Deniz Yıldız

Narko ekonomi ve Türkiye


Uyuşturucu kullanımı ve ticareti bir küresel sorun olarak uzun yıllardır gündemde. Her geçen gün teknolojinin gelişimi ve sosyolojik değişimler sonucu kullanımı artmakta. BM’ye göre 2009 ile 2020 arasında küresel düzeyde uyuşturucu kullanımı yüzde 40 oranında arttı. 2020’de uyuşturucu kullanan kişi sayısı 310 milyondu, bu sayının salgın sebebiyle perçinlendiğine kesin gözüyle bakılıyor. Yine 2020 verileri incelendiğinde dünya nüfusunun yüzde 5,5’i uyuşturucu kullanıyor, bu sayı 2009’da 4,8’di.

 

Bu hızla büyüyen bir ekonomi gerçek Dünya’da pek çok ülkenin sorunudur. En uç örnek ise Afganistan; Küresel uyuşturucu yetiştiriciliğinin yüzde 90’ına sahip Afganistan, milli gelirinin yüzde 16’sını uyuşturucu trafiğinden sağlamakta. Ciddi düzeyde ulusal ekonomi ve üretimin bir parçası haline gelen yasa dışı uyuşturucu trafiği, ülkede istikrarsızlığın sürmesine neden oluyor. Batılı kaynaklar, 2020’de Taliban iltisaklı bazı yerel grupların uyuşturucudan 6,6 milyar dolar gelir elde ettiğini ileri sürüyor.

 

Ülkemize döner isek; Emniyetin raporuna göre Türkiye'de geçen yıl 20 bin kilo eroin, 146 bin kilo esrar, 3 ton kokain, 241 kilo metamfetamin ile, 3.7 milyon adet ecstasy, 12.9 milyon da captagon yakalandı. AB'nin saflığına göre verdiği fiyatlara bakılırsa bu miktarların parasal değeri 2 ile 3 milyar euro yani 9 ile 14 milyar lira arasında.

 

Gelelim asıl mevzuya. BM Uyuşturucu Kontrol Kurulu'nda yer alan Prof. Dr. Sevil Atasoy, pazara sürülen uyuşturucunun ortalama yüzde 10'unun ancak yakalanabildiğine dikkat çekiyor. Hemen altını çizelim, bu oran tamamının Türkiye'de satıldığı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla Türkiye üzerinden geçen uyuşturucu trafiğinin hacmi tahminen 90 ile 140 milyar lira civarında. Bu ne mi demek? Geçen yıl rekor büyüme göstererek 827 milyar liraya çıkan Gayrı Safi Yuriçi Hasıla'nın yüzde 11'i ile yüzde 16'sı kadar bir 'gölge ekonomi' var demek!

Tüpraş'ın piyasa değerinin 30 milyar lira, Erdemir'in 27 milyar lira, Aselsan'ın 26 milyar lira olduğu düşünülürse, narko-ekonomi Türkiye'de şu anda en büyük sektör.

 

Ülkemizin transfer aracı olduğu iki ana yol mevcut biri kara yolu ile eroin sevkiyatı. Diğeri deniz yolu ile kokain sevkiyatı.

 

1. Eroin iki yoldan Batı pazarına geçiyor. Biri Ukrayna, diğeri Türkiye. Ancak Suriye'deki 'vesayet savaşları' sonrası üretilen eroinin neredeyse tamamı Türkiye hattına kaydı. Bu da 200 tondan fazla demek. Bunu BM ve AB raporları açıkça, Emniyet raporu ise zımnen kabul ediyor.

 

2. Ülkenin gözleri önünde Mersin Limanı önemli bir kokain durağına dönüştü. Nedense Mersin Limanı’nın bir kokain üssüne dönüşmesine karşın yıllardır kontrollü teslimat uygulanmıyor. Soruşturmalar Mersin çıkmazında kalıyor. Kokainin limandan sonra kullandığı yol ve gittiği adresler hep karanlıkta kalıyor. Bu sayede kokainin dünyadaki yeni rotası işlemeye devam ediyor. Yakalanandan çok daha fazlası yoluna devam ediyor.

 

Dünya’nın en büyük pazar ekonomisi halen ne yazık ki uyuşturucudur. Ülkemiz de her geçen gün bu sektörün kilit oyuncusu haline gelmektedir.

 

Soruları soralım cevaplarını tarih verecektir.

 

1. Suriye ve İran sınırından ülkemize giren Afgan Eroini kimlerin kontrolünde Batıya nakledilmektedir ?

2. Yeni Kolombiya haline gelen Mersin Liman’ındaki kokain transferlerine emniyetimiz hangi sebeple kontrollü teslimat uygulamamaktadır?



ARŞİV YAZILAR