Hülya Aslan | İLHAN İREM…. “FETÜŞ”… KPSS…. | Güney Gazetesi Mersin
Hülya Aslan

İLHAN İREM…. “FETÜŞ”… KPSS….


   Bugün çocukluk ve lise yıllarımın kulağımda kalan en güzel tınılarından birine sahip olan İlhan İREM’i yazmayı planlamıştım. O kadife sesiyle, o yumuşacık tınılarla bezenmiş ve fakat çok güçlü sözlere sahip şarkılarının içine gizlenip o yıllarıma gidip bir dolaşıp gelecektim sizlerle.  Çünkü nedenini çok basitçe açıklayamayacağım ( yaş ilerleyince filan dedikleri cinsten değil yani) ve de bilemediğim garip bir özlemle andığım o yıllarımdan bir parça olmuştu hep İlhan İREM benim için.

   Uzun zamandır dinlemediğim şarkılarını ölümünden bu yana (dokuz gün oldu) hemen her gün dinliyorum. Sanki O’ndan affımı diler gibi, O’nu ihmal ettiğimi düşünmesini istemez gibi bir durum bu benim ki…

 “Boş ver arkadaş”  “Ben değilim” “Anlasana” “Konuşamıyorum” gibi şarkılarını bugünlerde bir daha dinlerken, o günlerimin aşklarını, sevgilerini, hissiyatını ve belki ruhunu ve hatta kokusunu bile depo etmiş beynimin gizli saklı köşelerinden bu duygular çıkıyor şu anımı silikleştirip o günlerimi yeniden yaşatırcasına ve fakat kısa bir zaman dilimine sıkıştırıp bana sunuyor gibi bir şey…

 Şarkılarını uzun zamandır dinlemedim desem de bir duruşu olduğunu bildiğim İlhan İREM o piyasa da az gördüğümüz entelektüellerden biriydi. Omurgalı duruşu ve birçok aydın geçinenden daha aydın olması üniversite yıllarımda beni ona bu kez daha fakat bu sefer farklı duygularla yaklaştırmıştı. O, medyatiklikten uzak bir düşünür olmuştu artık benim için

  Tarikat ve cemaatlere bugün olduğu gibi doksanlı yıllarda da methiyeler düzenlere bu ülkenin bir tek yolu olduğunu “Atatürk devrimlerinden ve laiklikten” ödün verilmemesi gerektiğini yazılarında, hep vurgulamıştı. Bugün FETÖ Terör örgütü başı olana herkes taparken elinin, ayağının suyunu içme yarışına girerken O,  Sevgili “Fetüş” diye başlayan köşe yazısı ile seslenip tehlikeyi işaret etmişti. Ve Fetüş’de  bu yazısından ötürü sınavlarını kazandırdığı yedirip içirdiği hakim ve savcılarına ve yarattığı hukuka güvenerek dava açıp kazanmış, İlhan İREM’i o zamanın parası ile 1 milyar lira ödemeye mecbur bırakmıştı…

    Daha çok yazacaklarım vardı İlhan İREM ile ilgili duygu yüklü anılarımdan genele doğru fakat bu hafta yeniden bir kez daha yaşadığımız soruların çalınması, verilmesi, satılması…her ne derseniz hepsi karşılığı olan KPSS  sınavının bombası bir daha patlayınca, benimde iç dünyamda milyonlarca bomba patladı…

    Evet hiç abartı değil bu ifadem….. onca karmaşık duyguların içinde bir kez daha kıvranır buldum kendimi, üniversite sınav tercihlerinin şu son gününde bir daha gerçekleşen bu hırsızlık ile….

   Gençlere çocuklara sınıflarımızda branş(alan) derslerimizi öğretme yanında doğrunun, erdemin, hakkın, hukukun ve de yaptığınız işte güvenilir ve saygı duyulur olmanın ne demek olduğunu ya doğrudan ya da dolaylı yollardan anlatır ayrıca davranışlarımızla da göstermeye çalışırken bizler.… Ve en basitinden derslerde  kopya neden çekilmemeli ya da kopya çekmenin ortaöğretim disiplin yönetmeliğinde ki karşılığından çok “bir insan hakkının ya da emeğinin gaspı olduğunu” öğretip daha geniş bakmalarını sağlarken… Yine malum şahıslar bu ülkede böyle olmadığını bizlerin anlatımlarının boş ve geçersiz olduğunu hem de oldukça kalıcı ve fakat yıpratıcı yöntemlerle gösteriyor oldular. Bu içinizde bomba patlatmazsa bile sizi koca bir yalancıya çıkarır..   Bu ise korkunç acı verir ruhunuza…..

    Ailelerin erdemli dürüst ve kişilikli bireyler olarak yetişmesini bekledikleri eğitim kurumlarında ayrıca  alacakları diplomalar ile de bu değerlerin taçlanacağı beklentileri koca bir yalan oluyor, LGS,YKS,KPSS,ALES,TUS,DUS…ve benzeri tüm sınavlarda ki hırsızlık ve yolsuzluklar ile

 Benim İlham İREM’li yıllarımda en güvenilir kurumların başında  TSK, ÖSYM, MEB ,PTT KİT’lerin pek çoğu gelirdi. Bugün bunların pek çoğu yabancıların elinde, bizde kalanları da hırsızlık, yolsuzluk ve ahlaksızlık çukuruna batırılmış durumda.

   Gençlere dönüp bizler yine erdemden yine MONTAİGNE’nin “Hırsızlığın çirkinliği çalınan şeye göre değişmez ki ;ha altın çalmışsın ha  bir iğne” sözünü sınıflarımızda seslendireceğiz elbette. İçimizdekileri de boşaltarak….

    Ancak tarikat ve cemaatlerin artık cirit atmaktan çok kurallarını belirlediği ülkemizde( yeni ÖSYM Başkanı da dahil) bunların ipine sarılmışlarla bu ülkenin geleceğinin daha çok sıkıntılara gebe olacağı çok açık. Bugünün gençlerine /çocuklarına bir yirmi yıl sonra bakacak yüzümüz kalmayacak….

  O nedenle FETÜŞ’ün yerini yeni tarikat ve cemaatler dolduruyor şeklinde ki ifadelere katılmakla birlikte bir yanılsama olduğunu da belirtmek isterim. Çünkü 15 Temmuz 2016 dan bu yana öğretmenlerin, polislerin vs çoğunlukta olduğu işten alınmalarla temizlik yapıldığını sanmak elli yıllık ve arkasını CIA’ ye dayamış bir örgütü hafife almak olur.

    Bugün  “FETÖ ve Ekipmanı”  zaten en üst kademelerde ve bizi yönetiyorlar ancak bu üst kademede ki çekişmeden faydalanan diğer cemaat ve tarikatlarda olanca hızıyla açık gördükleri her kurumu ve kuruluşu doldurmak için yapılan tüm sınavlarda açık kapılardan hırsızlıklarına devam edecekler.

  Öyle ki son elli yıldır ahlaksızlığın, yolsuzluğun, hırsızlığın dibine vuruyoruz….

Yani İlhan İrem’in 1999 da yazdığı FETÜŞ mektubunun “ Gel de, içten pazarlıklı hayallerinin hiçbir zaman gerçekleşmediğini yakından gör" son cümlesini ne yazı ki daha biz göremedik…

 O’nun “Olanalar Olmuş” şarkısında ki gibi durumumuz…

 



ARŞİV YAZILAR