Mehmet S. Nane | Küstah Yunan’ın hak ettiği cevap (1) | Güney Gazetesi Mersin
Mehmet S. Nane

Küstah Yunan’ın hak ettiği cevap (1)


Değerli okurlarım, bir önceki yazımda dördüncü defa izlediğim “Kurtuluş” dizisinden bahsetmiştim. Yunanistan’ın 18 adamızı işgal etmesi ve bu dizi okumakta olduğunuz yazıya ilham verdi.

 

***

 

Dizide de kısaca yer verilmiş. İstiklâl Harbi tarihini okuyan herkes, Yunan’ın işgal sırasında yaptığı mezalimi, işkenceyi ve vahşeti bilir. 

Geçenlerde Yılmaz Özdil bunun Türk nüfusun göç ettirilmesi için stratejik bir yıldırma politikası olduğunu yazdı. Doğru söyledi fakat konuyu eksik bıraktı. 

Konunun bu boyutu da olmakla birlikte, bu saptama Yunan’ın Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nde yenildikten sonra korkudan İzmir’e doğru çılgın gibi kaçarken yaptıklarını açıklamaya yetmiyor. 

Hatırlatırım ki Yunan, batıya doğru kaçarken yolunun üstündeki her köyü, her kasabayı yakıp yıktı ve karşılaştığı her Türk’ü vahşice katletti. Bunu da yenilmişliğin acısını ve öfkesini çıkarmak amacıyla somutlaşmış bir vahşet ve zalimlikle yaptı. Askerlik ve insan onuruyla bağdaşmayan adilikler, iğrençlikler, alçaklıklar sergilediler.

Türkiye’yi terk ederken yapılan bu kıyımın Türk’leri göç ettirme stratejisi ve politikasıyla ne alâkası vardır?

 

Yunan İzmir’e çıktığında tarihin görmüş olduğu en alçak, en haysiyetsiz, en vahşi, en gaddar, en namussuz, en adi sözde din adamlarından biri olan Hrisostomos, Yunan askerine hitaben, Türk kanı içmenin sevap olacağını ve kendisinin de Türk kanı içmek istediğini söyledi!

Yani Özdil’in söylediği gibi Yunan sadece stratejik göç mühendisliği için Türk’lere zulmedip katletmedi. Hem işgal süresince hem de kaçarlarken din adamı denilen bu alçağın gösterdiği hedef doğrultusunda bile isteye ve belki de zevk alarak Türklere bu zulmü yaptılar.

 

***

 

Bu yapılanlar, tarihin gördüğü en zalim ve gaddar katliamlardan biridir. Uygulanan vahşet, zaferin kazanılmasından sonra Türk’ler tarafından tespit ve kayıt altına alındı. 

Yakup Kadri Bey, Halide Edip Hanım ve Ruşen Eşref Bey bu mezalimi yerinde görerek kaleme alan çok değerli yazarlarımızdır.

Misli görülmemiş bu kana susamışlığın belgelerinin devletin arşivlerinde olduğuna eminim.

Ve artık o arşivlerin kullanılması zamanı geldi.

 

Not: Yazının 2. bölümü Perşembe günü yayımlanacaktır.

 



ARŞİV YAZILAR