Hülya Aslan | BİR OKULUN ÖĞRETMENLERİNİN BİR BANKA İLE SINAVI | Güney Gazetesi Mersin
Hülya Aslan

BİR OKULUN ÖĞRETMENLERİNİN BİR BANKA İLE SINAVI


  Sevgili okurlar bu yazımda Mersin’in “nitelikli” dedikleri okullarından birinde çalışan öğretmenlerin yaşadığı bir sıkıntıyı kaleme alacağım.

  Biliyorsunuz 2022/2023  eğitim öğretim yılının ilk haftasını tamamladık. Bahsi geçecek olan “ nitelikli okuldaki” öğretmenlerde diğer meslektaşları gibi eğitim sistemindeki niteliksizleşmenin yarattığı birçok sıkıntıya rağmen öğrencileri ile buluşmanın sevincini ve mutluluğunu yaşadılar. Fakat bu mutluluğu kıskanır gibi bir konuyla/sorunla morallerinin bozulması yanında çözüm bulunması içinde ciddi  zaman ayırmak zorunda bırakıldılar.. Öyle ki her teneffüs ve öğlen aralarında yaşadıkları bu sorunu çözüme ulaştırabilme adına ya telefonla arama ya da doğrudan ilgili yere gitmek mecburiyetinde kaldılar.

  Eğitim sistemindeki sistemsizliğin, plansız ve programsızlığın yarattığı bunca sıkıntılarla ve günü kurtarmaya dönük palyatif çözümlerle  yürütülmeye çalışılan, her eğitim öğretim yılında neden sonuç ilişkisi kurulmadan getirilen ve adına “yenilik” dedikleri ve fakat devamlılığı olmadığı gibi eğitim ve öğretime katkısı tartışılır uygulamalarla boğuşan ve bunlar yetmezmiş  gibi  her geçen gün daha da fakirleşen öğretmenlerin bir de olmaması gereken sorunlarla meşgul edilip yıldırılmaları bu ülke için en olağan işlerden biri haline geldi…

 Eğitim öğretim sistemi ile doğrudan ilgisi olmayan gerçekte bizce çok ilintili olan konuyu kısaca şöyle özetleyeyim…

  Biliyorsunuz bir promosyon hikayesi var, bankaların verdiği ve bu doğrultuda kurumların ya da emekli ise kişilerin sözleşmeler yaptığı …

İşte öğretmenlerin eğitim öğretimin ikinci haftasına girdikleri ve anlatacağım sorunlarının devam ettiği olay, tamda bu konu ile ilgili..

Konuya okulların bankalarla bu anlamdaki girişimleri ile başlayayım;

Okulların bulunduğu ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri ve sendikaların temsilcileri gerekli ön çalışmalar yaparak ve bankalardan gelen teklifleri dikkate alarak o günün şartlarına göre en uygun (promosyon, kartlar ve benzeri haklarda kolaylıklar gibi…)  gördükleri bir banka ile anlaşma imzalarlar. Böylece ilçe MEM ve sendikalarında mutabık olduğu ilgili banka ile o ilçede ki tüm okullarda anlaşmış sayılır….Bu uygulama uzun zamandır işleyen bir sistem…

İşte Mart ayında Yenişehir ilçesinde bulunan söz konusu okulda ki öğretmenlerde yukarıda anlattığım prosedürlerden sonra bir banka ile anlaşmış sayılıyorlar. Ancak anlaşması yapılan bu bankanın temsilcilerinin  o ilçede ki okullara gidip öğretmenlerle sözleşmeler imzalamasıyla da son işlemler tamamlanmış oluyor.

Yani artık okulun tüm idareci ve öğretmenleri maaşlarını bu bankadan alacağını , bunun karşılığında promosyon verileceği ve bankanın kartlarını istedikleri takdirde kullanabilecekleri gibi iş ve işlemler ile imzalatılan sözleşmeler yapılıyor.

    Bu arada bankaların en önemli kalemlerinden biri olan kredi kartını müşterilerine kazandırma çabası da gelen temsilcilerce yerine getiriliyor elbette.

