Bekir Yıldız

"Vergi"


İskoç şair R. Burns’in yaşadığı evin küçücük bir penceresi varmış. Çünkü o zamanlar bir evin penceresi ne kadar büyük olursa evin sahibi o kadar çok vergi verirmiş. Onu ziyarete gelen dostu, şair B. Vahapzade pencerelere bakıp şöyle demiş:

“Güneş ışığından alınan vergi, cehalet karanlığına harcandı.”

Edebiyat karın doyurmuyor ama zihni ziyadesiyle doyuruyor. Düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiriyor. Edebiyat kuramları çalışırken Burns’in evinin penceresine dair bu bilgi ile karşılaştım. Kendi ülkemi düşünmeye başladım. Nelerden vergi alındığını düşündüm. Alınan vergilerin akıbetini sorguladım. Sorguladıkça şairin ışığa verdiği verginin akıbetinden farklı olmadığını gördüm.

İktisatçı Jean Colbert “Vergileme sanatı, mümkün olduğunca fazla tüyü, mümkün olan en az bağırtıyla toplayabilmektir.” diyor. “Mümkün olduğunca fazla tüy” bana verginin miktarından çok verginin çeşidini düşündürdü. Nelerden vergi alınmış? İlginçtir ki aklımıza gelebilecek her şeyden vergi almaya kalkmışız. Tanzimat döneminde tüfekçiyan akçesi, kaftan akçesi, şerbet akçesi, post akçesi, tavuk baha, peşkeş, ağalık, kethüdalık vs. isimlerle düzensiz ve silah zoruyla vergiler toplanmış. Vergiyi anlamlı hale getirebilmek için vergi daireleri kurulmuş, kapısına da “Kendini vergilendiren halk millettir” yazılmış. Osmanlı vergileri şer-i ve örfi olarak ikiye ayırmış. Öşür, haraç, cizye, çiftbozan, resm-i çift, resm-i makam vs. diye isimlendirmiş.

Evlenen genç kızlardan, dul kadınlardan, kibritten, at besleyenlerden hatta bekârlıktan bile vergi alma kararı alınmış. Ünlü edebiyatçı Hüseyin Rahmi Gürpınar bu duruma “Evlenmedim, evlenmeyi de düşünmüyorum, bekârlığın ceremesi kaç kuruş ise çekmeye razıyım.” diyerek tepki göstermiş.

Dünyada da durum bizden farklı değil. Venedik gölgeden, Balear Adası güneşten, İngiltere korkaklıktan, Antik Roma özgürlükten, Fransızlar tuzdan, Ruslar sakaldan, Uruguay bıyıktan, İspanyollar ikinci kocadan vergi almışlardır.

Aydınlanma döneminin önemli eserlerinden Fransız Ansiklopedi’sinde “Devleti daha da zenginleştirmek için belki yüz tane tasarı hazırlanıyor ama bir bireyin devletin zenginliğinden pay alması konusunda iki-üç tasarıdan fazlası olduğu söylenemez.”yazmaktadır. Vergilerin halka geri dönüşünün gerekliliğini vurgulayan önemli bir cümle… Devlet olarak vergi toplamak kolaydır.  Benjamin Franklin “Ölüm ve vergiler dışında hiçbir şey kesin değildir.” der. Önemli olan verginin topluma hizmet olarak geri dönmesi ve bu durumun kamu vicdanında yer etmesidir.

Vergiler, cehalete, karanlığa, boş projelere ve bir takım yandaşlara gitmemelidir. Vatandaş vergilerinin nerelere gittiğini istediği gibi sorgulayabilme özgürlüğüne sahiptir. Bunu ister sosyal medyada, ister kürsüde, isterse de vergi dairesine giderek yapabilir. Bunu ister vekile, ister bakana isterse de başkana sorabilir. Buna hiçbir gücün karşı çıkma hakkı yoktur. Demokratik bir ülkede olması gerekende budur.

 

 



ARŞİV YAZILAR