Deniz Yıldız | Küresel Enerji Krizi’nin Sebepleri | Güney Gazetesi Mersin
Deniz Yıldız

Küresel Enerji Krizi’nin Sebepleri


Geçtiğimiz yıl tüm Dünya’da enerji fiyatları hızla arttı. Fiyat artışları 1970'leri andıran bir "enerji krizi" tartışmasını başlattı. Belki, yine bir "enerji krizinden" söz etmeye izin verecek düzeyde fiyat artışları, tedarik sorunları söz konusu ama bu kez karşımızda 1970'lerden çok farklı bir durum var. 1970'lerdeki iki enerji krizinin arkasında, OAPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler örgütü) ambargosu (1973), İran Devrimi (1979) gibi sert jeopolitik sarsıntılar vardı.

 

Bu kez, sert ve istikrarsız fiyat artışlarının, tedarik sorunlarının arkasında patojenik, ekolojik, jeopolitik boyutlarıyla çok daha karmaşık bir dinamik var.

 

1. Covid-19 Boyutu: Covid-19 salgını pandemiye dönüşünce, hastalığın etkileri ve devletlerin aldıkları, kapatma, sosyal mesafe, karantina gibi önlemler hem tüketici talebini, turizm sektörünü, perakende sektörünü olumsuz bir yönde etkiledi, enerji tüketimini aniden ve şiddetle  düşürdü, birçok noktada tedarik zincirlerini koparttı, üretim ve taşımacılık dolayısıyla enerji tüketimi hızla frene bastı.

 

Sonrasında ise aniden Covid-19 aşıları, test sistemleri devreye girer ve sağlık sektörü son gelişmelere uyum sağlarken; hükümetler ekonomik basınca dayanamayarak önlemleri azaltmaya, tüketici talebi ve ekonomi hızla canlanmaya başladı. Enerji sektörü de bu duruma uyum göstermekte zorlanınca arz yetersiz kaldı.  2021'de Çin ekonomisi %8 düzeyinde büyüdü. Çin'in elektrik tüketimi bu dönemde yaklaşık %10 arttı. Çin, Likit Doğal Gaz ithalatında da 2020 ve 2021 yıllarında, Japonya'yı geçerek bu alanda dünya birincisi oldu.

 

2. Ekolojik Boyut: Ekolojik boyut ise iklim krizinin etkileriyle olduğu kadar iklim krizini önleme sürecinde fosil yakıtlardan uzaklaşma çabalarının piyasalara getirdiği belirsizliklerle de ilişkili. Sonbahar ve kış mevsiminde kimi bölgelere aniden çöken aşırı soğuklar gaza, petrole ve hatta kömüre olan talebi aniden arttırıyor.

 

Buna ek olarak aşırı sıcak ve aşırı soğuklar da bir diğer etken. Yazları aşırı sıcak hava dalgaları, soğutucu ve klima kullanımı üzerinden elektriğe olan talebi aniden ve hızla arttırıyor. Aşırı soğuklar Avrupa'da kimi yerlerde elektrik üreten rüzgâr tribünlerinin verimliliklerini azalttı. İklim krizinin etkisiyle oluşan kuraklıklar, özellikle Çin'de ve Güney Amerika'da da hidroelektrik üretiminin kapasitesini ve verimini düşürdü, doğal gaza ve kömüre olan talebi arttırdı.

 

3. Jeopolitik Boyut: Avrupa ülkeleri doğal gaz ihtiyacının yüzde 41’ini Rusya’dan, yüzde 16’sını ise Norveç’ten karşılıyor. Rusya’nın Ukrayna savaşı ile beraber “dost olmayan ülkelere” petrol ve doğal gaz ödemelerini ruble ile yapma zorunluluğu getirmesi ise ABD ve AB’yi alternatif kaynaklar aramaya itiyor. Bu karar ile birlikte Putin yönetimi, doğal gaz ihracatını bir savaş aracı olarak kullanacağını bir kere daha göstermiş oldu.                                                              

 

AB yönetimi üye ülkelerden gaz tüketimini % 15 azaltmalarını istiyor. Fransa, elektrik sistemi ENİ’yi kamulaştırmayı, nükleer enerji santralleri filosunu yenilemeyi planlıyor. İngiltere’de enerji şirketlerinin hızla artan kârlarına ek ve büyük vergiler getirilmesi tartışılıyor. Ana muhalefetteki İşçi Partisi fiyatların dondurulmasını talep ediyor ve iktidardaki Muhafazakar Parti'nin üyelerinin çoğunun bu talebi olumlu karşıladığı aktarılıyor. Almanya ve Belçika da nükleer enerjiden vazgeçme planlarını rafa kaldırıyor. Fransa, Hollanda ve Danimarka’da elektrik kısıntısına, ışık söndürmeye, duş alma süresini kısaltmaya yönelik kampanyalar ortaya çıkıyor.

 

 

Toparlayacak olursak enerji bağımlılığı tüm Dünya’nın ortak sorunu. Küresel iklim değişikliğinin getirdiği aşırı hava değişimleri, pandemiler ve savaşlar, her ekonominin enerjiye olan hassasiyetini körüklemekte. Ülkemiz Türkiye ise enerji ihtiyacını ithalat ile karşılayabildiği için cari açıkla mücadelede yara alıyor. Genç nüfusu, tarım arazileri ve çevik KOBİ firmaları ile potansiyeli yüksek olan ekonomimiz enerji krizini kalıcı olarak çözmeli. Bunun için bir devlet politikası olarak enerji bağımsızlığı ele alınmalıdır. Bugün ülkemizde tarımın da sanayinin de kalkınmasını sağlayacak ilk etken ucuz enerji olacaktır.



ARŞİV YAZILAR