir ki? Aranıp bulunmayı bekliyor taşı dağın zirvesine yuvarlamak için didinip duranlar. Sen de yüreğini açmış bekliyorsun yüksek duvarların önünde.

 

            Söylenenleri yapmaktan başka yapabileceğin bir şey yok mu senin? ‘Artık umut yok’ desen de kimse sana inanmayacaktır dünya ne denli acımasız olsa da.

 

            İçinde şiirleriniz bulunan küçük bir defteriniz var. Sararmış bir vesikalık fotoğraf ve yanında kurumuş birkaç gül. Kimi zaman Pablo Neruda gibi, insan olmaktan yoruluyor insan.

 

            Belki kapıyı çalacaksın, ama içeride kimse olmayacak başlangıçta. Korku tünelinde bize gösterilenler yalnızca bir yanılsama. Mantıklı düşünen ve davranan kim var çanak tutanlar ödüllendirilirken. Şimdilik elektriğimiz kesilmedi.

 

            Kırdığı cevizlerin ardından kendini aklama derdine düşen, olayların akışının değişmesini ister. Ama öyle koruklar vardır ki, diğer üzümlere bakmakla asla kararmaz.

 

            Napoleon’un dediğine göre, insanı iki şey harekete geçirirmiş: Çıkar ve korku.

 

            İnsanlar sizin ne yaptığınıza bakmazlar. Onlar inandırıldıkları şeye önem verip ona inanırlar. Gökyüzündeki yıldızlar huzur içinde parlasa da, bu her şeyin yolunda gittiğini göstermiyor.

 

            Bazı güneşlerin büyüklüğü aldatıcıdır. Çünkü onlar büyük olsalar da, alevleri çok parlar az ısıtır. Geriye bıraktıkları soğuk ve içi boş bir fısıltıdır. Sonuçta herkes kendi penceresinden bakar dünyaya.

 

            Agahta Christie şöyle diyor: “Eşeği yürütmek için ona havuç gösterirler, ama aynı zamanda arkasında onu haydalamaya hazır, eli sopalı biri beklemektedir.”

 

            Yedek kulübesinde oturarak madalya da kupa da kazanılmıyor. Yozlaşma ve çürümenin sürmesine izin verilir mi? Bir yararı yok durgunluğun.

 

            Öğrenilen bazı gerçekler insanı mutlu kılmayabilir. Ama bunu göze almazsak kirlenme ve bozulma nasıl önlenebilir? En korkusuz olanlar için bile bir mezar bulunuyor. “Sen yolunda yürü, bırak diğerleri konuşsun” der Dante. Ancak bazı yollar vardır ki, dolanıp dursalar da bizi hiçbir yere götürmezler.

 

            En çok biz olan şey nedir? Olduğumuzdan geriye kalan her şey. Olsa olsa bir avuç toz ve kül. Artık sessizlik çok daha yüksek sesle anlatıyor yüreğimizde saklı duran kırık dökük  sözleri. Sonuç olarak bizim yaptığımız iyilikler de cezasız kalmadı.

 

            Bir delikanlı sevdiği kızı elde edebilmek için elinden gelen her şeyi yapar. Ancak kendisi baba olduğunda, kızının erkek arkadaşlarına karşı aynı düzeyde hoşgörülü davrandığı söylenemez.

 

 

 

2

 

            Aslına bakarsanız pek fazla değişen bir şey yok. Eskiden yalnız sen vardın, şimdiyse tek yok olan sensin.

 

             “Kim bizim gibi düşünmüyorsa yalancıdır, cahildir, yolunu şaşırmıştır, yenilmeye mahkumdur” diye tepemizde bağırıp, çağırıp, tepinip, yırtınıp duruyorlar, susuyoruz. Demek ki herkesin yalnız kalıp susmaya gereksinim duyduğu zamanlar oluyor.  

 



ARŞİV YAZILAR