   Kredi kartını müşterinin(öğretmenler) kabul etmesi ile ilgili, banka temsilcilerinin çabalarını öğretmenler de  “eğer bir komisyon kesilmeyecekse” alabilirim diyerek geri çevirmek istemiyorlar. Çünkü bir çalışan olarak emeklerine saygı duyduklarını bir çeşit göstermek istiyorlar. Gelen banka yetkilileri de “hayır kesilmiyor” karşılığı verince o gün orada olan öğretmenlerin tamamının adreslerine böylece kartlar gönderiliyor…buraya kadar da her şey normal ….

Ancak okulun açıldığı ilk gün olan pazartesi, bir öğretmenin kart dokümanına göz gezdirmesi ile olanlar olmaya başlıyor…Kart almış öğretmenlerin çoğunun Ağustos ayı olmak üzere  farklı aylarda hesaplarından 278 TL kart ücreti kesilmiş olduğunu görüyorlar .

    Hadi buna da bir yanlışlıktır, düzeltilir…olmuş olabilir diyelim…..Fakat olabilir dediğiniz bu sorunun çözümü o kadar da kolay olmuyor. Tamda zurnanın zırt dediği nokta burada başlıyor….

Yani soruna sebep olan Bankanın aynı probleme yönelik ve tamamen öğretmenin aleyhine işleyen farklı uygulamalarla güya çözüm getirmesi noktasında başlıyor.

Şöyle ki onca öğretmenden sadece iki öğretmen telefonla bankanın ilgili servisi ile görüşüp durumu bir teneffüs molasında ve hiçbir kesinti uygulamadan çözebilirken aynı banka birkaç öğretmene %75’ini geri ödeyebileceğini, bir kaçına “bankanıza gidip dilekçe yazın, 5 iş gününde dönüş yapılabileceğini”, bazılarına  “sözleşmenizde yazıyor şubenizle görüşün” gibi….gibi…bazıları ise telefonla ulaşamayınca doğrudan bankaya gidiyor.

   Bankaya gidip dilekçe yazanlar paralarının tamamının yatırılıp yatırılmayacağı endişesini de taşıyorlar, çünkü telefonla yapılan görüşmelerin çoğunda bu konu ile ilgili bağlantı kurdukları banka yetkililerinin  “yüzde yirmi beş gibi bir kesinti olacağını” söylediklerini belirtiyorlar..

 İlgili banka sözleşmelere dayanan gerekçelerini açıklayıp, haklılık noktaları bulmaya çalışsa da birçok öğretmen yapılan bu farklı uygulamalar ve kesintiler yanında  gerek ticari ahlaka gerekse hiç bir şeye değer vermediklerinin göstergesi olduğu nedeniyle kredi kartlarını iptal ettirme girişiminde bulunduklarını belirtiyorlar.

  Böyle bir maddi ve manevi eziyeti tarihi geçmişi hiçte az sayılmayan bir banka yapıyor…Hem de akıllara ziyan karlarına rağmen…

Bakın ekonomi sayfalarında bankacılık sektörünün net karının ilk yedi ayda beş kattan fazla artarak 207,8  milyar liraya  ve aynı sektörün net karının sadece Temmuz ayında yıllık yüzde 505 artışla 38,7 milyar liraya ulaştığını, dolayısıyla gerek ekonomik kriz dönemlerinde gerekse zahir zamanlarda en çok kazananın bu sektör olduğunu okuyoruz.

 Bu yılın ilk yedi ayı değil geçen yılın kasım ayından bu yana ekonomik krizin en derin ve en vurucu ağırlığını yaşayan bu halk, bankaların bu gibi aç gözlülüğü ile memurun/öğretmenin, emeklinin, işçinin… üç kuruşuna gözünü dikmekten maalesef geri kalmadıklarını bu yaşanılanla da göstermiş oluyorlar.

Bu yaşanılan olay öğretmenlerin banka ile kariyer sınavı mı diyelim………bilemedim.

 

 



ARŞİV YAZILAR